Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15296 E. 2025/17815 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15296
Karar No
2025/17815
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/352 E., 2025/118 K.

Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezi sınırları dâhilinde ... numaralı Karayolları Müdürlüğü Kamu İhalesi ile ilgili oluşturduğu işyeri siciline 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrası (i) bendinde öngörülen 5 puanlık indirimden yararlanma şartlarını taşıdığı halde hiçbir kanun numarasına bağlı olmaksızın (5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fikrasının (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanmadan) 2009/01-12 dönemine ait aylık prim ve hizmet belgelerini kanuni surelerinde beyan ettiği ve yasal vade sürelerinde Sosyal Güvenlik Kurumunun banka hesabına ödediği, 5510 sayılı Kanun kapsamında söz konusu dönemlere ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin beş puanlık indirimden faydalanmadan şirket tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeme yapıldığı için şirketin istihkaklarından İhale Makamınca da herhangi bir kesinti yapılmadığı, şirketin bu kez 16.02.2012 tarih ve 3122907 sayılı dilekçesi ile Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinden 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrası (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden yararlanma şartlarını taşıdığı halde daha önce 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrası (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanmadan sehven beyan ettiği 2009/01-12 dönemlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerini iptal eden iptal belgeleri ile ilgili dönemlere ait verilen belgelerdeki çalışanların isimleri, prim gün ve prim matrah tutarlarının aynı kalacak şekilde ancak 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fikrası (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanarak hazırlanan ek aylık prim ve hizmet belgelerinin kabulünü istediği, ... Sigorta Primleri Daire Başkanlığı tarafından şirket ile aynı durumda olan şirkete Daire Başkanı Şube Müdürü ... tarafından imzalı 15.12.2011 tarihli cevap yazısında özetle faaliyeti son ermiş olan ihale sonusu temizlik işlerinizle ilgili olarak genelgenin hükmü uyarınca 5 puanlık işveren sigorta primi indiriminden yararlanabilmeniz için dilekçenizde belirtmiş olduğunuz işlerinizin taahhüt edildiği ihale makamları nezdinde yazışma yapılarak beş puanlık prim indiriminden yararlandırılıp, yararlandırılmayacağınız hususunda ilgili idareden alınacak cevâba göre işlem yapılacağından, ihale makamlarınca anılan indirimden yararlandırılmanız hususunda cevap verilmesi üzerine genelgede açıklandığı gibi gayri faal bu iş yerlerinizden dolayı geriye doğru söz konusu indirimden yararlandırılmanız, bu meydana doğacak prim farkının faal olan iş yerlerinizin prim borcuna mahsup edilmesi mükün bulunmaktadır denildiği, ... Sosyal Güvenlik Merkezinin davacı şirketle aynı durumda olan şirkete verilen SGK Başkanlığı yazısına istinaden aylar sonra ilgili İhale Makamına 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fikrası (i) bendinde öngörülen beş puanlık indiriminin istihkaklarındım kesilip kesilmediğini Kurum yazışması ile sorduğu, İhale Makamının da beş puanlık indirimin daha ünce beyan edilen aylık prim ve hizmet belgeleri tahakkuklarında bulunmadığı (Şirket tarafından beş puanlık indirimden faydalanmadan beyan edildiği için) şirketin istihkaklarından kesilmediğini ... Sosyal Güvenlik Merkezine yazı ile bildirdiği, bu gelişmeler ışığında Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin tekrar Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından konu ile ilgili bilgi istediği, ... sigorta primleri Müdürlüğünün ilgili Kuruma vermiş olduğu 30.11.2012 tarih - 19365142 sayılı cevap yazısında "bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi 6111 sayılı Kanun'un 39. maddesi ile değiştirilmiş olup, 01.03.2011 tarihinden sonra 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve Uluslararası Anlaşma Hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri 4734 sayılı Kanun'dan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerlerinde beş puanlık indirimden yararlanması mümkün bulunmamakta iken 01.03.2011 tarihinden önce ihale konusu işlerde söz konusu indirimden yararlanılmasına imkan bulunmakta idi. Bu bağlamda ihale komşu işlerle ilgili 2011/ Şubat öncesi aylara ilişkin beş puanlık indirimden yararlanma talebi olan işverenlerce Kanun türü seçilmeden yasal sûresi içinde verilmiş olan aylık ve hizmet belgeleri için iptal 5510 sayılı Kanun türü seçilerek asıl nitelikte aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmesi halinde, ihale makamlarından indirimden yararlanmak istenilen dönemlerde işverenin istihkaklarından beş puanlık indirim için kesinti yapılıp yapılmadığının sorulmasına, ihale makamınca kesinti yapıldığının bildirilmesi halinde, Kanunda aranan diğer şartları da haiz olunmak şartıyla, beş puanlık indirimden faydalanılmayan aylar için işverenin beş puanlık indirimden yararlandırılması, İhale makamınca kesinti yapılmadığının bildirilmesi halinde ise