Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3785 E. 2025/10721 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3785
- Karar No
- 2025/10721
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2992 E., 2024/3655 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/104 E., 2024/227 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde davacının, davalının evinde ev hizmetleri olan temizlik, ütü, yemek yapma, çamaşır, bulaşık yıkama, alışveriş ve bahçe işlerinde, en son aylık net 1.300,00 TL/brüt 1.818,41 TL ücret karşılığında haftada en az 3 gün 08:30-18: 00... ,5 saat 1 saat mola ve 8,5 saat fiili olarak kesintisiz çalıştığını, 6552 sayılı Kanun’un 55. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un Ek 9. maddesi uyarınca Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında sigortalı sayıldığını ancak davalı tarafça davacının bu kapsamdaki çalışmalarının SGK’ya bildirilmediğini ileri sürerek, davacının, 01.04.2015-31.01.2018 tarihleri arasında davalı yanında ev hizmetleri işinde 5510 sayılı Kanun'a tabi olarak çalıştığının ve bu tarihler arasındaki hizmetleri ile prime esas kazançlarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.05.2015-31.01.2018 tarihleri arası dönemde davalının yanında "ev hizmetleri" işinde çalıştığını kabul ettiklerini, ancak haftalık çalışma gün sayısı ve günlük çalışma saatlerine ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı evinde iddia olunduğu gibi haftada 3-4 gün değil; yalnızca 2 gün (Pazartesi-Perşembe) çalıştığını, çalışma saatlerinin de iddia olunduğu gibi 08.30-18.00 arası değil 08.30-16.00 arasıyla sınırlı olduğunu, haftada 2 gün günde 7,5 saat çalışma gerçekleştirdiğini, haftada 15 saat (2x7,5515); ayda 60 saat( 15... —60) çalıştığını, davacının çalışmasının ayda 8 güne (60/7.5>8) tekabül ettiğini ve davacının 5510 sayılı Kanun'un Ek 9. maddesinde sayılan şartları sağlamadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Somut uyuşmazlıkta davacının davalıya ait evde çalıştığı sabittir. Çekişme davacının haftada iki gün mü üç gün mü çalıştığı noktasında toplanmaktadır. Dinlenen davacı tanıkları davacının üç gün çalıştığını ileri sürmüşlerdir. Davalı tanıkları ise gün belirterek iki gün çalıştığını beyan etmişler, komşu işyeri tanığı olarak tespit edilen davalı ile de bağlantılı Ekometrik Araştırma Derneği çalışanları da davacının Pazartesi-Perşembe günleri çalıştığını söylemişlerdir. Davalı taraf, ... .... imzalı mektupta davacının haftada iki gün çalıştığı hususunda kabulü olduğunu, bu kabulün tanık anlatımlarıyla desteklendiğini belirtmişlerdir. Diğer yandan davacı tanıkları davacının haftada üç gün bazen dört gün gittiğini beyan etmişlerdir. Davacının kızı ... mektubu kendisinin yazdığını kabul etmiş ve annesi davacının tazminat talep ettiğinde karşı tarafın iki gün çalıştı demeleri nedeniyle iki gün çalıştığını yazdığını, mektuptan annesinin haberinin olmadığını söylemiştir. Tanığın samimi beyanı karşısında mektubun annesinin bilgisi dışında yazıldığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacı tanıklarının ve kamu tanığı market işleteni beyanları ve çalışılan evin niteliği nazara alındığında Mahkememizce davacının davalı işyerinde haftada üç gün çalıştığı kanaati oluşmuştur.” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya ait evde 01.04.2015-31.01.2018 tarihleri arasında haftada 3 gün, toplam 22,5 saat olmak üzere ayda 13 gün hizmet sözleşmesine dayalı prime esas alt kazanç üzerinden çalıştığının tespitine, davacının prime esas kazanç tespit talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili özetle, 1-Davacının müvekkili nezdinde haftada yalnızca 2 gün (Pazartesi-Perşembe) ve 08.30-16.00 saatleri arasında çalıştığını, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılmasının mümkün olmadığını, 2-Mahkemenin dosyada mübrez "mektup" evrakına dair değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, müvekkilline ulaştırılan ve altında davacının adının yazılı olduğu mektupta, davacının haftada iki gün çalıştığının açıkça yazılı olduğunu,söz konusu mektuptan hem davacının kızı hem de eşi haberdarken, yalnızca davacının haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mezkur mektup içeriğinde açıkça “…haftada 2 günde sizin tam 1 haftalık işinizi yaptım…” ibaresinin yer aldığını, 3-Davacının haftada 3 gün ve daha fazla olarak müvekkilinin evinde çalıştığı iddiasının hiç bir şekilde ispatlanamadığını, tüm bu nedenlerle hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; 1-Sigortalılık başlangıç tarihi ve hizmet tespitine yönelik davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemesi gerektiğini, 2-Müvekkili Kurumun yapmış olduğu işlemlerin mevzuat gereği olup herhangi bir hukuka aykırılık ve yanlışlık bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.04.2015-31.01.2018 tarihleri arasında davalıya ait evde hizmet akdi ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Öte yandan uyuşmazlığın çözümü için ev hizmetlerinde çalışanlar yönünden mevzuatın incelenmesi gerekmektedir. