Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14174 E. 2026/5437 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/14174
- Karar No
- 2026/5437
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/236 E., 2025/950 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/93 E., 2024/25 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacı ...’ın eşi diğer davacıların babası olan ...’ın davalı nezdinde çalıştığı esnada 04.09.2015 tarihinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, maddi ve manevi zarara uğradıklarını, olayın iş kazası niteliğinde olduğunu ve iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu ve zararın tazmininden mesul olduğunu ileri sürerek ve belirsiz olan maddi zararın tespiti halinde artırılmak üzere her bir davacı için ayrı ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın, ayrıca davacı ... ile ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL’şer ve davacı ... ile ... için ayrı ayrı 30.000,00 TL olmak üzere toplam 140.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep edilmiştir. 2.Davacılar vekili 27.09.2024 tarihli bedel artırımı dilekçesi ile maddi tazminat talebini eş ... için 1.178.262,09 TL, çocuk ... için 24.497,60 TL, çocuk ... için 3.611,53 TL,çocuk ... için 421.363,57 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacılar murisinin vefatı ile yapılan iş arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin işyerinde iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini aldığını, çalışanların periyodik olarak sağlık kontrolünden geçirildiğini davacılar murisinde kalp hastalığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığını, kalp krizi gelişiminde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının bünyesel etkenler nedeniyle kalp krizi geçirdiğini, davacılar murisinin son ücretinin (AGİ Hariç) aylık net 2.620,00 olduğunu, bu ücretin de banka aracılığı ile ödendiğini, bu bakımdan emsal ücret araştırması yapılmasının kabulü mümkün olmadığını, talep edilen manevi tazminatın yüksek olduğunu savunarak neticede davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 1.Davacı ... bakımından, maddi tazminat talebinin kabulü, 1.178.262,09 TL tazminatın vefat tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 2.Davacı ... bakımından, manevi tazminat talebinin kabulü, 40.000,00 TL tazminatın vefat tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 3.Davacı ... bakımından, maddi tazminat talebinin kabulü, 421.363,57 TL tazminatın vefat tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 4.Davacı ... bakımından, manevi tazminat talebinin kabulü, 40.000,00 TL tazminatın vefat tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 5.Davacı ... bakımından, maddi tazminat talebinin kabulü, 24.497,60 TL tazminatın vefat tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 6.Davacı ... bakımından, manevi tazminat talebinin kabulü, 30.000,00 TL tazminatın vefat tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 7.Davacı ... bakımından, maddi tazminat talebinin kabulü, 3.611,53 TL tazminatın vefat tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, 8.Davacı ... bakımından, manevi tazminat talebinin kabulü, 30.000,00 TL tazminatın vefat tarihi olan 04.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine, " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine"...Somut olayda; ... ...’ın çalıştığı sırada geçirdiği kalp krizi kalp krizi sonucu vefat etmesi şeklinde meydana geldiği, ... Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen 03.11.2021 tarihli raporunda davalı .. .. ve İnşaat Demir Üretim San. A.Ş. ve ...’ın kusurunun bulunmadığının belirlendiği, Mahkemece hükme esas alınan 30.07.2023 tarihli iş sağlığı uzmanı tıp doktoru, kardiyoloji uzmanı ve işyeri hekimi kardiyoloji uzmanından oluşan 3’lü heyet kusur raporunda davalı işverenin % 60 ( yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, kazalı ...’ın % 40 (yüzde kırk), olayın oluşumunda kaçınılmazlığın söz konusu olmadığı, Mahkeme tarafından bünyesel faktörün kaçınılmazlık faktörü içerisinde yer almaması gerektiğine kanaat edilmesi halinde; davalı işveren % 40( yüzde kırk), kazalı ...’ın % 30 (yüzde otuz), bünyesel faktör % 30 (yüzde otuz) oranında etkili olduğunun bildirildiği, 15.02.2024 tarihli ek raporda; işçi adına işe giriş/periyodik muayene formu düzenlenmesine rağmen, tansiyonunun ve nabzının değerlendirilmediği, EKG’sinin çekilmediği, yapılan tetkiklerde kan şekeri seviyelerinin yüksek saptanmasına rağmen değerlendirmek üzere bir üst merkeze sevkinin sağlanmadığı, son 1 yıl içinde önemli bir ameliyat geçirdiği belirtilmesine rağmen geçirilen ameliyat ile ilgili hiçbir sorgulama yapılmadığı, kardiyovasküler sistem muayenesinin yapılmadığı, ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilere en az yılda 1 kez periyodik muayene yapılması gerekirken periyodik muayenenin yaptırılmadığı tespit edilmiştir. B nedenle 2014 yılında işe giriş muayenesi yapılmış olsa da; düzenlenen belgelerin amacına hizmet etmediği, kişi sağlık verilerini detaylı olarak içermediği, içindeki bilgiler doğrultusunda kişinin göreve başlatılmasında ve devam ettirilmesinde kusuru bulunduğundan davalı işverenin % 40 ( yüzde kırk), kan şekeri seviyesinde yükseklik, sigara içimi, alkol kullanımı, obezite (beden-kitle indeksi 29,2 kg/m2)gibi kordiyovasküler risk faktörleri bulunan erkek işçinin hayat deneyimi nazara alındığında kalp krizi açısından artmış risk grubunda yer aldığının bilincinde olması, cinsiyetinin yarattığı dezavantajının da farkında olarak kalp ve damar hastalığını tetikleyecek yaşam tarzından uzak durmasının bekleneceği, işçinin gerek işyerinde gerekse işyeri dışındaki sağlık tetkiklerinin takibini yapması, bu hususları gerek işvereni, gerekse işyeri hekimi ile paylaşması, sağlık durumuna uygun işlerde çalışmayı talep etmesi, işverence yaşamını ve sağlığını tehlikeye atacak işlerde çalıştırılmasının talep edilmesi durumunda çalışmaktan kaçınma hakkını kullanması gerektiği hususlarını dikkat etmediğinden işgören ...’