işverenin beş puanlık indirimden faydalandırılmaması gerekmektedir" denildiği, ikinci kez alınan yazı ile Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 25.04.2014 tarihinde kendilerine tebliğ ettiği 24.04.2014 tarih ve 26973348 / 20699 / 1060698/ 2183557 sayılı yazısı ile 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin 01.03.2011 tarihinde itibaren değişen ve söz konusu tarih ile geçerli olan madde hükmü ile 2009 / 139 sayılı Sosyal Güvenlik Genelgesinin "Beş Puanlık Prim indiriminden Yaralanan İhale Konusu işyerleri İle İlgili Yapılacak işlemler" başlığındaki açıklamalar nedeni ile söz konusu dilekçelerindeki ilgili dönemlere alt iptal ve ek aylık hizmet belgelerinin işleme alınmayacağı hususunu belirtip taleplerini reddettiği, şirketin ilgili işyeri sicil numarasına beyan ettiği aylık hianet belgelerinin dava konusu dönemleri içeren beyan tutarının 2009 yılının Ocak 31.335,30, Şubat 31.006,35, Mart 31.054,09, Nisan 31.322,95, Mayıs 32.215,25, Haziran 31.628,62, Temmuz 33.235,90, Ağustos 33.187,25, Eylül 32.421, 56... .624,26, Kasım 33.035,88, Aralık 33.187,25 prim esas kazancın 386.251,66 şeklinde olduğunu Şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrası ( 1 ) bendinde öngörülen beş puanlık İndirimden faydalanması halinde 386.25,66 x %5 = 19.312,58 TL indirime hak kazanacaklarını, Şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile tanınan diğer tüm şartlan verine getirmeline karşın, ilgili kanun maddesinin (i) bendinde öngörülen beş puanlık indirimden davalı Kurumca faydalandırılmamasının hukuksal olmadığını, kanun maddesi uyarınca açık bir şekilde belirtilen şartların takınması halinde öngörülen beş puanlık indirimden faydalanmanın tartışmasız olduğu bir duruma; 2009 /139 Sayılı Sosyal Güvenlik Genelgesinin" Beş Puanlık Prim İndiriminden Yaralanan İhale Konusu İşyerleri ile İlgili Yapılacak İşlemler" başlığındaki açıklamalara Kurum tarafından getirilen yorumun beş puanlık prim indiriminden yararlandırılıp yararlandırılamayacağı hususunun ihaleyi yapan Kurumun inisiyatifine bırakılması olduğunuzu yorumun Yasa Metnine aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla davalı Kurum tarafından işleme alınmayan aylık prim ve hizmet belgelerinden doğan 19.312,58 TL'nin Kurumdan yazılı olarak talepte bulundukları 16.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5510 sayılı Kanun ve konuya ilişkin mevzuat ile öngörülen hükümlere aykırı olduğu, dava dilekçesinde talep konusu edilen %5'lik hazine desteği karşılığı olan prim indiriminin 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde ki düzenlemeye dayalı olduğu, aynı bendin son cümlesindeki fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esas Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenir" hükmüne istinaden 19.11.2009 tarihli 2009/139 sayılı Genelge yayınlandığınu 5510 sayılı Kanun'un 81 /I (i) bendinde belirtilen şartlan taşıyan işverenlerin ödeyecekleri primlerden işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın Hâzinece karşılanacağı, Kurumun 2009/139 sayılı Genelge uyarınca İhale makamının vereceği cevaba göre hareket etmekle yükümlü olduğu, dava konusu edilen %5'1ik hazine indirim karşılığının talep edileceği taraf olmadıkları, olsa olsa Hazine veya İhale Makamı olabileceği, Kuruma husumet yöneltilemeyeceği, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 16.01.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararla davanın kabulüne, 19.312,58 TL'nin Kurumdan talepte bulunulan 16.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 1.01.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay 21 (kapatılan) Hukuk Dairesince 19.11.2015 tarihli ve 2015/7410 Esas, 2015/20638 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur. "...Uyuşmazlık, ihale konusu iş nedeniyle Kuruma yapılan bildirim ve prim ödemesi esnasında 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendi kapsamında %5 oranındaki prim teşvikinden yararlanamayan davacı işverenin, bu hakka sahip olup olmadığı ve Kuruma yapılan bu ödemenin iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendinde düzenlenen prim teşviği, 5510 sayılı Kanun'a 5763 sayılı Kanun'un 24.maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Somut olayda 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendindeki düzenlemeye göre; aynı yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerce ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarı Hazine tarafından karşılanacağından, gerek bu tutarın Hazinece karşılanmaması, gerek işverenin bu tutarı davalı Kuruma ödemiş olması, gerekse de ihale makamınca işveren şirketin hak edişlerinden, sigorta primi işveren hissesinin, %5 puanlık muafiyet indirimi yapılmadan tümüyle kesilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen Hazine olacaktır. Bu durumda husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekir. Hal böyle olunca mahkemece, davanın pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu nedeni ile reddi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile işin esasına yönelik olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 23.05.