Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13856 E. 2026/4374 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13856
- Karar No
- 2026/4374
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/430 E., 2024/2210 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/534 E., 2022/277 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.03.2017 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; belediye ile diğer davalı ... İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığını, müvekkili belediyenin meydana gelen iş kazasından dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacı işçinin restorasyon işi yapılırken yüksekten düşmesi sonucu iş kazasının meydana geldiği, iş sahasında gerekli önlemlerin alınmadığı dikkate alındığında her ne kadar davalı belediyenin işi .. İnşaat şirketine bıraktığı belirtilse de davalı belediyenin asıl işveren olarak dava konusu iş kazasında sorumlu olduğuna kanaat getirildiği, kaza bir bütün olarak değerlendirildiğinde, işverenin güvenli bir çalışma ortamı sağlayacak ekipmanları temin etmeyerek ve güvenli bir çalışma ortamı için gereken önlemleri almayarak işçileri kendi inisiyatifinde bırakması sebebi davalıların birlikte %70 oranında kusurlu olduğu, davacı işçinin ise kendi can güvenliği açısından gereken önlemleri almadığı ve işveren tarafından alınmayan önlemlere rağmen iş yapmayı reddetmeyerek çalışmaya devam etmesi sureti ile dikkatsiz ve güvenli çalışma kurallarına aykırı davranarak kendisini tehlikeye düşürmesi sebebi ile %30 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle, "Davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile, 480.901,23 TL maddi tazminat kaza tarihi olan 01.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ile diğer davalı ... Tic. ve San. Ltd. Şti. arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, restorasyon işine yönelik bir eser sözleşmesi olduğunu, belediye görevlilerinin sadece dönem dönem restorasyon işinin, sözleşmede taahhüt edildiği şekilde tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarında kontrolör sıfatıyla söz konusu alana gittiğini, mevcut kusur raporlarında .. Belediye Başkanlığına herhangi bir kusur atfedilmediğini buna rağmen tazminattan sorumlu tutulmasının hukuken kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.