Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5229 E. 2025/17690 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5229
- Karar No
- 2025/17690
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/478 E., 2023/2098 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2014/430 E., 2021/511 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacılar vekili; 20.07.2011 tarihinde ... Belediyesi aşevinde şofbenin patlamasıile oluşan yangında müvekkilinin ağır biçimde tüm vücudunun ve yüzünün yandığını, olay sonrası ... Eğt. ve Araştırma Hastanesinde 57 gün yoğun bakımda, 18 gün Cerrahi bölümde, 67... ... Ünv. Hastanesinde, tekrar 17 gün cerrahi bölümde, 11 gün ... Devlet Hastanesinde yatarak tedavi gördüğünü, devamında 4 ayda evde yattığını, davacının olay nedeniyle hayati tehlike geçirdiğini, tedavinin seyri ve şeklinin, çekilen ve duyulan acı ve ızdırapların, hayatta kalma mücadelesi içersinde duyulan korku ve endişelerin, büyük oranda malul kalınması durumları dikkate alınarak iş kazası sonucu iş gücü kaybına uğrayan müvekkili için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik davacılardan ... için 30.000,00 TL'si maddi tazminat ile 100.000,00 TL'si manevi, eşi ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsil tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; davacının müvekkili ... Belediye Başkanlığının işçisi olmadığını, diğer davalı ... Sanayi Ürünleri Tic. Ltd. Şti.’nin işçisi olduğunu, işveren olmayan müvekkili hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, diğer davalı ile müvekkili arasında sırf temizlik işlerine yönelik hizmet alımı sözleşmelerinin olması nedeniyle müvekkilinin sorumlu olacağı iddiasının yerinde olmadığını, işveren şirket olan diğer davalının işçileri işe alma, iş akdi yapma, işçilik ücretlerini ödeme, emir ve talimat verme, ücret bordroları düzenleme ve iş akdine son verme yetkisine tek başına yetkili olduğunu, hizmet alım sözleşmelerinde ve onlara ilişkin şartnamelerde iş kazası sonucu ödenecek olan tazminatların diğer davalıya ait olacağının belirtildiğini, aşevinin müvekkili ... Belediye Başkanlığına ait olmayıp ... Yardımlaşma ve Dayanışma Demeğine ait olduğunu, müvekkili Belediye Başkanlığının sadece kamu hizmetinin görülmesi amacıyla söz konusu aşevine gıda ve erzak yardımı yaptığını, yemeklerin dağıtımında söz konusu derneğe yardımcı olduğunu, ceza dosyasında müvekkil Belediye başkanlığına herhangi bir kusur atfedilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacılar tarafından talep edilen tazminat miktarlarının çok fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davacının çalışma süreleri boyunca temizlik işlerini yapan taşeron firmaların değişmesine rağmen, iş akdinin ara vermeksizin devam ettiğini, kaza tarihinde her ne kadar davacının sigortası müvekkili şirkette görünmekteysede, davacının iş akdinin en başından beri ara vermeksizin davalı ... de devam ettiğini, gerçekte işi asıl yönetenin ve talimatları verenin davalı ... olduğunu, kazanın meydana geldiği yer olan aşevinin davalı Belediyeye ait olduğunu,aşevinden yapılan yemek dağıtımlarının belediyenin ve aşevinin yetkilisinin belirlediği kişilerce yapıldığını, muvazaalı iş ilişkisi nedeni ile davalının asıl ve tek işveren olması nedeni ile davanın müvekkili şirket yönünden husumetten reddine veya aksi halde müvekkili şirkete karşı haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle "-Davanın kısmen kabulü ile kazazede işçi ... açısından 252.116,84 TL maddi tazminata, 70.000,00 TL manevi tazminata, kazazede eşi ... açısından 10.000,00 TL manevi tazminata," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Hüküm 1. bendinde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde belirtilmesi gerekirken davalıdan tahsiline şeklinde belirtilmesinin ve 7. no.lu bendinde davalılardan tahsiline şeklinde belirtilen hususun davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde düzeltilmesi gerektiğini, davacı ...'ın olayda ağır biçimde yaralandığını ve maluliyetinin %70 oranında olduğunu, yüzünde ve vücudunda birçok sabit eser kaldığını, talep edilen 100.000,00 TL manevi tazminatın tamamına hükmedilmesi gerektiğini, davacı eşi ... için talep edilen 20.000,00 TL tazminatın tamamına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin kusurunun olmamasına rağmen vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini belirterek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının müvekkili ... Belediye Başkanlığının işçisi olmadığını, diğer davalı ... Sanayi Ürünleri Tic. Ltd. Şti’nin işçisi olduğunu, davacının hizmet alımı kapsamında diğer davalı bünyesinde çalıştığını, diğer davalı tarafından aşevinde görevlendirdiğini, müvekkilinin davacının asıl işvereni