Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5844 E. 2026/1111 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5844
Karar No
2026/1111
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/93 E., 2024/103 K.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların geçmiş döneme ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik Kuruma başvurduğu, Kurum tarafından talebin reddedildiği, davacının ilgili yasal düzenleme nedeniyle sigorta prim teşviki uygulamasından geçmiş dönemler bakımından yararlanma talebinin hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği ve Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 20.04.2016 tarihli ve 2015/451 Esas, 2016/122 Karar sayılı kararla açılan davanın pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 20.04.2016 tarihli ve 2015/451 Esas, 2016/122 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 02.10.2018 tarihli ve 2016/9647 Esas, 2018/7392 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...5510 sayılı Kanunun 79. maddesinde Kurumun prim alma zorunluluğu ve ilgililerin de prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan prim tutarını davacıdan Kurumun tahsil ettiğine dair çekişme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, primi tahsil yetkisi ve ilgili maddedeki şartların varlığı halinde işveren hissesine düşen tutarın belirlenerek Hazineden talep etme yetkisi sadece Kurumda olduğu ve bu halde davalı Kurumun davalı sıfatına sahip olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gereğinin dikkate alınmaması ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 24.02.2021 tarihli ve 2018/354 Esas, 2021/37 Karar sayılı kararla açılan davanın reddine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 24.02.2021 tarihli ve 2018/354 Esas, 2021/37 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 06.12.2022 tarihli ve 2021/7291 Esas, 2022/15536 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:

"...Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine dair karar verilmiş ise de, davacı şirketlerce alınan ihaleye ait sözleşmelerin 5510 Sayılı Yasanın 81’inci maddesinde yapılan 25.02.2011 tarihli değişiklik öncesinde imzalanmış olması ve söz konusu düzenlemenin anılan Kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylarda uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlandığı 25.02.2011 tarihini takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği hususu dikkate alınması ile anılan maddenin değişiklikten önceki halinde de, 'Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.' hükümlerinin yer aldığı ve ihaleli işlerin kapsam dışında bırakılmadığı hususunun gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, 01.04.2018 tarihine kadar yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği ve ilk üç fıkranın halen yürürlükte olduğu dikkate alınarak, özellikle üçüncü fıkra hükümlerinin davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise anılan ek 17. maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davalı Kurumun 04.02.2015 tarih ve 695268 sayılı dava konusu Kurum işleminin iptaline, davacı şirketlerin hazinece karşılanması gereken işveren hissesinin 5 puanlık kısmına ilişkin (taleple bağlı kalınarak) 477.037,05 TL alacağın, davalı Kuruma başvurusunun yapıldığı tarihten itibaren iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacı şirketlere verilmesine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin tekrar ederek Hazineye husumet yöneltilmesi gerektiği, davacıların yasadan yararlanma hakları bulunmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin nispi takdiri gerektiği, faizin hatalı belirlendiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlanması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5844, K. 2026/1111, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5844-e-2026-1111-k-6fc95afd96fc