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2016/141 Karar sayılı kararla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 23.05.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2016/141 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay 21. (kapatılan) Hukuk Dairesince 24.04.2017 tarihli ve 2016/18505 Esas, 2017/3410 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Uyuşmazlık; ihale konusu iş nedeniyle Kuruma yapılan bildirim ve prim ödemesi esnasında 5510 sayılı Kanunun 81/1-ı bendi kapsamında % 5 puanlık prim teşvikinden yararlanamayan davacı şirketin Sosyal Güvenlik Kurumuna husumeti yöneltip yöneltemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendinde düzenlenen prim teşviği 5510 sayılı Kanuna 5763 sayılı Kanun'un 24.maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanunun 81/1-(ı) bendine göre; 'Özel sektör işverenlerinin yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak yurt içinden götürülen sigortalılar için, bu maddenin (f) bendine göre prime esas kazanç üzerinden ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. Bu bent hükümlerinden faydalanabilmek için; çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak işverenler tarafından bu Kanun uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi, bu sigortalılara ilişkin olarak yatırılması gereken sigorta primi tutarlarının Hazinece karşılanmayan kısmının yasal süresi içinde işverenlerce ödenmiş olması ve bu işverenlerin Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ettiren ve taksitlendiren işverenler ile taksitlendirme ve yapılandırma kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu bent hükmünden yararlandırılır. 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren Kurum ve kuruluşlara ait işyerleri; 2886 sayılı Kanun ve 4734 sayılı Kanun hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri, 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri; ek 2 nci madde kapsamında uygulanan teşvikten yararlanan işyerleri ile sosyal güvenlik destek primine tabi tutulmak suretiyle çalışanlar hakkında bu bent hükümleri uygulanmaz. Hazineden karşılanan prim tutarları, işverenler bakımından gelir ve Kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.' 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 38.maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan 'Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.' cümlesi 'Bu bent hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren Kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.' şeklinde, aynı bentte yer alan 'Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.” cümleleri “Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır.' şeklinde değiştirilmiştir. 6111 sayılı Kanun'un 38.maddesi ile yapılan bu düzenleme sonrasında 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na ve 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na ilişkin işyerleri teşvik kapsamından çıkartılmış olup bu işyerleri 01.03.2011 tarihinden itibaren teşvikten yararlanma hakkını kaybetmiştir. Somut olayda; Darimezin önceki uygulamalarına göre yasal düzenleme uyarınca, prime esas kazanç üzerinden ödenecek primin işveren hissesinin % 5 puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacağından bu tutarın karşılanmaması durumunda sebepsiz zenginleşen hazine olacağından husumetin hazineye yöneltilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararı bozulmuşsa da, Yargıtay HGK'nun 05.04.2017 gün, 2017/21-387-657 E,K, 2016/21-2693 E., 2017/656 K. Sayılı ilamları ile de benimsendiği üzere; davalı Kurumun taraf ehliyetinin bulunduğu ve işin esasına girilmesi gerektiği görüşü Dairemizce benimsenmiştir. Şöyle ki; işveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Yasa uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ayrıca teşviklerden yararlanabilmek için Kurumca denetlenecek işverene, işyerine ve sigortalıya ait ayrı ayrı şartlar mevcuttur. Bu şartları denetleyecek olan ve denetleme sonucuna göre işverenlerin beş puanlık indirimden yararlanıp yararlanmayacağına karar verecek olan Kurum, 5510 sayılı Yasa'nın 79. maddesine göre primleri tahsil etmekle yükümlü Sosyal Güvenlik Kurumudur. Sosyal Güvenlik Kurumu inceleme sonucu işverenin teşvikten yararlanamayacağına karar verdiğinde % 5 puanlık primi işverenden tahsil edecek aksi takdirde bu miktarı Hazineden yani genel bütçeden alacaktır. Prim borcunun doğup doğmadığı hususu prim ödeme durumunda olan işveren ile SGK arasındaki ihtilaftır. Maliye Bakanlığının prim borcunun doğumu ve prim teşvikinden kimlerin yararlanacağı konusunda görevi yoktur. Aksi halde 5510 sayılı Yasa ile Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen görevler Maliye Bakanlığı’nca yerine getirilmesi gerekecektir. Yapılacak iş, Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf ehliyeti bulunduğundan işin esasına girilerek,davacı şirket ile Karayolları Müdürlüğü ile yapılan ihale işinin 2010/3-12. aylar arasındaki ihale aşamasında % 5 puanlık teşvik indiriminden yararlanacağı hususunda ihtilaf bulunmadığından, söz konusu ihale dosyası getirtilerek, gerekirse alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmak sureti ile, ihaleye konu iş ile ligili olarak işçi ücretlerinin ihale belgeleri ve sözleşmede belirlenip belirlenmediği, belirlenmişse hakedişlerin % 5 prim teşviki oranının dikkate alınıp alınmadığı, özetle; ihale edilen iş ile ilgili sigorta primlerinin tamamının davacı şirkete ödenip ödenmediği tespit edilip, ödendiğinin tespiti durumunda mükerrer ödeme söz konusu olacağından davanın reddine, ödenmediğinin tespit edilmesi durumunda ise çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 22.01.2019 tarihli ve 2017/461 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararla davanın kabulüe ile 19.312,58 TL'nin, Kurumdan talep edilen 16.02.2012 tarihlinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. 