Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7993 E. 2024/10283 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7993
- Karar No
- 2024/10283
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/587 E., 2024/761 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/85 E., 2024/20 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Bakanlığa bağlı Zonguldak Devlet Hastanesi Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneğinde 01.02.1994 tarihinde işe başladığını, 01.02.1996 tarihine kadar sigorta bildirimleri yapılmadan çalıştırıldığını ileri sürerek, davacının 01.02.1994 – 01.02.1996 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen sürelerdeki sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiş, davacı asil 25.01.2024 tarihli celsede; "Ben Atatürk Devlet Hastanesi Yardımlaşma ve Güzelleştirme Derneğinde çalıştım. Kafeteryada çalışıyordum. Kafeterya derneğe aitti. Dernek sonradan kapatıldı. İşten çıkmak zorunda kaldım. Maaşımızı dernek elden ödüyordu. Şikayet üzerine dernek kapatıldığı için işten çıkarıldım. Dernek benim sigortamı sadece 1 ay yapmış" şeklinde beyanda bulunmuştur. II.CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı ile davalı İdare arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi olmadığından husumet nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini belirterek, davanın esastan reddini istemiştir. Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddinin gerektiğini, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Somut olayda, davacıya ait 01.02.1996 tarihli işe giriş bildirgesinde işveren olarak Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığının yazılı olduğu, davacının hizmet döküm cetvelinde işveren ... sicil numaralı aynı işverenin göründüğü, davacı asilin Derneğe ait kafeteryada çalıştığını ücretinin Dernek tarafından ödendiğini beyan ettiği, İl Sağlık Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında ... ile dava dışı Dernek arasında davacının hizmet alımı kapsamında çalıştırıldığına dair sözleşme olmadığı ve davacının taşeron kapsamında çalışmadığının anlaşıldığı, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesinin Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığı ile ... arasında asıl-alt işverenlik ilişkisine ilişkin bir delilin elde edilemediği, işe giriş bildirgesi ve hizmet dökümünden anlaşılacağı üzere işverenin Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığı olduğu, Mahkemece davacı tarafa 2 defa kesin süre verildiği halde dava dışı Derneğin davaya dahil edilmediği, yerleşik Yargıtay uygulamaları gözetilerek, açılan davanın da hizmet tespiti davası olduğu nazara alınarak, davalı ... Bakanlığının işverenlik sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ... Bakanlığına bağlı Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneğinin ayrı bir kurum ve işveren olmadığını, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimliğince oluşturulan bir hizmet birimi olduğunu, yargılama aşamasında Zonguldak Valiliği İl Sicil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü'nün 05.12.2023 tarih ve 2023/85 sayılı yazı cevabında, bu derneğin Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine bağlı olduğu ve belirli süre sonra da tasfiye edildiği belirtilmiş olmasına rağmen, Mahkemenin dava dışı Derneği davaya dahil etme kararının ve sonucuna bağlı olarak pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararı istinaf etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hizmet tespiti davasının niteliği gereği gerçek işverenin davaya dahil edilmesi gerektiği, bu hususta davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen ilgili tüzel kişiye husumet yöneltilmek suretiyle davaya dahil edilmediği ve taraf teşkilinin sağlanamadığının anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79/10 uncu maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3.506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu, başlangıç alınmalıdır. 4.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (... Kuru-... Arslan-Ejder ..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). 3.Değerlendirme 1.İnceleme konusu eldeki davada, davalı Bakanlığa bağlı Zonguldak Devlet Hastanesi Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneğinde 01.02.1994 – 01.02.1996 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükümde belirtilen gerekçelerle davanın pasif husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de, hüküm yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. 2.Somut olayda, Zonguldak Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün 05.12.20243 tarihli cevabi yazısında, Zonguldak Devlet Hastanesi Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği hakkında yapılan arşiv kayıtlarında, 5072 sayılı Kanun kapsamında adı geçen Derneğin 28.05.2004 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısı ile isminin değiştirildiği ve Sağlık Hizmetlerini Destekleme ve Sağlık Çalışanları Sosyal Yardımlaşma Derneği olarak 01.11.2004 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında fesih kararı alındığı, Valilik Makamının 29.11.2004 tarihli olurları ile tasfiyesinin yapılarak dosyalarının işlemden kaldırıldığı bildirilmiş olup, davacının hizmetinin geçtiğini ileri sürdüğü tüzel kişiliğin 01.11.2004 tarihinde tasfiyesi yapılarak kapatıldığı anlaşıldığından, HMK 124 üncü maddesi gereğince Zonguldak Devlet Hastanesi Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneği'nin ihyası ile taraf teşkili sağlanmalı, delilleri sorularak dosyaya kazandırılmalı, ayrıca davacının çalışmalarının blok çalışma olmadığının anlaşılması halinde hak düşürücü süre yönünden de irdeleme yapılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.