Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14129 E. 2026/5012 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/14129
- Karar No
- 2026/5012
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2058 E., 2025/1081 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/48 E., 2022/454 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 16.09.2013 tarihinde işyerinde geçirdiği kaza sonucu iki ayağının ayak ve topuk kemiklerinin parçalanarak kırıldığını, %13 oranında malul olduğunun tespit edildiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamının işverende olduğunu beyan ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının mıcırlı yolda ayağının kayması sonucu yere düştüğünü ve o sırada hareket eden iş makinesinin altında kaldığını, davacının kaza tarihinden önce yaklaşık 2 yıl kadar işyerinde çalıştığını, yeterli donanım ve tecrübeye sahip olduğunu, aldığı iş güvenliği eğitimleri ile çalışan iş makinesinin yanına gidemeyeceğini, iş makinesinin merdivenlerinden çıkamayacağını bilmesi gerektiğini, davacının ağır kusurlu olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli 2017/48 E., 2022/454 K. kararıyla fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davanın kabulü ile 274.981,88 TL maddi tazminatın 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 50.000,00 TL maddi tazminatın 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli 2022/2807 E., 2022/1391 K. kararıyla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davanın kısmen kabulü ile 274.981,88 TL maddi tazminatın 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekili tarafından kusur ve ücrete yönelik temyiz itirazlarının daha önce istinafa konu edilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin kusur oranı ve ücret bakımından kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığı; davalının tazminat hesabına esas alınan ücret yönünden temyiz itirazının incelenmesinde ise hükme dayanak hesap raporunda ücretin davalının iddiası gibi, kaza tarihindeki net ücretin 1.570 TL asgari ücretin 2,15 katı olarak esas alınması ve 1 öğün yemek ile yol bedeli eklenmesi suretiyle belirlendiğinin anlaşılması nedeniyle davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazında hukuki yarar bulunmadığının değerlendirildiği, davalı vekilinin kusur oranı ve aidiyeti yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde ise aynı olaya ilişkin ... tarafından açılan rücu dava dosyasını celp etmek, işbu dosyadaki kusur oranlarını da değerlendirmek suretiyle, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine tarafların olayın meydana gelmesindeki kusur oranını belirlettirmek, iş bu kusur oranını Mahkemece hükme esas alınan 05.05.2022 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas alarak ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermek gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrasında , "Bilirkişi raporunda maddi tazminatın 429.617,96 TL olarak hesaplandığı, ancak ıslahın daha düşük miktar üzerinden yapıldığı anlaşılmakla, taleple bağlılık kuralı da dikkate alınarak maddi tazminata dair fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere davanın kısmen kabulü ile 1-Maddi tazminat olarak 274.981,88 TL'nin kaza tarihi olan 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair hakkın saklı tutulmasına, 2-Manevi tazminat olarak 30.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminata dair fazlaya dair istemin reddine" karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Madencilik ve İnş. San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline %70 gibi haksız ve fahiş kusur oranı atfedildiğini, bu rapor esas alınarak karar verildiğini, olaydan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan inceleme raporunda müvekkilinin %50 kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu oranı kabul etmemekle birlikte, olay yerini gören uzmanlar tarafından olaydan hemen sonra hazırlanan teftiş kurulu raporundaki kusur oranı dahi %50 iken, olay yerini görmeyen ve dava konusu olayda uzmanlığı bulunmayan bilirkişiler tarafından %70 kusur atfedilmesini ve bu orana göre karar verilmesini kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının en son ücretinin 1.570,00 TL olduğunu, işyerinde 1 öğün yemek verildiğini, davacıya ayda 100 TL yol parası verildiğini, hükmedilen manevi tazminatın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A. Davalı vekilinin manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 14.11.2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın ek 1/3. maddesi olarak getirilen düzenlemenin yürürlük tarihinin 7531 sayılı Kanun'un geçici 1/6. maddesi gereği Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı, yine 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın ek 1 maddesinin 7550 sayılı Kanun'la değişik 2 numaralı fıkrasında yer alan "200. ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." düzenlemesinin değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren verilen kararlar hakkında uygulanacağı gözetilerek, yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri kapsamında, uygulanması gereken temyiz (kesinlik) sınırının dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Somut olayda; bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin temyiz eden davalı yönünden, 41.530,00 TL'lik kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B. Davalı vekilinin maddi tazminat hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları yönünden;
Dosya içeriğine bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.