Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/17811 E. 2026/4916 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/17811
- Karar No
- 2026/4916
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1817 E., 2024/1804 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/493 E., 2023/902 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi olan ... ...'nin davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketine ait gıda deposunda çalıştığını, bu işveren şirket adına sipariş teslim ederken kullandığı aracın ticari taksi ile çarpışması sonucunda gerçekleşen kazada hayatını kaybettiğini; müteveffaya işe alındığında işe başlama eğitimi verilmediği, ağır ve yoğun temponun sonucunda trafik kazası geçirdiğini; ... Muhammed ...'nin diğer davalı şirkete kayıtlı görünmesine rağmen esasında ... Teknoloji ... Anonim Şirketi çalışanı olduğunu; pandemi döneminde sokağa çıkma yasağının olduğu süreçte ... adına işveren ... Teknoloji ... Anonim Şirketi tarafından düzenlenen "İstegelsin" antetli ve bu şirket kaşeli "Çalışma İzin Belgesi"nin kaza sırasında müvekkilinin üzerinde bulunduğunu beyan ederek maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur. II. CEVAP 1-Davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketi vekili, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkil Şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, müteveffanın müvekkil Şirket çalışanı olmadığı gibi müvekkili şirket ile diğer davalı Şirket arasında asıl-alt işveren ilişkisi ya da herhangi bir organik bağ bulunmadığını; müvekkili Şirketin, müteveffayı işe alma veya işten çıkarma ile kendisine emir ve talimat verme yetkisinin bulunmadığını, müteveffanın ücretinin müvekkil şirket tarafından ödenmediğini beyan ederek açılan davanın reddini istemiştir. 2-Davalı ... cevap dilekçesi sunmamış ve yargılamayı takip etmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu kanaatine varılmakla birlikte; "...Yapılan yargılama sırasında, davacı tanıkları dinlenmiş, ölenin veraset ilamı, İstanbul Anadolu 68.Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/519 E.sayılı dosyası, ... tarafından olaya dair düzenlenen teftiş raporu ve diğer kurum kayıtları dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce aldırılan kusur raporunda; iki ihtimalli olarak kusur raporu hazırlanmış ve her iki ihtimalde de kazanın meydana gelmesinde işverenin her hangi bir kusurunun bulunmadığı, meydana gelen iş kazasının oluşumunda davalı işverene kusur izafe edilmesi mümkün olmadığı bildirilmiştir. İş kazasında, işverenin istihdam eden sıfatıyla sorumlu tutulabilmesi için kazanın işin görülmesi esnasında gerçekleşmiş olması yeterli olmayıp bunun yanında, yürütülen faaliyetle zarar arasında uygun nedensellik bağının varlığı da gerekir. Dolayısıyla olayımızda meydana gelen trafik iş kazasında, kazanın, kaza geçirenin ve 3.kişinin kusuru ile meydana geldiği işveren açısından nedensellik bağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1-Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; a.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tarafların kusur durumuna ilişkin tespitin tereddüte ... vermeyecek nitelikte ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, iş kazasına ilişkin İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/519 E. sayılı dosyasına kayden yürüyen ceza yargılamasında, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2023/1458 E. 2023/3989 K, sayılı kararı ile seçenekli kusur raporunun hükme esas alınabilir ve denetlenebilir nitelikte olmadığı yönünde kaldırma kararı verildiğini, b. