Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7130 E. 2026/1112 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7130
- Karar No
- 2026/1112
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/262 E., 2024/136 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından 01.03.2011 - 14.06.2016 tarihleri arasında muhtelif sicil numaralı iş yerlerinde 01.03.2011 - 14.06.2016 tarihleri arasında Hazine teşviki dikkate alınmadan prim ödemesi yapıldığı iddiasıyla davalı Kuruma yanlış ve yersiz ödenen tutarlar ve davalı Kurum tarafından yasal dayanağı olmayan yanlış ve yersiz olarak tahsil edilen sigorta primlerinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL alacağın her aya ilişkin primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki, derdestlik, husumet, hak düşürücü süre gibi ilk itirazları ile zamanaşımı definde bulunduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 09.01.2020 tarihli ve 2016/301 Esas, 2020/11 Karar sayılı kararla dava dilekçesinde belirtilen iş yerleri ile ilgili 01.03.2011- 14.06.2016 tarihleri arasında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanması Kanunun açık hükmü karşısında mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 09.01.2020 tarihli ve 2016/301 Esas, 2020/11 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 18.11.2021 tarihli ve 2020/642 Esas, 2021/1766 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2020/642 Esas, 2021/1766 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.04.2022 tarihli ve 2022/1699 Esas, 2022/5768 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de,öncelikle davacı tarafça alınan dava konusu edilen tüm ihalelere ilişkin evrakın celbedilerek, hangilerinin 4734 sayılı kanun kapsamında olduğu araştırılmalı, bu ihaleler nedeniyle tescil edilen işyeri dosyaları celbedilmeli, 5510 sayılı Yasa'nın ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir..."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu tüm işyerlerinin Kamu İdarelerinden İhale Kanunu kapsamında alınan işlere ilişkin işyerleri olduğundan, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 06.11.2017 tarih ve Esas Nu:.2017/2525 ve Karar Nu: 2017/8859 sayılı kararında belirtildiği üzere; 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile yapılan düzenleme sonrasında 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na ve 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na ilişkin işyerlerinin teşvik kapsamından çıkartıldığından, dava konusu bu işyerlerinin 01.03.2011 tarihinden itibaren teşvikten yararlanma hakkını kaybettiklerinden, 5510 sayılı kanunun 81. maddesinin (ı) bendi kapsamında % 5 teşvik indiriminden yararlandırılmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrar ederek Kurum işleminin yerinde olmadığı, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinin yararlandırılarak fark primlerin tahsiline ilişkindir.
1.Türk sosyal sigortalar sistemi, sürdürülebilirliğini büyük ölçüde sigorta primlerinin düzenli tahsilatına dayandırmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesini koruması ve sosyal risklere karşı yardımları eksiksiz sunabilmesi için primlerin zamanında ödenmesi kritik önem taşır. Bu bağlamda devlet, işverenlerin üzerindeki ağır mali yükü hafifletmek, istihdamı artırmak ve kayıt dışılığı önlemek amacıyla çeşitli prim indirimleri ve teşvik mekanizmalarını yasal güvenceye kavuşturmuştur.
2. 26.05.2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5763 sayılı İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5763 sayılı Kanun) 01.10.2008 yürürlük tarihli 24. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin 1. fıkrasına (ı) bendi eklenmiş olup ilgili düzenleme; "ı) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna göre yapılandıran işverenler bu tecil ve taksitlendirme ile yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır. Bu Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler bir yıl süreyle bu fıkrayla sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir." şeklinde olmakla birlikte sonrasında bir çok kez değişikliğe uğramıştır.
