Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7869 E. 2024/10929 K. – Kurum İşlemini
Konu: Kurum İşleminin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7869
- Karar No
- 2024/10929
- Karar Tarihi
- Konu
- Kurum İşleminin İptali
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2324 E., 2024/663 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli İş Mahkemesi SAYISI : 2017/155 E., 2022/104 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Kırklareli İş Mahkemesinin 20.03.2014 tarihli 2013/177 E.-2014/30 K. sayılı kararında "davacının 01.10.1992-31.12.1998 ve 01.01.2002-31.12.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında kısa süreli zorunlu çalışmaları dışında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine" karar verildiğini, aylık sigorta primi ödemesi için bankaya gidildiğinde ödeme yapılamadığını ve sigorta hesabında Ek-17 terk işlemi yapıldığını belirterek Kurum işleminin iptali ile davacının emeklilik yaşı ve emeklilik tarihinin tespitini talep etmiştir.
II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun'un geçici 17 nci maddesi gereği Mahkeme hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığını, Mahkeme kararına istinaden davacının tescil tarihi 01.10.1992 tarihi olarak düzenlendiğini, 25.08.2010 tarihine kadar ödemesi bulunmadığını, terkin işlemi yapılan sigorta gün sayısının 3710 gün ve bu prim günlerine ait sigorta borcunun 51.838,69 TL olduğunun bildirildiği, tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde borcun tamamının ödenmediğini, bu nedenle ek 17 işlemi yapıldığını, Kurum işleminin yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının Kırklareli İş Mahkemesinin 2013/177 Esas sayılı kesinleşmiş dosyasından tespit edilen "01.10.1992-31.12.1998 ve 01.01.2002-31.12.2004 tarihleri arasındaki" döneme dair sigortalığı açısından geçici 17 nci madde uygulaması yapılması, 5510 sayılı Kanun geçici 17 nci maddesindeki "kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur" düzenlemesi nedeni ile mümkün değildir. Zira davacının davaya konu "01.10.1992-31.12.1998 ve 01.01.2002-31.12.2004 tarihleri arasındaki dönemde 1479 ve 2926 sayılı Kanuna göre tescili yapılmış değildir. Oysa 5510 sayılı Kanun geçici 17 nci maddesi tescili yapılmış olduğu halde prim borcunu ödememiş olma şartını aramaktadır. Davacının 1479 sayılı Kanuna göre tescili 01.10.2008 tarihinde, 2926 sayılı Kanun'a göre tescili ise 30.07.2010 tarihinde yapılmıştır. Dolayısı ile davacının geçici 17 nci madde uygulaması yapıldığı tarihte 01.10.1992-31.12.1998 ve 01.01.2002-31.12.2004 tarihleri arasında 1479 ve 2926 sayılı Kanun'a göre tescili zaten olmadığından tescili olduğu halde prim ödememe durumu gerçekleşemeyeceğinden davacı için davalı Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un geçici 17 nci maddesinin uygulanmasına dair Kurum işleminin iptali gerektiğinden bahisle davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından davacı için 5510 sayılı Kanun'un geçici 17 nci maddesinin uygulanmasına dair Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tescil tarihinin Mahkeme kararına istinaden 01.10.1992 tarihi olarak düzenlendiğini, sigortalının 25.08.2010 tarihine kadar ödemesinin bulunmadığı tespit edildiğinden 01.10.1992-30.04.2005 arası SSK prim ödenen günler hariç Ek-17 ihya borçlanması yapmasının mümkün olduğu sigortalılık süresi ile ödenecek borç tutarının 51.838,69 TL olduğu bildirilmişse de tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde borcun tamamının ödenmediğini, Kurum işleminin Kanun'a uygun olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 1479 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrası gereğince 23.05.2002 tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.2022 itibariyle toplam 9 yıl 10 ay 23 gün hizmet süresinin bulunduğu ve 25 tam yılı tamamlamaya 15 yıl 1 ay 7 gün hizmeti kaldığından 1479 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrasının (j) alt bendine tabi olduğu, 25 tam yıl hizmet süresini ve 53 yaşını doldurması halinde yaşlılık aylığı bağlanabileceği anlaşılmakta olup yapılan açıklamalar ışığında, davalı Kurum tarafından geçici 17 nci madde uygulaması nedeni ile 01.10.1992-31.12.1998 ve 01.01.2002-31.12.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında kısa süreli zorunlu çalışmaları dışında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine" ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının sisteme işlenemediğinden eldeki davanın açıldığı Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 5510 sayılı Kanun'un geçici 17 nci maddesinin uygulanmasına dair Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile
2. 5510 sayılı Kanun geçici 17 inci maddesi ile 1479 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrası hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.