Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7676 E. 2024/10003 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespitine İlişkin
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7676
- Karar No
- 2024/10003
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespitine İlişkin
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1541 E., 2024/770 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/849 E., 2021/312 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde 01.06.2003 - 31.12.2015 tarihleri arasında uzman satış görevlisi olarak kesintisiz çalıştığını, işverence ilk sigortalılık bildiriminin 30.05.2004 tarihinde yapıldığını, 01.06.2003 - 29.05.2004 tarihleri arasında sigorta bildiriminin yapılmadığını ve sigorta primlerinin ödenmediğini, iş akdinin feshi tarihinde işverence kendisine kıdem ve ihbar tazminatına esas hizmet süresi ile ilgili yapılan beyan üzerine durumu öğrendiğini, davacının 01.06.2003 tarihinden itibaren işyerinde çalışmaya başladığının işveren kayıtlarında yer aldığını, zira bu dönemde davacıya yapılan maaş ödemelerinin günlük gider kasa defterlerine işlendiğini, sigorta bildiriminin yapılmaması nedeniyle davacının maddi kaybının olduğunu ileri sürerek, davacının davalı işyerinde sigortalı hizmet başlangıç tarihinin 01.06.2003 olduğunun tespiti ile sigortalılık kaydının yapılmadığı 01.06.2003 - 29.05.2004 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının 30.05.2004 - 31.12.2015 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde satış sorumlusu olarak çalıştığını, ücretlerin banka aracılığıyla ödendiğini, 11.5 yıl boyunca davalı işveren bünyesinde sigortalı çalışan davacının sigortasız çalıştığı döneme ilişkin hiçbir başvuru yapmamasının takdirini Mahkemeye bıraktıklarını, davalı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '....Davalı vekilince dosyaya sunulan ve içeriğinden 28.07.2015 tarihinde düzenlendiği anlaşılan çalışma koşulları belgesinde davacının işe başlama tarihinin 30.05.2004 olduğu belirtilmiş ise de davacının işveren nezdinde işe başladığı tarihten yıllar sonra ve iş akdinin bitiminden kısa bir süre önce düzenlenen, son sayfadaki "halen çalışmakta olan tüm personel için..." ibaresinden işveren tarafından hazırlanarak tüm çalışanlara imzalatıldığı anlaşılan belge, belirtilen içeriği, hazırlanış şekli ve düzenlenme tarihi nazara alındığında dikkate alınmamıştır. Kaldı ki davacının tespiti istenen çalışmalarını Kuruma bildirmeyen işvrenin davacının işe başlama tarihi olarak bir başka tarihi yazması beklenmemektedir.
Dinlenen komşu işyeri tanıkları davacıyı tanımadıklarını beyan etmişlerse de aynı işyerinde çalışan tanıklar dahi işveren nezdinde on yılı aşkın süre çalışması bulunan davacının işe başlama tarihini tam olarak hatırlayamazken komşu işyeri tanıklarının böyle bir bilgiye sahip olmaması olağan karşılanmıştır.
Davacıyla birlikte bilet satış işinde çalışan tanıklar ... ve ...'in beyanlarına diğer tanıklara nazaran üstünlük tanınmıştır.
Hizmet tespiti davalarında çalışma olgusunun davacı çalışan tarafından kanıtlanması ispat hukukunun bir gereğidir. Ancak çalışmaya ilişkin tüm kayıtların işveren nezdinde olduğu, çalışmanın, işverenin denetimi, sorumluluğu ve egemenliği altındaki çalışma ortamında sürdürüldüğü, belli bir süre için işverenin egemenliği altındaki çalışma ortamına dahil olan çalışanın ispat araçlarına ulaşmada güçlük yaşayacağı göz önüne alınmalıdır. Kaldı ki çalışma kayıtlarındaki düzensizlikten çalışmaları Kuruma süresinde ve düzenli olarak bildirmekle yükümlü olan işverenin de sorumlu olduğu dikkate alınmalıdır. Aynı şekilde 5502 sayılı SGK Kanun'un 17 nci maddesinde belirtildiği üzere kayıt dışı istihdamı önlemek Kurumun görevleri arasındadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 59 uncu maddesinde yer verilen "Kurumun Denetleme ve Kontrol Yetkisi" de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bu itibarla çalışma olgusuna ilişkin delillerin değerlendirilmesi ve iddianın sübut bulduğunun kabulü sırasında sayılan hususlar da gözetilmelidir.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle bilirkişi tarafından tanzim edilen 15.02.2019 tarihli rapor dosya muhteviyatına uygun ve karara dayanak teşkil edecek nitelikte görülmekle dava dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıda belirtilen hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "İddia edilen döneme ilişkin çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer verilmeyecek şekilde ispat edilememiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu hususun göz ardı edilmesi ve aksi yönde karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır, davalı tanıklarından ... 