3. İlgili madde yürürlüğe girdiği günden bu yana birçok kez revize edilmiştir. Yapılandırma kanunlarına göre borçlarını taksitlendirenlerin teşvikten yararlanmaya devam edeceği netleştirilmiş ve muhtasar prim hizmet beyannamesi gibi uygulamalar sisteme entegre edilmiştir. Son olarak, 15.01.2025 tarihinde yayımlanan 7538 sayılı Kanun ile Hazinece karşılanan işveren hissesi tutarı "beş" puandan "dört" puana düşürülerek teşvikin kapsamı güncel ekonomik politikalara göre yeniden şekillendirilmiştir. 4. 25.02.2011 tarihli ve 27857 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile yapılan değişiklikle 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan "Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." cümlesi "Bu bent hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." şeklinde; yine aynı bentte yer alan "Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır." cümleleri "Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır." şeklinde değiştirilmiş ve Kanun'un 215. maddesinde Kanun'un yayımını takip eden ayın 1. gününde bir diğer ifadeyle 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe gireceği öngörülmüştür.
5. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Kuruma vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı süresinde ödemeleri, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması gerekmektedir. Ayrıca teşviklerden yararlanabilmek için Kurumca denetlenecek işverene, işyerine ve sigortalıya ait ayrı ayrı şartlar mevcuttur. Bu şartları denetleyecek olan ve denetleme sonucuna göre işverenlerin beş puanlık indirimden yararlanıp yararlanmayacağına karar verecek olan Kurum, 5510 sayılı Kanun’un 79. maddesine göre primleri tahsil etmekle yükümlü Sosyal Güvenlik Kurumudur. Kurum inceleme sonucu işverenin teşvikten yararlanamayacağına karar verdiği takdirde %5 puanlık primi işverenden tahsil edecek aksi hâlde bu miktarı Hazineden yani genel bütçeden alacaktır.
6. Söz konusu yasal düzenlemenin uygulama bulacağı işyerleri de ilgili bentte belirtilmiş ve 01.03.2011 yürürlük tarihi itibarıyla teşvikin uygulanmayacağı iş ve işyerlerinin kapsamı genişletilerek 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 30. maddesinin 2. fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na (2886 sayılı Kanun), 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na (4734 sayılı Kanun) ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanun'dan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri ve işler teşvik uygulaması kapsamından çıkartılmıştır.
7. Öte yandan 6111 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi ile “Bu Kanunla 4734 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz.” şeklinde düzenleme yapılmış ise de bu madde 4734 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklere ilişkin olmakla 5510 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle ilgili olmadığı açıktır. 8. Öte yandan; ahde vefa ilkesi tarafların özgür iradeleriyle akdettikleri sözleşmelere sadık kalmaları gerektiğini ifade eden evrensel bir hukuk kuralıdır. Bu ilke uyarınca, hukuka ve ahlaka uygun olarak kurulan bir sözleşme, taraflar için bağlayıcı bir güç kazanır ve taraflardan birinin tek taraflı iradesiyle sözleşmeden dönmesi kural olarak mümkün değildir.
9. Somut uyuşmazlıkta davacı; bir kısmı 6111 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.03.2011'den önce ihale mevzuatı kapsamında akdedilen güvenlik ve hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde farklı iş yerleri tescil ettirmiştir. Davacı yüklenici, söz konusu işlerin yaklaşık maliyet hesaplamalarını ve teklif tutarlarını oluştururken, 5510 sayılı Kanun’un 81/ı maddesi uyarınca öngörülen %5’lik prim teşvikini yasal bir veri olarak nazara almış ve işçilik maliyetlerini bu indirimli oran üzerinden belirlemiştir. Sözleşme sürecinde ortaya çıkan mevzuat değişikliğinin devam eden ihaleli işe uygulanmasına ilişkin idari yorum farklılığı ile ihalenin kalan dönemi için 'ihaleli iş' gerekçesiyle teşvikten yararlandırılmama yönünde tesis edilen işlemle ihale dokümanı ve sözleşme şartlarının bir parçası haline gelen teşvik hükümlerinin, uygulama devam ederken geriye dönük veya sürekliliği bozacak şekilde iptal edilmesi, devletin hukuki düzenlemelerine güvenerek uzun vadeli taahhüt altına giren basiretli tacirin ahde vefa ve hukuki güvenlik haklarını ihlal etmektedir. Bu itibarla, davanın esasına girilerek 01.03.2011 tarihinden önce akdedilen sözleşmelere dayalı işyerleri yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.