Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11500 E. 2026/1484 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11500
Karar No
2026/1484
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/433 E., 2024/186 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak verilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin üstlendiği... İnşaatı ihalesi kapsamında ... sicil sayılı işyerine istinaden 01.03.2011 tarihine kadar 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesindeki 5 puanlık indirimden yararlandığı, daha sonra 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası indirimden yararlandırılmadığı oysa şirketin yasada sayılan şartları yerine getirdiği gibi 6111 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi gereği 4734 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin kanunun yayım tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanamayacağı iddiasıyla Kurumun teşvikinden 01.03.2011'den sonra yararlandırılmamasına dair işleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine şirketin 5 puanlık prim teşvikinden 01.03.2011'den sonra da yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 2011/45 sayılı genelgenin 2. maddesi gereği 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası söz konusu teşvikin 4734 sayılı Kanun kapsamındaki ihaleli işlerde uygulanamayacağı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 06.03.2020 tarihli ve 2019/39 Esas, 2020/139 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2019/39 Esas, 2020/139 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/1838 Esas, 2020/2212 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/1838 Esas, 2020/2212 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 15.06.2021 tarihli ve 2020/11259 Esas, 2021/8318 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada ise, Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..."

2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı Şirketin aldığı ( ... İhalesi) kapsamında . ... sicil sayılı işyeri nedeniyle 01.03.2011 tarihi sonrasına ilişkin Kurumdan sigorta primi işveren hissesinin 5 puanlık kısmına ilişkin prim indirimi teşviğinden yasal olarak faydalanması imkanının bulunmadığı, buna bağlı olarak; davacı şirketin %5 prim indirimi teşvikinden 01.03.2011 tarihinden sonra yararlandırılmamasına dair davalı Kurum bağlısı ... Güvenlik İl Müdürlüğünün 14.03.2016 tarihli ve ..-... 007-... sayılı işleminin (yazısının) hukuka aykırı bir yönünü bulunmadığı, 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi hükümlerinin bu davada uygulama alanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinin yararlandırılarak fark primlerin tahsiline ilişkindir. 1.Türk sosyal sigortalar sistemi, sürdürülebilirliğini büyük ölçüde sigorta primlerinin düzenli tahsilatına dayandırmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesini koruması ve sosyal risklere karşı yardımları eksiksiz sunabilmesi için primlerin zamanında ödenmesi kritik önem taşır. Bu bağlamda devlet, işverenlerin üzerindeki ağır mali yükü hafifletmek, istihdamı artırmak ve kayıt dışılığı önlemek amacıyla çeşitli prim indirimleri ve teşvik mekanizmalarını yasal güvenceye kavuşturmuştur.

2.26.05.2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5763 sayılı İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5763 sayılı Kanun) 01.10.2008 yürürlük tarihli 24. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin 1. fıkrasına (ı) bendi eklenmiş olup ilgili düzenleme; "ı) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna göre yapılandıran işverenler bu tecil ve taksitlendirme ile yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır. Bu Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler bir yıl süreyle bu fıkrayla sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir." şeklinde olmakla birlikte sonrasında bir çok kez değişikliğe uğramıştır.

3.İlgili madde yürürlüğe girdiği günden bu yana birçok kez revize edilmiştir. Yapılandırma kanunlarına göre borçlarını taksitlendirenlerin teşvikten yararlanmaya devam edeceği netleştirilmiş ve muhtasar prim hizmet beyannamesi gibi uygulamalar sisteme entegre edilmiştir. Son olarak, 15.01.2025 tarihinde yayımlanan 7538 sayılı Kanun ile hazinece karşılanan işveren hissesi tutarı "beş" puandan "dört" puana düşürülerek teşvikin kapsamı güncel ekonomik politikalara göre yeniden şekillendirilmiştir.

4.25.02.2011 tarihli ve 27857 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile yapılan değişiklikle 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan "Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." cümlesi "Bu bent hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." şeklinde; yine aynı bentte yer alan "Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır." cümleleri "Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır." şeklinde değiştirilmiş ve Kanun'un 215. maddesinde Kanun'un yayımını takip eden ayın 1. gününde bir diğer ifadeyle 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe gireceği öngörülmüştür.

5.İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Kuruma vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı süresinde ödemeleri, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması gerekmektedir. Ayrıca teşviklerden yararlanabilmek için Kurumca denetlenecek işverene, işyerine ve sigortalıya ait ayrı ayrı şartlar mevcuttur. Bu şartları denetleyecek olan ve denetleme sonucuna göre işverenlerin beş puanlık indirimden yararlanıp yararlanmayacağına karar verecek olan Kurum, 5510 sayılı Kanun’un 79. maddesine göre primleri tahsil etmekle yükümlü Sosyal Güvenlik Kurumudur. Kurum inceleme sonucu işverenin teşvikten yararlanamayacağına karar verdiği takdirde %5 puanlık primi işverenden tahsil edecek aksi hâlde bu miktarı Hazineden yani genel bütçeden alacaktır.

6.Söz konusu yasal düzenlemenin uygulama bulacağı işyerleri de ilgili bentte belirtilmiş ve 01.03.2011 yürürlük tarihi itibarıyla teşvikin uygulanmayacağı iş ve işyerlerinin kapsamı genişletilerek 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 30. maddesinin 2. fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na (2886 sayılı Kanun), 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na (4734 sayılı Kanun) ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanun'dan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri ve işler teşvik uygulaması kapsamından çıkartılmıştır.

7.Öte yandan 6111 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi ile “Bu Kanunla 4734 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz.” şeklinde düzenleme yapılmış ise de bu madde 4734 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklere ilişkin olmakla 5510 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle ilgili olmadığı açıktır. 8.Öte yandan; ahde vefa ilkesi tarafların özgür iradeleriyle akdettikleri sözleşmelere sadık kalmaları gerektiğini ifade eden evrensel bir hukuk kuralıdır. Bu ilke uyarınca, hukuka ve ahlaka uygun olarak kurulan bir sözleşme, taraflar için bağlayıcı bir güç kazanır ve taraflardan birinin tek taraflı iradesiyle sözleşmeden dönmesi kural olarak mümkün değildir.

9.Somut uyuşmazlıkta davacı; bir kısmı 6111 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.03.2011'den önce ihale mevzuatı kapsamında akdedilen güvenlik ve hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde farklı iş yerleri tescil ettirmiştir. Davacı yüklenici, söz konusu işlerin yaklaşık maliyet hesaplamalarını ve teklif tutarlarını oluştururken, 5510 sayılı Kanun’un 81/ı maddesi uyarınca öngörülen %5’lik prim teşvikini yasal bir veri olarak nazara almış ve işçilik maliyetlerini bu indirimli oran üzerinden belirlemiştir. Sözleşme sürecinde ortaya çıkan mevzuat değişikliğinin devam eden ihaleli işe uygulanmasına ilişkin idari yorum farklılığı ile ihalenin kalan dönemi için 'ihaleli iş' gerekçesiyle teşvikten yararlandırılmama yönünde tesis edilen işlemle ihale dokümanı ve sözleşme şartlarının bir parçası haline gelen teşvik hükümlerinin, uygulama devam ederken geriye dönük veya sürekliliği bozacak şekilde iptal edilmesi, devletin hukuki düzenlemelerine güvenerek uzun vadeli taahhüt altına giren tacirin ahde vefa ve hukuki güvenlik haklarını ihlal etmektedir. Bu itibarla, davanın esasına girilerek 01.03.2011 tarihinden önce akdedilen sözleşmelere dayalı işyeri yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11500, K. 2026/1484, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-11500-e-2026-1484-k-039e4078c4e7