Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14172 E. 2026/5944 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/14172
Karar No
2026/5944
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/181 E., 2025/943 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/27 E., 2024/393 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkim ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı tarafından gönderildiği .. Yapı İnşaat işinde çalışmakta iken 11.12.2016 tarihinde maruz kaldığı iş kazası nedeniyle ağır şekilde yaralandığını, uzun bir tedavi süreci geçirdiğini, işverenin kusuru nedeniyle kazanın oluştuğunu, iş gücü kaybı, maluliyet, tedavi giderleri gibi maddi zararlarının oluştuğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, HMK 107. maddesine göre geçici ve kalıcı iş göremezlik, ekonomik geleceğin sarsılması, tedavi ve bakıcı gideri gibi maddi zararlar olmak üzere, 5.000 TL maddi tazminatın kaza tarihi 11.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi 11.12.2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 27.02.2024 tarihli bedel artırımı dilekçesi ile maddi tazminat talebini 1.203.584,71 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, kazanın iş kazası sayılabilmesi için sigortalının gördüğü işle kaza olayı arasında uygun illiyet bağının olması gerektiğini, davacının, işverenin bu konuda herhangi bir direktifi ve talimatı olamamasına rağmen kendi işi olmayan ve kendi iş alanı da olmayan bir yerde bulunmasından dolayı davaya konu kazanın meydana geldiğini, davacının yaptığı iş ile kaza olayı arasında illiyet bağının bulunmadığını, bu nedenle meydana gelen kazanın bir iş kazası olmadığını, aldırılan 13.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini, davaya konu kazanın bir iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle işbu eldeki davada görevli ve yetkili mahkemenin Mersin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan görev itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin iş güvenliği konusunda üzerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... Dosyada en son alınan 30.11.2022 tarihli teknik bilirkişi raporunda, ... Beton İnş. Pet. San. ve Tic. A.Ş.'nin %80 oranında kusurlu olduğu, kazalı ...’nin %20 oranında kusurlu olduğu belirtildiğinden dolayı hesaplanan tutarın %80'i esas alındığı, davacının sürekli iş göremezlik yani SİD oranı konusunda uyuşmazlık bulunduğu, ... Başkanlığı, .. Kurum Sağlık Kurulunun 04.03.2019 tarihli Raporunda davacının 11.12.2016 tarihli iş kazasından dolayı, 29.06.2017 tarihinde %1,3 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği, kontrol kaydı olmadığı, başkasının bakımına muhtaç olmadığı belirtildiği, Sosyal sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 19.08.2019 tarih, 2019/59 sayılı Raporunda davacının %1,3 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği, kontrol kaydı olmadığı, başkasının yardımına muhtaç durumda olmadığı belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 03.06.2020 tarihli Raporunda, davacının 11.12.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde gelişen yaralanmasının 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre, sürekli iş göremezlik dönemine girdiği 23.06.2017 tarihinden itibaren (asıl Kurum raporunda 29.06.2017) %18,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, pseudoartrozun cerrahi olarak tedavisi mümkün bir kırık komplikasyonu olduğu, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı belirtildiği, itiraz üzerine dosyanın ATK 2. İhtisas üst kuruluna gönderildiği, burada da davacının meslekte kazanma gücü kaybını %18,2 kaybettiğini tespit edildiği anlaşılmış mahkememizce ATK 2. İhtisas Üst Kurulunun rapor sonucu kesin sonuç olarak kabul edilmiş, davacının MKGK oranının %18,2 olduğu anlaşılmıştır. ... tarafından 15.03.2019 tarihli yazı ile davacıya maluliyetinin %10'un altında %1,3 maluliyeti olması nedeniyle gelir bağlanmadığının belirtildiği, davacıya11.12.2016-28.06.2017 tarihleri arası 7.793,35 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Tespit üzerine dosya aktüerya hesap bilirkişine tevdii edilmiş, 14.01.2024 tarihinde kök rapor, 20.08.2024 tarihinde ise ek rapor alınmıştır. Hesap bilirkişinden alınan ek rapora göre davacının 11.12.2016 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonrasında oluşan meslekte kazanç kaybı nedeniyle, ... tarafından kabul edilen % 1,3 SİD oranına göre geçici iş göremezlik zararı 3.013,64 TL olduğu, sürekli iş göremezlik zararının 85.755,06 TL olduğu, ... tarafından kabul edilmeyen %18,2 SİD oranına göre, davacının geçici iş göremezlik zararının 3.013,64 TL olduğu, 1.200.571,07 TL kısmi sürekli iş göremezlik zararı bulunduğu anlaşılmış, davacı vekili 14/01/2024 tarihli hesap raporu sonrasında bu rapora itibar ederek 27.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi sunmuş, aktüerya bilirkişisinin 14.01.2024 tarihli raporunda davacıya ... tarafından iş kazası geliri bağlanması sonrasında geçici iş görememezlik peşin sermaye değerinin rücu edilebilen tutarının davacının hak ettiği maddi tazminat miktarı 1.200.571,07 TL'den 3.013,64 TL'nin düşülmesiyle bakiye alan 1.167,662,70 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,ölen işçinin yaşı,olay tarihi gibi özellikler göz önünde tutulduğunda ve olayın işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 1.167.662,7‬0 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 11.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 11.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, göreve, kusura, davacının maluliyet oranına, tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/14172, K. 2026/5944, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-14172-e-2026-5944-k-8ed8a90a5097