Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4587 E. 2025/9343 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4587
- Karar No
- 2025/9343
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/590 E., 2024/2022 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/604 E., 2022/246 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 06.08.2014 tarihinde, ............ metro inşaat işini yapan davalı işveren yanında çalışmaya başladığını, 28.12.2014 tarihinde gece vardiyasında yer altında metro tünelinde beton dökme işi yaparken beton kalıpları patladığını, yaklaşık 150 ton beton boşaldığını, müvekkilinin kaçarken sıvı beton ayağından yakalanarak yere düştüğünü ve betonun üzerinde gelerek kazanın gerçekleştiğini, kaza sonucunda vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar oluştuğunu, en çok sol ve ayak bileğinin hasar gördüğünü, ayak bileği ezildiğini, şu anda müvekkilinin ayağında irili-ufaklı 14-15 adet platin ve çivi bulunduğunu, bu nedenle yürürken, ayakta dururken zorlanmakta olduğunu, uzun süre yürüyemediğini, merdiven çıkarken çok zorlandığını, uzun yıllardır inşaat ve metro işinde çalışan birisi olarak artık bu tür işlerde çalışma imkanı kalmadığını, müvekkilinin çalışma hayatının fiili olarak bittiğini, müvekkilin geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile SGK nezdinde gerekli müracaatları bulunduğunu, maluliyet oranın belirlenmesi hususunda iki kez müracaat ettiğini, ancak her iki müracaatında da %0 maluliyet verildiğini, SGK nezdinde yapılan maluliyet oranı belirleme işlemlerinin yeterli olmadığını, maluliyetinin % 0 çıkmasının mümkün olmadığını, açıklanan sebeplere binaen müvekkil sigortalanın bizzat adli tıp başta olmak üzere ilgili kurumlara sevkinin sağlanmasını, muayene ile malul olup olmadığının, malul olmuş ise oranının tespitini arz ve talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun'un ilgili maddesi; Madde 64-1inci fıkra; 30/01/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine aşağıdaki fıkralar eklendiğini, ‘’31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesinin zorunlu olduğunu, diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talebin reddedilmiş sayıldığını, Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şartının olduğu, Kuruma başvuruda geçirilecek süre zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.’’ Kanun metni açık olup davacının talebi ile ilgili olarak öncelikle kuruma başvuru yapıp yapmadığının sorulmasını talep ettiğini, kuruma usulüne uygun bir başvuru yapılmamışsa davanın öncelikle usulden reddini talep ettiğini, davacıya ait kurum kayıtları Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezinden talep edilmiş ise de henüz kurum kayıtları tarafımıza ulaşmadığını, 5510 sayılı yasanın 95. maddesi ile "bu kanunun uygulanmasında sigortalıların sürekli iş göremezlik, malullük ve erken yaşlanma hallerinin, hak sahibi kimselerin malullük durumlarının tespitinde Kurum sağlık tesisleri sağlık kurulunca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızalar esas tutulduğunu, raporları yeterli görülmeyen ilgililer kurumca yeniden muayene ettirilebildiğini, ilgililerin durumlarının tespitinde son muayene raporu esas tutulduğunu, belirtilen raporlar üzerinde, Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır’’ hükmü gösterildiğini, Kurum kayıtları davalı vekili tarafına ulaşmadığından, davacı takipleri yönünden kurumun hangi safahatte olduğu taraflarınca bilinmediğini ancak yasal düzenleme açık olup öncelikle bu hususların yerine getirilmesi gerektiğini, kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmamakta olup davanın reddi gerektiğini, Müvekkil kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü durumunda müvekkil kurum aleyhine avukatlık ücreti ödenmesine hükmedilmemesi gerektiğini, sunulan nedenlerle; (celp ve ibraz olunacak delillere ve diğer hususlarda davanın esasına karşı beyanda bulunmak hakkı saklı kalmak kaydıyla) haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı iddialarının yersiz olduğunu, açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, davacı ... ... Metro inşaatı esnasında 28.12.2014 tarihinde İş kazası geçirdiğini, gerekli müdahalelerin anında yapıldığını, çalışanın sağlık durumu ön planda tutulduğunu, derhal hastaneye sevk edildiğini ve tedavisi için azami gayret gösterildiğini, ...'