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, 6331 sayılı Kanunun 4-19. maddelerinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre işyerinde uygulanması gereken mevzuatın ilgili maddeleri göz önünde tutularak, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenerek kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığını; bu nedenle raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını; olayın iş kazası olduğunu ve müteveffanın davalıların hakimiyeti altında bulunduğu esnada, davalılar için ifa ettiği iş nedeniyle meydana gelen kaza sonucunda hayatını kaybettiğini; kendisine gerekli eğitimin verilmediğini; bilirkişi raporunda sürücü belgesinin yeterli olduğuna atıfla iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesinin olayla illiyet bağı olmadığı belirtilmiş ise de iş yapısı gereği, paket teslimat süresi baskısı, aşırı çalışma saatleri, psiko-sosyal sorunlar, dinlenme olanağından yoksunluk, mesleki yeterlilik eksikliği gibi faktörlerin göz ardı edildiğini; ağır iş temposuna sahip olan iş için sürücü belgesinin bulunmasının yeterli kabul edilemeyeceğini; müteveffanın işverence gecenin geç saatlerine, sabahın da erken saatlerine kadar hukuka aykırı olarak çalıştırılmış olduğundan ağır ve haksız temponun doğal sonucu olarak da bu ölümlü trafik kazası (iş kazası) meydana geldiğini; olayda işverenin önleme, bilgilendirme ve eğitme, özen yükümlülüğünün yerine getirilmediğini; c.İşçiye gerekli eğitimlerin verilmemesi, işçinin kullandığı aracın teknik bakımlarının yapılmamış olması veya yapılmış olsa bile kazanın teknik bir arıza sonucu meydana gelmesi hallerinde işveren tehlike sorumluluğu kapsamında sorumlu olduğunu; ç. İşverenlerin işçilere verdikleri eğitimlerin sertifikalarını özlük dosyasında saklaması, tüm araç ve ekipmanların bakımlarını periyodik olarak yaptırması, talimatların anlatıldığına ilişkin belgeleri imzalatması gerektiğini; dosyada bu yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin açık olduğunu; aksini kanıtlar nitelikte hiç bir zorunlu belge sunulmadığını; buna rağmen işverene kusur yüklenmemesi ve illiyet bağının mevcut olmadığı yönündeki bilirkişi raporunun hatalı olduğunu; d.Mahkemece aydınlatma görevi kapsamında işverenin verdiği eğitimlere dair herhangi bir delil araştırması yaptırılmadığını ve kayıtların incelemediğini; kazanın iş kazası olmasına rağmen iş kazası yönünden bir değerlendirme yapılmadığını; e.İstegelsin firmasının, müşterilerinin ihtiyaçlarını evden çıkmalarına gerek kalmadan çalışanları vasıtasıyla kapılarına götürmeyi vadeden bir işletme olduğunu ve çalışanların, işbu hizmeti kullanmış oldukları araçlarla sağladığını; çalışanların kullanmış oldukları araçların tamamının İstegelsin'e ait olmayıp, bir kısmının dışarıdan bazı firmalardan temin ettiğini, araç tedarik eden firmalardan birisinin de diğer davalı ... Ltd. Şti. olduğunu; müteveffanın her ne kadar bu şirketin aracını kullanarak çalışmış olsa da kaza anında üzerinde bulunan pandemi döneminde çalışma izin belgesinin davacı adına davalı işveren ... Teknoloji ... Anonim Şirketi tarafından düzenlendiğini; f.Olayda işverenin önleme, bilgilendirme ve eğitme yükümlülüğünün yerine getirilmediklerini, hiç bir şekilde bunları sağladıklarına dair düzenlemekle yükümlü oldukları belgeleri sunmadıklarını, g.Kusur raporunda belirtildiği gibi müteveffanın ilaç etkisinde olduğuna dair bir kanıt bulunmadığını, ... maddesinin etkisi altında olmadığının otopsi raporunda açıkça belirtildiğini, kanda bu maddeye rastlanılmadığını; bilindiği üzere metamfetaminin vücuttan atılma süresinin 70 saatten fazla olduğunu, kanında çıkmayıp sadece idrar testinde tespitinin, maddenin etkisinin geçtiği ve vücuttan atılma aşamasının sonunda olduğunu gösterdiğini, bunun işçinin aleyhine yorumlanmasının mümkün olmadığını, yeterli ve doğru tespit yapamayan bilirkişilerin ... madde buluntusuna dayanarak olsa olsa kusurlu budur minvalinde hükme esas alınmayacak sadece ön yargılı ve duygusal bir değerlendirme yaptıklarını; bu bakış açısının bilirkişi raporununun hükme esas alınacak delil niteliğini haiz olmadığını ortaya koyduğunu, ğ.Müvekkilinin ölümüne davalıların iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmalarının neden olduğunu; işverenlerin müvekkillerin destekten yoksun kalmasına maddi zarara uğramasına ve manevi acı elem ve ıstırap duymasına neden olduklarını, maddi ve manevi tazminatın bütün koşullarının oluştuğunu; uyuşmazlık konusu olayda uygun illiyet bağının bulunduğunu; hakimin illiyet bağının kesilip kesilmediğini değerlendirirken üçüncü kişinin ve zarar görenin fiilinin illiyet bağını kestiğini çok dar yorumlamaması gerektiğini; ancak ilk derece mahkemesince hatalı olarak aksi yönde değerlendirme yaptığını, h.