5. Mahkemenin 22.01.2019 tarihli ve 2017/461 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 08.06.2021 tarihli ve 2020/6543 Esas, 2021/7874 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ve fazladan ödenen primlerin faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise; 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümler mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17. maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise, Ek 17. maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 sayılı Yasa veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Yasa ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki 'örülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..." 6.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 25.01.2022 tarihli ve 2021/195 Esas, 2022/15 Karar sayılı kararla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 7. Mahkemenin 25.01.2022 tarihli ve 2021/195 Esas, 2022/15 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 30.12.2022 tarihli ve 2022/5089 Esas, 2022/17162 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir. Eldeki davada ise, davacı şirketin mahkemece verilen ve aşamalarda bozmaya konu edilen 16.01.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararı ile ve bu karar nedeniyle hem ilamlı icra takibine geçilmesi, hem de davalı Kuruma başvurusu üzerine, davalı Kurumca kesinleşmesi gerekmeyen hükümlerden olduğu için infaz edilen ve daha sonradan bozma ilamımız ile ortadan kaldırılan mahkeme kararına dayalı olarak, ödeme ve diğer işlemlerin yapıldığının anlaşılması karşısında, ortada iradi bir ödeme veyahut 5510 sayılı Kanunun ek 17. maddesinin 4 fıkrası dışında, ilk üç fıkrası hükümlerine göre yapılan başvuru ve devamında yapılan mahsuplaşma sonucunda dava konusunun ortadan kalktığına ilişkin bir olgunun bulunmaması karşısında, dava konusunun devam ettiği, uyuşmazlığın ortadan kalkmadığı anlaşılmakta olup, aksi yöndeki kanaat ve gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde mahkemece işin esasına girilerek inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir. 2-5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4. fıkrada yer alan 'görülmekte olan davalar' yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3. fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17. maddenin 4. fıkrasında yer alan kuralın, mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17. maddenin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, Kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17’nci maddenin 4. fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3. Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 8.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin ihale makamı olan ... Belediyesinden ihale yolu ile iş aldığı, SGK'ya sözkonusu ihale işi ile ilgili 2009/01-12. dönemlerine ilişkin olarak hiçbir kanun numarasına tabi olmadan verilen aylık prim ve hizmet çizelgelerinin iptal, aylık prim ve hizmet çizelgeleri ile iptalinin ardından 5510 sayılı Kanun numarası ile hazırlanan ek aylık prim ve hizmet cetvelinin kabulüne ilişkin talepte bulunduğu ancak Kurum tarafından işleme alınmayacağının bildirildiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında Ek 17. maddenin eldeki uyuşmazlık bakımından uygulanma olanağının kalmadığı, 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi kapsamında uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış bu kapsamda yukarıda belirtildiği üzere şekilde aldırılan 20.03.2025 tarihli rapor ile de tespit edildiği üzere, davacının 5 puanlık indirimden yararlanma talebinde bulunduğu 2009/01-12 aylara ait dönem yönünden 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi kapsamındaki şartları taşıdığı, davacıya yapılan hak ediş ödemelerinde KDV ve Damga Vergisi kesintisi yapıldığı, davacının ilgili dönem primlerini süresinde ödediği ve borcu olmadığı, davacıya yapılan hak ediş ödemelerinde %5 indirimin uygulanmadığı, işveren hissesine isabet eden %11 sigorta prim oranının hak ediş ödemelerine dahil olması nedeniyle mükerrerlik oluşmayacağı ve alacak miktarına başvuru tarihinde temerrüt gerçekleştiği değerlendirilerek başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 19.312,58 TL'nin 16.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılmamasına dair Kurum işleminin iptali ile fazladan ödediği primlerin iadesine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15296, K. 2025/17815, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-15296-e-2025-17815-k-1b657da2c19e