ın uğramış olduğu iş kazasının 29.12.2014 tarihinde SGK'ya bildirimi yapıldığını, davacı ... iş kazası sonrasında da işyerinde çalışmaya devam ettiğini ve yaklaşık 1 sene sonra davacı ...'ın iş akdinin sona ermesi nedeniyle 13.12.2015 tarihinde fesih edildiğini, kendisine tüm ücret, tazminatlar ve sair tüm haklarının ödendiğini, yani ayağında varlığı iddia edilen hasar çalışmasına engel olmadığını, iş akdi ayağındaki hasar nedeni ile değil sadece işin sona ermesi nedeniyle sona erdirildiğini, denek ki iş kazası sonucu çalışma kaybı olmadığını, davacı ...'a işe giriş esnasında gerekli iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin eğitimlerin verildiğini, ve tüm gerekli tüm koruyucu malzemelerin sağlandığını ve teslim edildiğini, bu konuda kendisine ayrıca iş güvenliği (ISG) oryantasyon eğitimi de verildiğini, hatta ISG eğitimi sınavına dahi tabi tutulduğunu, davacının Ekipbaş olarak çalıştığını, gerek iş tecrübesi ve gerekse de almış olduğu eğitimler sonucu Metro inşaatındaki çalışmaları esnasında Usta bir Beton Kalıpçısı ve bu konuda çalışan diğer çalışanlara ekipbaşı olarak nasıl hareket edilmesi gerektiğini bilen, talimat veren ve Beton Kalıplarının nasıl sağlam bir şekilde yapılması ile Beton'un kalıplara nasıl ve ne kadar dökülmesi gerektiği yönünde tecrübe ve bilgi sahibi olup, bu konuda eğitimli olduğunu, koruyucu malzemeler ile donatılmış bir çalışanın/Ekipbaşı'nın, beton kalıp çalışması ve beton dökümü sırasında azami dikkatli olması ve nasıl hareket edilmesini bildiğinin beklendiği, davacı Beton Kalıpçısı ustası ve Ekipbaşı olduğundan, bu konuda eğitimli, tecrübeli ve vasıflı birisi olduğundan, beton dökme çalışmaları esnasında nasıl tedbirler alınması gerektiğini, nasıl güvenli bir şekilde çalışılması gerektiğini bilmekte olup, bu hususlarda ayrıca eğitimler almış durumda olduğunu, bu nedenlerle kazazede işçi de olayın meydana gelişinde hatalı olduğunu, kalıp çalışmalarında gereken tedbiri ve özeni göstermediğini, talimatlara uygun hareket etmediğini, koruyucu malzemeleri tam olarak kullanmadığını ve kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, davacı ... iş kazası sonrasında da aynı işyerinde ve aynı görevde çalışmaya devam etmiş olduğundan, davacı vekilinin maluliyet oranı hakkındaki beyan ve iddialarının haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğundan kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın reddini yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;“...davanın kabulü ile, Davacı ...'ın davalı işveren nezdinde çalışırken 28/12/2014 tarihinde geçirdiği iş kazasına bağlı olarak %2.2 oranında malul kaldığının tespitine,...” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin ve davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi'nin 31.05.2022 tarihli, 2016/604 Esas - 2022/246 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, I)Davanın kabulüne, Davacının 28.12.2014 tarihinde geçirdiği iş kazasına bağlı olarak meslekte kazanma güç kayıp oranının, 22.07.2020 tarihine kadar %19,20, 22.07.2020 tarihinden itibaren azalma kaydıyla %2,20 olduğunun tespitine,” karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı kurum vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.