Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16501 E. 2026/5913 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16501
Karar No
2026/5913
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/915 E., 2025/1581 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/281 E., 2024/36 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacıların annesi ... ile .. adına vekaleten kendi adlarına asaleten ... ..., ... ... arasında .. .. Noterliğinin 21.02.1978 tarih ve .. yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre .. ili .. ilçesi .. mah 64... ada 4 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın murisleri ...'tan intikal eden hisselerini davacıların murisi ...'e 30.000,00 TL bedel karşılığında satmayı vaad ettiğini ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin noter huzurunda usulüne uygun olarak düzenlendiğini, bu taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ninde açılan davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/578 E. 2022/545 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, kararın 18.12.2022 tarihinde kesinleştiğini, ilgili dosyada davalı olan .., .. .., .. ve ... ... adına .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 127 78... parselde kayıtlı bulunan tapu kayıtlarının iptaline ve müvekkilleri adına kayıt ve tesciline karar verildiğini, dava devam ederken davalı kurum tarafından dava tarihi olan 29.11.2019 tarihinden sonra ..'ın hisse sahibi olduğu, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 127 78... parselde kayıtlı bulunan tapu kaydına haciz şerhi konulduğunu, kararın18.12.2022 tarihinde kesinleşmesi üzerine söz konusu taşınmazın haczin tarafı olmadıklarından taraflarınca kaldırılamayacağı için ve hem de yeni konulabilecek hacizleri önlemek için haciz şerhiyle birlikte müvekkilleri adına kayıt ve tescil edilmek mecburiyetinde kalındığını, 25.05.2023 tarihli dilekçe ile .. .. . ...'ye başvurularak kamu haczinin kaldırılması talep edildiğini, .. .. .. ...'ce cevap verilmemiş olduğunu, .. ... Noterliğinin 21.02.1978 tarih ve .. yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tarihi itibarıyla müvekkillerinin annesi tarafından anlaşılan bedelin ödendiğini, yani 21.02.1978 tarihi itibariyle, .. .. .. .. ... tarafından hissesine haciz konulan ...'ın söz konusu hissenin aslında gerçek sahibi olmadığını, ayrıca .. ..'ın bahsi geçen taşınmazdaki hisse bedelinin 1.740,92 TL olduğunu, .. .. .. ...'ye olan 52.000,00 TL' lik borcunu karşılar nitelikte bile olmadığını belirterek, .. ili .. ilçesi .. mahallesi 127 78... parsele ait tapu kaydına .. . .. .. ... olan 25.01.2022 tarihli haciz yazısı ile konulan kamu haczinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesindeki belirtilen davada ...'nın taraf olmadığı gibi, yargılama sırasında müvekkil Kuruma herhangi bir ihbarda da bulunulmadığını, müvekkil Kurum alacağının tahsili yönünde işlemlere Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama devam ederken giriştiğini, Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının 20.09.2022 tarihinde verildiğini, kararın 18.12.2022 tarihinde kesinleştiğini, oysaki müvekkil Kurum tarafından dava konusu taşınmaza konulan haciz şerhinin 25.01.2022 tarihli olduğunu, davacı tarafından Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 2019 yılında ihtiyati tedbir konulduğu belirtilmişse de, bu tarihten sonra yalnızca müvekkil Kurumun değil, şahıs ve kurum bir çok haciz şerhi bulunduğunu, Yargıtay kararları uyarınca haciz tarihinde taşınmazın borçlu adına kayıtlı olmasının yeterli olduğunu, haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3. kişinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi halinde dahi haciz tarihindeki mülkiyet durumuna etkisi olmayacağını, kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını, haciz tarihinde taşınmaz malikinin ... olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, mahkemece aksi kanaatin hasıl olması halinde ise haciz konulduğu tarihte .. 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamanın devam ettiğinin, huzurdaki davanın ikame edilmesine Kurum sebep olmadığının gözetilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını, mahkemece eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık davacılara ait taşınmaza konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/16501, K. 2026/5913, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-16501-e-2026-5913-k-a90c0b6fa47e