Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7513 E. 2024/8229 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7513
Karar No
2024/8229
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1324 E., 2024/724 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/153 E., 2018/40 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Kurum 04.03.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelirin tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, olayda davalının kusurlu olmayıp ayrıca olaya konu vincin diğer davalıya ait olduğunu, vincin diğer davalı ... ve sigortalı ...'ın tarafından birlikte kurulduğunu ve bu kişilerce vincin tekniğine uygun kurulmadığını, ayrıca ikazlara rağmen alınan gerekli dikkat ve özen gösterilmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2017/153 Esas, 2018/40 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 63.493,27 TL Kurum alacağının 22.10.2011 tarihinden itibaren (davalı ... yönünden 5510 sayılı Kanun'un 21/4 maddesi kapsamında 63.493,27 TL nin 31.746,63 TL sinden diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olması kaydıyla) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı Kuruma verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2019 tarihli ve 2018/3578 Esas, 2019/1292 Karar sayılı kararıyla; davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esasdan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Balıkesir 2. İş Mahkemesinin 08.02.2018 tarih ve 2017/153 E. - 2018/40 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne, 63.493,27 TL Kurum alacağının (davalılardan ... bireysel sorumluluğunun 31.746,63 TL ile sınırlı olması kaydıyla) tahsis onay tarihi olan 22.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacı kuruma verilmesine karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 13.10.2020 tarihli, 2019/5035 E., 2020/5908 K. kararında; davalı ... ile ... ve sigortalı ... arasında çatı yapımı hususunda sözlü olarak anlaşılması ve davalı işverenin çatı yapım işini istisna akdi kapsamında verdiği yönündeki savunması karşısında; çalışmanın hizmet akdine mi dayalı olduğu yoksa istisna akdi kapsamında mı yapıldığının tespitinin önemli olduğu, bu nedenle olayın iş kazası olmadığının tespiti yönünde dava açılması için davalılara süre verilmesi ve dava sonucuna göre değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 61.376,83 TL gelirin (davalı ...'ın sorumluluğunun 31.746,63 TL ile sınırlı olması kaydıyla) onay tarihi olan 22.10.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı Kuruma verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili, sigortalının kusurunun bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 04.03.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelirin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 77, 79, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesidir. 3. Değerlendirme İnceleme konusu dosyada Dosyadaki yazılara toplanan delillere göre, davacı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. İnceleme konusu dosyada; 04.03.2010 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelirin tahsili talep edilmiştir. 1) 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş olup, 21 inci maddenin 4 üncü fıkrası ise 3. kişilerin sorumluluğu "İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 23 üncü maddesinde ise "Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, Kurumca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, 21 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir." hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde sigortalıların hangi tarihte bildirilmesi ve tescil edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Buna göre; Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olanların Kuruma bildirim yükümlülüğü işverene ait olup; 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalının işe giriş bildirgesi ile bildirilmesi gerekir. İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün; yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde, ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar; kamu idarelerince istihdam edilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde, işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmeleri gerekir. 5510 sayılı Kanun'un “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan Doğan Sorumluluk” başlıklı 23 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir. Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden kazazede sigortalının davalı ...'a ait inşaatın çatı işinde çalıştığı, ...'un işveren olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece öncelikle sigortalı adına süresinde işe giriş bildirgesi verilip verilmediği araştırılmak suretiyle işveren ... yönünden 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü madde koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmeli, süresinde işe giriş bildirgesi verilmemiş ise işverenin 23 üncü maddeye göre sorumlu olacağı gözetilmelidir. Somut olayda; dosyada alınan kusur raporunda ... %70, ... %5, sigortalı %25 kusurlu bulunmuş olup, bu durumda işveren 5510 sayılı Kanun'un 21/1 inci maddesi, üçüncü kişi ... ise aynı Kanun'un 21/4 üncü maddesi gereğince sorumludur. Ancak işveren sigortalının çalışmasını süresinde Kuruma bildirmemiş ise 5510 sayılı Kanun'un 23 üncü madde kapsamında sorumlu olacağından ve Kurumun da söz konusu maddeye dayalı talebi bulunduğundan artık işverenin sorumluluğunun 23 üncü maddeye göre değerlendirilmesi gerekir. Kusur, işveren, üçüncü kişi ve sigortalı arasında dağıtılmış ise yani 21/1, 21/4 ve 23 üncü madde sorumluluğu varsa, öncelikle işverenin 21/1 inci madde kapsamında, üçüncü kişi ile birlikte müteselsilen sorumlu olacağı kusur oranı belirlenmeli, daha sonra 23 üncü madde gereğince sigortalının kusurunun yarısı işverene ilave edilerek sorumluluk tespit edilmelidir. Bu şekilde somut davada; işveren kusuru %70, üçüncü kişi ...'ın kusuru %5, sigortalının kusuru %25 olduğuna göre, işverenin 21/1 inci madde sorumluluk oranı %70+%5/2=%72,5, sigortalının kusurunun yarısının ilavesi ile işveren ...'un 23 üncü madde sorumluluğu %85 olacaktır. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve araştırma yapılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7513, K. 2024/8229, T. 09.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7513-e-2024-8229-k-267afaa25564