ın % 30 (yüzde otuz), mütevveffa işçide her türlü türlü tedbirin alınması durumunda da kalp krizinin gerçekleşme olasılığının bulunması nedeniyle bünyesel faktörlerin % 30 ( yüzde otuz) oranında etkili olduğunun bildirildiği, belirlenen kusur durumunun dosya kapsamıyla uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı ve davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir. Mahkemece yapılan emsal ücret araştırması, çalıştığı döneme ait bordrolar gözetilerek ücret tespiti ile işlemiş ve gelecek bilinmeyen aktif ve pasif emeklilik dönemi hesaplarının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı ve davalı tarafın bu yöndeki istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır...." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, kusur oranlarını kabul etmediklerini, 30.05.2024 tarihli aktüerya raporundaki hesaplamaları kabul etmediklerini, müteveffanın aylık ücretinin eksik tespit edildiğini, brüt ücrete göre müvekkillerin destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerekirken daha düşük bir aylık ücret üzerinden yapılan tazminat hesaplamasının eksik ve hatalı olduğunu, çocuklar ... ve ... yönünden de oldukça düşük hesaplama yapıldığını, erkek çocuğun destek süresinin 18 yaşı ile sınırlandırılmasının günümüz koşulları ile bağdaşmadığını, yüksek öğrenim görmesi halinde yani üniversiteye gitmesi hali de göz önüne alınarak en azından müvekkil ... yönünden 25 yaşına kadar destek süresinin hesaplanarak tazminat miktarının hesaplanması gerektiğini, müvekkil ... yönünden de yapılan hesaplamanın oldukça düşük olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı ...ve İnş. Demir Ür. San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece davaya karşı zamanaşımı def’i ve itirazları değerlendirilmeden aleyhe hüküm kurulduğunu, ... ...'ın geçirdiği kalp krizi nedeniyle hastanede vefat etmesi olayında müvekkil şirketin hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmamakla müteveffanın geçirdiği kalp krizi ile müvekkil şirket arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, hatalı değerlendirme ve gerekçeye dayalı davanın kabulüne ilişkin kararın usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacılar murisinin iş yerinde aniden rahatsızlanması ve kaldırıldığı ... Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirmesinde müvekkil şirketin hiçbir kusuru ve ölüm olayı ile müvekkil şirket arasında illiyet bağı bulunmadığını, 30.05.2024 tarihli hesap bilirkişi raporunda kesinlikle kabul etmemek ve kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının dönemsel ücretleri net 2.658,01 TL, 3.019,49 TL ve 2.785,59 TL tespit edildiğini ve bu ücretlerin ortalaması alınarak 3.595,26 TL olduğunun belirtildiğini, ancak kesinlikle kabul etmemek ve kabul anlamına gelmemekle birlikte müteveffanın belirtilen bu dönemsel ücretlerin ortalaması 2.821,03 TL olup yerel mahkemece 3.595,26 TL üzerinden yapılan hesaplama ile asgari ücret oranlaması yönünden hesaplamanın hatalı olup bu hatalı hesaplama doğrultusunda kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişice müteveffanın 2015/6-7-8 dönemlerine ilişkin ücretlerinin de hatalı tespit edildiğini, müteveffanın aylık çıplak brüt ve net ücretleri bordrolarında açık bir şekilde görülmekte olup hesaplamada belirtilen ücretin içinde UBGT ücreti gibi ödemeler de bulunduğunu, işçinin aylık ücretinin tespitinde yapılan bu ödemelerin dikkate alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteveffanın eşi ...'ın çocuklarından alacağı desteğin de değerlendirilerek hesap yapılması gerekmekteyken aksi yöndeki hesapın hatalı olduğunu, hak sahibinin çocuklarının 18 yaşından sonra annelerine destek olma olasılığı da yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirilerek hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece maddi ve manevi tazminat alacakları yönünden birden çok davacı bulunmasına rağmen tek vekalet ücretine hükmedildiğini, işbu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin davacılar ..., ..., ..., ... adına talep olunan manevi tazminat talebine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarların her birinin, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davacılar vekili ile davalı vekilinin davacılar ... ve ... lehine hükmolunan maddi tazminat talebine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarların her birinin, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
3.Davacılar vekili ile davalı vekilinin davacılar ... ile ... lehine hükmolunan maddi tazminat tutarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin davacılar ..., ... ..., ... adına talep olunan manevi tazminat tutarlarına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davacılar vekili ile davalı vekilinin davacılar ... ve ... lehine hükmolunan maddi tazminat tutarlarına yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 3.Davacılar vekili ile davalı vekilinin davacı ... ile ... lehine hükmolunan maddi tazminat tutarlarına yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 4.Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.