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 3. maddesi sigortalı sayılmayanları düzenlemiş ve Kanun'un 3. maddesinin I/D bendinde, ev hizmetlerinde çalışanların tamamı sigorta kapsamı dışında tutulmuştur. Başlangıçta ev hizmetlerinde sürekli veya süreksiz çalışanların tümü 506 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuş iken, 506 sayılı Kanun’un mülga 3. maddesinin 1/D bendinde 11.08.1977 tarihli 2100 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli çalışanlar sosyal sigorta kapsamına dahil edilerek, sigortalı sayılmışlardır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda ise sigortalı sayılmayanlar 6. maddede de düzenlenmiş olup, 6. maddenin c bendine göre, “Ev hizmetlerinde süreksiz olarak çalışanlar ile ev hizmetlerinde hizmet akdi ile sürekli çalışmasına rağmen, haftalık çalışma sürelerinin 4857 sayılı İş Kanunu'nda belirtilen sürelerden az olması nedeniyle, aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar” sigortalı sayılmamış iken 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin c bendi “Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiştir. Ancak, 6552 sayılı Kanun’un 55. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a "ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı" başlıklı Ek 9. madde ilave edilmiş ve bu düzenleme 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna parelel olarak 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun sigortalı sayılmayanları düzenleyen 6. maddesinin c bendinde yer alan “(ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” ibaresi “(Kanun'un ek 9. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik de 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yeni düzenleme çerçevesinde ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan çalışanlar, Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır. Ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için ise kanunda belirtilen oranda iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenmesi gerekmektedir. Bu düzenleme 10 günden az çalışanları uzun vadeli sigorta kolları bakımından kapsam dışı bırakmaktadır. (TBB Dergisi 2015 (120) A. .. ....) Diğer yandan, 5510 sayılı Kanun'unda 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce verilen Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280 E., 2014/65 K. sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir; "...İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun. 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanun'ların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir. Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır. Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesi uyarınca: “Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar. D) (Değişik: 11.8.1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…” Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca; “…bu Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; …c) (Değişik: 17.4.2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4. ve 5. maddelere göre sigortalı sayılmaz.”. Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir. Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanun'ların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar. Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir. Buna göre diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 5 06... sayılı Kanun'larda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1. maddeleri uyarınca, İş Kanun'ları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır. Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz. ... Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir... Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir ... Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır. Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır. Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır..." Davacının davalıya ait ev hizmetleri iş yerinde 01.04.2015-31.01.2018 tarihleri arasında aralıksız çalışmalarının tespitini istediği eldeki davada, Mahkemece 01.04.2015-31.01.2018 tarihleri arasında haftada 3 gün, toplam 22,5 saat olmak üzere ayda 13 gün olacak şekilde kısmi süreli olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmişse de Mahkemece verilen hükmün hatalı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davacı tanıklarının beyanlarının hükme esas alındığı belirtilmişse de bu tanıklardan market çalışanı olan tanığın talebi de aşar şekilde davacının haftada en az dört gün çalıştığını; davalının komşusu olan davalı tanıklarının ve re’sen tespit edilen komşu işyeri tanıklarının davacının haftada 2 gün çalıştığını beyan ettikleri; davacının kızı tarafından davalıya yazıldığı anlaşılan mektupta ise davacının haftada 2 gün işe geldiğinin belirtildiği görülmüştür. Söz konusu mektupta davacının haftada 2 gün çalıştığının belirtilmesi karşısında, davacının davalıya ait ev hizmetleri işinde haftada 2 gün olmak üzere ayda 8 gün çalıştığı, 5510 sayılı Kanun'un Ek 9. maddesine göre 4/1-a kapsamında çalışma sayılması için gereken 10 günlük çalışma süresini doldurmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca karar başlığında Kurumun fer’i müdahil olarak gösterilmesi gerekirken davalı olarak gösterilmesi de hatalı olmuştur. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.