'nın 1996 yılından beri müvekkil işverenlikte çalıştığını, 2004-2005 yıllarında davacının çalışmaya başladığını beyan etmesine karşın, İlk Derece Mahkemesince sadece davacının iki tanığının anlatımlarına değer verilmiş, yine eski tarih olmasına karşın, davacı tanıklarının tereddütsüz şekilde ay, gün belirterek davacı yanın işe giriş tarihi konusunda beyanda bulunmaları ve çelişkili anlatımları tartışma konusu yapılmaksızın kabul edilmiştir. Ayrıca, yukarıda da örnekleri sunulduğu üzere, hizmet tespitine yönelik Yargıtay kararlarında bu davaların özel bir duyarlılık gerektirdiği ve suistimallere açık olduğu düşüncesinden hareketle son derece titiz davranılmakta ve hüküm için sadece tanık beyanları yeterli sayılmamakta olup kararlarda tanık beyanlarının diğer delillerle desteklenmesi gerektiğine işaret edilmektedir. Yine Yargıtayın konu ile ilgili olarak verdiği emsal nitelikteki kararlara göre, tanık beyanları somut olgulara dayanmak zorunda ve bazı hallerde uzun yıllar öncesine ait bilgilerin nasıl olup da unutulmadan taşınabildiği hakim tarafından göz önüne alınması gerekmektedir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesi tarafından tüm bu hususlar göz ardı edilerek verilen hükmün kaldırılması için " istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; "...Hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin davalar oldukları için mahkemece re'sen araştırma yapılarak çalışma olgusunun varlığı için inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, sigortalılık şartlarının oluşup oluşmadığı belirlenmelidir.İşverenin bu husustaki kabulü dahi hukuki sonuç doğurmaz.Bu nedenle davacı tarafından gösterilen tanık beyanlarıyla yetinilmeyerek işçinin arkadaşlarının ve komşu işyeri çalışanlarının bilgilerine de başvurularak ,iş yeri kayıtları da celp edilerek somut ve inandırıcı bilgilerle tespit yapılmalıdır.Diğer davalı iş veren tarafından Kurumumuza bildirilen hizmetlere istinaden kurumumuzca işlem yapılmakta olup bildirilmeyen hizmet kaydına istinaden işlem yapılması söz konusu olamaz. Bu tür davalarda kurumumuzun yasal hasım olması ve yaptığı işlemlerde herhangi bir hata bulunmaması, kurumumuz kayıtlarının resmi ve güvenilir kayıtlar olması dolayısıyla haksız iddialara dayalı davanın kurumumuz açısından reddi gerekmektedir. Davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne dair verilen karar usule ve yasaya aykırıdır.Bu kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması davacının davasının reddi yönünde karar verilmesini talep ediyoruz." beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Hukuk Dairesinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı kararında; ''..Somut olayda; dinlenen tanık beyanları, toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tanık ... ; davacının ise 2003 yılının 1 Haziran tarihinde otogar şubesinde çalışmaya başladığını, davacı işe başladıktan 15 gün sonra kendisinin doğum iznine ayrıldığını, söz konusu tarihte doğum yaptığı için bu tarihi hatırladığını, sonrasında 2003 yılının Eylül - Ekim ayı gibi Meydan Şubesinde tekrar işe başladığını ve aynı şubede ... isminde bir arkadaşla 4-5 ay daha çalıştığını, ismi geçen arkadaşın ayrılmasından sonra davacının, kendisinin bulunduğu şubeye geldiğini ve o tarihten sonra birlikte çalışmaya devam ettiklerini, tanık ... 1985-2009 yılları arasında davalı işveren nezdinde bilet satış bankosunda görev yaptığını, davacının ise 2003 yılının Haziran ayında kendisinin çalıştığı bölümde işe başladığını ve kendisi ayrıldığında çalışmaya devam ettiğini, tanık ... beyanında; 2003 yılı Kasım ayında davalı işveren nezdinde yönetici asistanı olarak çalışmaya başladığını ve 1 Temmuz 2015 tarihine kadar aynı işyerinde çalıştığını, kendisinin işe başladığı tarihte davacının Meydan'da bulunan davalıya ait işyerinde bilet satış işinde çalıştığını, kendisinin de Meydan'da bulunan diğer bir işyerinde çalıştığını, davacının, çalıştığı dönemde zaman zaman otogarda, zaman zaman da Ayasofya'da bulunan işyerlerinde işverenin talimatına göre görevlendirildiğini,davacının bilet satış görevlisi olarak çalıştığını belirttiği, bordro tanıkları ..., ... ve ... beyanları ile, davacının davalı işveren nezdindeki çalışmasının 01/06/2003 tarihinde başladığı ,tanık ...'in dosya arasına alınan aile nüfus kaydı, davacı işe başladıktan sonra doğum iznine ayrıldığına dair beyanını desteklemekte olduğu, tanık ... ve Tanık ...'nun beyanından da davacının işe giriş bildirgesinde yer alan tarihten önce davalı işveren nezdinde çalışmaya başladığı, İşe giriş bildirgesi altındaki imzanın davacıya ait olmadığı bilirkişi incelemesiyle sabit olduğu, bu gerekçelerle davacının 01.06.2003 tarihinden itibaren davalı işveren nezdinde, hizmet akdine tabi surette çalıştığı sonucuna ulaşılmış olmasına yönelik mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı kanaatine varılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin bu karar ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, Dairemizce de bu karar ve gerekçeye itibar edildiği, davalı ve fer'i müdahil vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davalı ve fer'i müdahil tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin İlk Derece Mahkemesince usul ve yasaya uygun bir şekilde değerlendirilerek hüküm kurulmasına göre davalı ve fer'i müdahil vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş... '' gerekçesi ile '' İlk Derece Mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nın madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalı ve fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine' şeklinde karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf istemlerinde sunduğu gerekçeler ile temyiz yoluna başvurmuşlardır.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme: Dava; hizmet tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371'inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.