olmadığını, müvekkili Belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, kazanın olduğunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporunun bilimsel değerlendirmeye ayalı olmadığını, dava konusu olayın, ... Belediyesi ile ... Ltd. Şti arasındaki hizmet alım sözleşmesine konu olan işin yürütülmesi sırasında meydana gelmediğinden asıl işveren -alt işveren ilişkisi kurularak ... Belediyesine kusur atfedilemeyeceğini, bilirkişilerin bu hususu dikkate almadığını, ... Belediye Başkanlığına ait olmayıp ... Yardımlaşma ve Dayanışma Demeğine ait olduğunu, müvekkili Belediye Başkanlığının sadece kamu hizmetinin görülmesi amacıyla söz konusu aşevine gıda ve erzak yardımı yaptığını, yemeklerin dağıtımında söz konusu derneğe yardımcı olduğunu, bu durumda kazadan sadece ... Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile diğer davalı ... Sanayi Ür. Ltd. Şti.'nin sorumlu tutulması gerektiğini, kusura ilişkin raporun hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkili Belediye Başkanlığına kusur atfedilemeyeceğini, ceza yargılamasında müvekkilen kusur atfedilmediğini, aşevini işleten ve esas sorumlu olan “... Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği” başkanı ...'ya kusur atfedildiğinden Derneğin ihyası için açılan Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/260 E. 2019/550 K. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve dernek Başkanı ...'ya davanın ihbarının talep edilmesine rağmen bu talebin değerlendirmeye alınmadığını, hesap raporlarında mahsup edilen PSD ve GİG bedellerinin yanısıra PSD’nin ve GİG’in faizinin de mahsup edilmesi gerektiğini, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının Belediyenin hakimiyetinde olduğunu ve müvekkili şirket hakimiyetinde olmadığını, işyerinde oluşmayan, müvekkili şirketin talimatı ile gidilmeyen, talimatı ile yapılmayan bir işden kaynaklı oluşan kazanın müvekkili açısından iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin kusurlu bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının müvekkili işçisi olmayıp SGK kayıtlarında müvekkili işçisi olarak görünmekteysede gerçekte Belediyenin işçisi olduğunu, muvazaalı iş ilişkisi nedeni ile davalının asıl ve tek işveren olması nedeni ile davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı ...'ın Belediyenin aşevinde Belediye tarafından görevlendirildiğinden somut olayın müvekkili açısından iş kazası olarak nitelendirerek tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kusur oranlarının hakkaniyetsiz, dayanaksız, orantısız şekilde dağıtıldığını ve hatalı olduğunu, davaya konu olayın meydana geldiği yerin, müvekkili şirketin faaliyet ve hizmet alanında bulunmadığı gibi davacı işçinin, müvekkili şirketin emir, talimat ve görevlendirmesi ile kazaya konu yerde çalışmadığından kaza ile müvekkil şirket arasında illiyet bağının bulunmadığını, gerçek işverenin ... Belediyesi olması nedeniyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, rapordaki kusur oranlarının bilimsellikten ve bilimsel tespitten, nedensellikten uzak, olay ile illiyet bağı olmadan belirlendiğini, davacı ...'e yüklenen olması gerekenden düşük kusur oranının tazminatı yükselterek kararı hukuka aykırı hale getirdiğini, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, hesap raporundaki hesaplamanın hatalı olmasına rağmen bu rapora itibar edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK. 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sanayi Ürünleri Ticaret Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. Maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 2. Değerlendirme 1.Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 2.Öte yandan, Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. 3.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4.Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir. 5.Gerekçe - hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup salt bu aykırılık bozma sebebidir. 6.Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinin 2. fıkrasında "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. 7.Mahkemece davaya konu tazminatların hüküm altına alınması sırasında maddi tazminat talebi yönünden "Davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile, hesaplanan 310.641,08 TL maddi tazminattan taleple bağlı kalınarak toplam 252.116,84 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 20.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, " denilmekle davada birden fazla davalı bulunmasına rağmen davalıdan tahsili yönünde hüküm tesisi infazda tereddüt yaratacak mahiyette olduğundan hatalı olmuştur. 8.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 9. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.