İşvereninin iş kazasından sorumluluğunun sözleşmeden kaynaklanmasına rağmen tehlike nazariyesine dayalı kusursuz sorumluluğu da içerdiğini; işverenlerin işçisini iş ve işyeri tehlikelerine karşı korumayı taahhüt ettiği gibi çağın teknolojisinin yarattığı fakat önlenmesi mümkün olmayan tehlikelerden de doğacak zararları da taahhüt etmiş sayıldıklarını, üçüncü kişinin kusuru sonucu meydana gelen tehlikeleri ve iş kazası tespitinin de bu tehlike kavramı içinde düşünmek gerektiğini; bu hususların niteliği gereği sözleşmesel yükümlülük olarak kabul edilmesi gerektiğini; Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişlettiğini, uygun illiyet bağının kesildiğinin ispat edilemediğini; hizmet sözleşmesinin bu kapsamı ve niteliği gereği somut olayda da işverenin sorumluluğu açısından uygun sebep sonuç sonuç bağlantısının varlığının ve devam ettiğinin kabulü gerekirken aksi yönde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 2-Davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin işveren sıfatının bulunmadığını, diğer davalı ile aralarında asıl-alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda işlem yapılarak davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Kaza sırasında araçta teknik kusur bulunduğuna ilişkin somut bir iddia ya da tespit bulunmamaktadır. Tanıkların beyanlarında davacının iddia ettiği gibi aşırı ve yorgun olarak çalıştırma gibi bir açıklama yer almamakadır. Bu yönde somut bir delil yoktur. Dahası dinletilen iki tanıktan biri davacıdan farklı bir yerde ...'de çalıştığını beyan etmiş olup; diğer tanık ise davacıyı 2-3 kere gördüğünü, ne zamandır çalıştığını görmediğini söylemiştir. Kaza trafik iş kazası olup; ölen işçi kaza sırasında uygun ehliyetle araç kullanmaktadır. Özetlenen bilirkişi raporlarının hiçbirinde işverenlere kusur atfedilmemiştir. İşverenlerin kusurlu olduğuna ilişkin delil ya da kayıt bulunmamaktadır. Davacının yeterli ehliyete sahip olması karşısında ayrıca işverenlerce trafikle ilgili ... verilmesi gerekmediği değerlendirilmiştir. Olayın trafik kazası sonucu gerçekleşmiş olması karşısında başkaca iş güvenliği eğitimlerinin verilmemiş olmasının kaza ile illiyet bağının bulunmadığı değerlendirilmiştir. Yine ceza dava dosyasının UYAP'tan incelenmesinde, üçüncü kişi konumundaki kazaya karışan diğer araç sürücüsünün önce mahkumiyetine karar verilmiş ise de bu kararın istinaf incelemesinde kaldırıldığı ve kaldırma kararından sonra aldırılan bilirkişi heyet raporunda da kazalı sigortalının tam kusurlu olduğunun belirlendiği, buna göne üçüncü kişinin beraatine karar verilmiş olduğu; kararın istinaf aşamasında bu sanığın hayatını kaybetmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda, aldırılan kusur bilirkişi raporları, adli tıp kurumu raporları, dava süreçleri dikkate alındığında; İlk Derece Mahkemesinin davalıların kusurlarının bulunmadığına ve dolayısıyla davanın reddine ilişkin kararında hata bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yine yukarıda belirtildiği üzere davalı ... Teknoloji Tic. A.Ş.'nin asıl işveren olmadıklarına ilişkin istinaf itirazları da haklı bulunmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmeye göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilmekle; ..." gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketi vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekili ile davalı ... Teknoloji ... Anonim Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.