Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2024/962 E. 2024/1434 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/962
Karar No
2024/1434
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2024/962 KARAR NO: 2024/1434 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08/02/2024 NUMARASI: 2023/10 (E) - 2024/108 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 16/10/2024 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen dolmuşun yavaşlayıp aracın kapısını açtığı sırada yolcu olarak bulunan müvekkilinin eli ile kapıyı tutmaya çalışırken kapı mekanizmasına elini kaptırması sonucu meydana gelen trafik kazasında arabulucuğa başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan maluliyet raporuna göre %4 oranında malul kalan müvekkilinin maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanması gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.000 TL sürekli iş göremezlik, 500 TL geçici iş göremezlik, 500 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 8.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçe göstermiş olduğu 25/12/2018 tarihli ilk ve 03/04/2019 tarihli ikinci sigorta tahkim başvurularının usulden reddedildiğini, 09/11/2020 tarihli üçüncü başvurularının ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111/2. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle reddedildiğini, ilk iki başvurularının usulden reddedilmiş olması durumunda KTK'nin 11/2. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçirilmediğini, dosyanın tahkimde esastan çözümlendiği gerekçesiyle davalarının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır. (HMK m.114/1-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. (6100 sayılı HMK m.115/2) HMK'nin 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacının Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurarak aynı kazadan kaynaklı aynı davalıya maddi tazminat istemiyle başvuruda bulunduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin K-2021/27570 sayılı kararı ile başvurunun kabul edildiği, itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, bu karara karşı davalı tarafça itiraz edildiği ve itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince, 2021/İHK-16965 sayılı sayılı kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, verilen kararın kesin olduğu anlaşılmıştır. Eldeki dava ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda aynı vakıalara dayanılmış olduğu, davanın taraflarının ve konusunun aynı olduğu, Tahkim komisyonu tarafından verilen kararın ilam niteliğinde olduğu ve kesinleştiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken harç peşin alındığından, ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/10/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2024/962, K. 2024/1434, T. 16.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-40-hukuk-dairesi-2024-962-e-2024-1434-k-6d904e0f54e1