Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7763 E. 2024/10041 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7763
Karar No
2024/10041
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/160 E., 2022/248 K. KARAR : Direnme

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı fer'î müdahil Kurum vekilince temyiz edilmiş olup Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararı uygun bulunarak sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya gönderilmekle; Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 01.04.2008 - 31.10.2015 tarihleri arasında hayvan ve bitki bakımı, temizlik, taşıma ve işverenin özel işlerinde kesintisiz çalıştığı, davalı işveren ihaleyle iş aldığı takdirde gösterilen yerde çalışmaya devam ettiği, davalı işveren tarafından sigorta primlerinin 2009 yılında 83 gün, 2010 yılında 90 gün olarak yatırıldığı ancak çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiği iddiasıyla davacının 01.04.2008-31.10.2015 tarihleri arasında aralıksız geçen ve Kuruma eksik bildirilen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı ile dava dışı Anfa Ankara Altınpark İşletmeleri Ltd. Şti. arasında düzenlenen hizmet alımı sözleşmesi kapsamında 08.08.2014 - 01.11.2015 tarihleri arasında temizlik elemanı olarak sigortalı çalıştığı, iş yerinden kendi isteğiyle ayrıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Fer'î müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, Kurum kayıtlarının doğru olduğu, davanın kamu düzenini ilgilendirdiği, bu nedenle re'sen araştırma yapılması ve fiili çalışma olgusunun ispatlanması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2015/935 Esas, 2019/373 Karar sayılı kararı ile davalıya ait 1117774 sicil numaralı iş yerinden davacı adına 30.05.2008 tarihli işe giriş bildirgesi verilerek 30.09.2008 tarihine kadar hizmet bildirimi yapıldığı, dava dışı ... Eğl. Turz. A.Ş.'ye ait iş yeri tarafından davacının 02.06.2009 - 24.08.2009 tarihleri arasında 83 gün çalıştığının bildirildiği, ayrıca davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinden 02.07.2010 tarihinde işe giriş bildirgesi verildikten sonra 13.05.2013 tarihine kadar aralıklı çalıştığı ve 2010 yılında 90 gün, 2011 yılında 339 gün, 2012 yılında ise 359 gün bildirim yapıldığı, 2013 yılı Haziran ayından 07.08.2014 tarihine kadar davalıya ait 1241737 sicil numaralı iş yerinde ve 08.08.2014 - 01.11.2015 tarihleri arasında davalıya ait 1266393 sicil numaralı iş yerinde geçen çalışmaların Kuruma bildirildiği, 02.06.2009 - 24.08.2009 tarihleri arasında dava dışı şirket tarafından davacı adına yapılan hizmetlerin iptaline ilişkin dava açmak üzere kesin süre verilmesine rağmen dava açılmadığından Kurum kayıtları, hizmet cetveli, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre 02.06.2009 - 24.08.2009 tarihleri arasında dava dışı ... Eğl. Turz. A.Ş.'de geçen hizmetler dışında davacının davalıya ait farklı işyerlerinde 01.10.2008 - 31.12.2008 tarihleri arasında 90 gün, 01.01.2009 - 30.05.2009 tarihleri arasında 150 gün, 01.09.2009 - 31.12.2009 tarihleri arasında 120 gün, 01.01.2010 - 01.07.2010 tarihleri arasında 180 gün, 2010 yılı 9, 10 ve 11. aylarda 90 gün, 01.01.2011 - 17.01.2011 tarihleri arasında 17 gün, 01.02.2011-03.02.2011 tarihleri arasında 3 gün olmak üzere 650 gün çalışmasının Kuruma bildirilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerlerinde Kuruma bildirilen süreler dışında 2008 yılında 90 gün, 2009 yılında 270 gün, 2010 yılında 270 gün, 2011 yılında 20 gün olmak üzere toplam 650 gün hizmet akdiyle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2015/935 Esas, 2019/373 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 30.09.2021 tarihli ve 2020/362 Esas, 2021/1483 Karar sayılı kararı ile davalı işveren tarafından uyuşmazlık konusu dönemde davacı adına kısmi bildirim yapıldığı, 2012 yılı ve sonrasında bildirimlerin tam olduğu, fiili çalışmayı doğrulayan bordro tanıklarının beyanları dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davalı ve fer'î müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli ve 2020/362 Esas, 2021/1483 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 31.03.2022 tarihli ve 2021/12581 Esas, 2022/4796 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve iş yerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o iş yerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.

Eldeki davada, davacının hizmet cetveline göre, 30.05.2008 - 30.09.2008 tarihleri arasında davalıya ait 1117774006 17-14 sicil sayılı davalı şirket iş yerinden, 02.07.2010 - 01.11.2015 tarihleri arasında davalıya ait muhtelif sicil no lu şirket işyerlerinden, 02.06.2009 - 24.08.2009 tarihleri arasında dava dışı ... Eğl. Tur. A.Ş. ünvanlı iş yerince 83 gün hizmet bildirimlerinin olduğu, davanın 25.12.2015 tarihinde açıldığı, davacının 2009 yılı içerisinde dava dışı iş yerinde geçen çalışması bulunmakla bu dönem yönünden davalı iş yerinde geçen çalışmalarının kesintiye uğradığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda Mahkemece, hak düşürücü süre yönünden yeniden bir değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

O hâlde, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır..."

2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeye ilaveten dava dışı iş yerinden bildirim yapılan 02.06.2009 tarihi öncesinde davalı işveren tarafından 2008 yılında yapılan bildirim ve devamında blok çalışma bulunduğu, dava dışı iş yerinden bildirimin sona erdiği 24.08.2009 tarihi sonrasında hizmetin bittiği yıl sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Hukuk Genel Kurulu tarafından 24.04.2024 tarihli ve 2023/10-921 Esas, 2024/197 Karar sayılı ilamla direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak bozma nedenine göre fer'i müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'î müdahil Kurum vekili; Kurum kayıtlarının doğru olduğu, Kurum kayıtları ve tanık beyanları dikkate alınmaksızın yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek kamu davası olmasına rağmen ayrıntılı araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalı işveren nezdinde hizmet akdine tabi olarak 01.04.2008 - 31.10.2015 tarihleri arasında tam süreyle çalıştığının tespitine ilişkindir.

1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Fer'i müdahil Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7763, K. 2024/10041, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7763-e-2024-10041-k-df753c7c5cfc