Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7295 E. 2024/9064 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7295
- Karar No
- 2024/9064
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/675 E., 2024/179 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/201 E., 2022/205 K. Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 26.02.2004 tarihinde davalılardan Şen Deri Şirketi bünyesinde çalışmaya başladığını, 28.08.2004 tarihinde kalp krizi geçirerek yaralandığını, bu yaralanma ile ilgili olarak Çorlu 1. İş Mahkemesinin 2008/408 Esas sayılı dosyası ile iş kazasının tespiti davasının açılmış ve davacının geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiş olduğunu, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacının geçirmiş olduğu iş kazası ile ilgili olarak Çorlu 1. İş Mahkemesinin 2014/159 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat talepli dava açıldığını, dava esnasında SGK'ya yapılan başvuru neticesinde davacının sürekli iş görmezlik derecesinin %0 olarak belirlendiğini, bu tespite yapılan itirazı Yüksek Sağlık Kurulunun değerlendirdiğini ve davacının maluliyetinin bulunmadığına karar verildiğini, itiraz doğrultusunda davacının Adli Tıp Kurumuna sevk edildiğinin, ATK'nın 25.07.2016 tarihli raporu ile davacının maluliyetinin % 49 olarak tespit edildiğini, Çorlu 1.İş Mahkemesinin 2014/159 Esas sayılı dosyası içerisinde mevcut SGK tespitlerinde davacının maluliyet oranı bulunmadığının tespit edilmesine rağmen 25.07.2016 tarihli ATK raporu ile davacının maluliyetinin % 49 olarak belirlendiğinden, davacının maluliyet oranının tespitini ve açılan davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2.Davalı şirket vekili; davacının, davalı bünyesinde çalışmakta iken 28.08.2014 tarihinde işbaşı yaptığı sırada davacının kalp krizi geçirmediğini, bayıldığını, davacının hastaneye götürüldüğünü, yapılan muayenede herhangi bir sorunun tespit edilmediğini, istirahat verilmediğini, çalışmaya devam ettiğini, Adli Tıp Kurumunun 2016 yılında yani kazadan 12 yıl sonra maluliyet oranının %49 olduğunu belirttiğini, davacının kazadan sonra davacı Termo Tekniş A.Ş.'nin panel radyatör fabrikasında son derece ağır bir işte yaklaşık 5 yıl süre ile çalıştığını ve kazadan 12 yıl sonraki durumu nazara alınarak Adli Tıp Kurumunca %49 malul olduğu sonucuna varıldığını, Adli Tıp Kurumu davacının maluliyetine gerekçe olarak tespit ettiği hastalıkların hipertansiyon, sindirim ve safra yolları hastalıkları, kalp-kapak hastalıkları ve kas iskelet sistemi hastalıkları olduğunu rapor ettiğini, Adli Tıp Kurumunca belirlenen maluliyet oranının dikkate alınarak yeniden inceleme yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı işyerinde geçirdiği ve Çorlu 1. İş Mahkemesinin 2008/408 Esas - 2012/590 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile iş kazası olduğuna karar verilen 28.08.2004 tarihli kaza ile ilgili olarak yaptığı maluliyet başvurusu sonucunda SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 27.11.2014 tarihli kararında davacının geçirdiği 28.08.2004 tarihli iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 0 olduğunun belirlendiği; itiraz üzerine yapılan incelemede Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 04.09.2015 tarih ve 68/10380 karar sayılı kararında davacının geçirdiği 28.08.2004 tarihli iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 0 olduğunun belirlendiği; ATK 3. Adli Tıp İhtisas kurulunun 25.07.2016 tarih ve 14914 sayılı kararında davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 49 olduğunun belirlendiği; Mahkemece yapılan yargılama sırasında YSK ve ATK raporları arasındaki çelişki nedeniyle ve davalı yanın kaza ile maluliyet arasında illiyet bulunmadığı yönündeki itirazı üzerine dosya ATK 2. Üst Kuruluna gönderilmiş; ATK 2. Üst Kurulunca önce dosya ATK 3. İhtisas Dairesine kaza ile maluliyet arasında illiyet bulunup bulunmadığı hususunda mütalaa sorulmak üzere gönderilmiş, ATK 3.İhtisas Kurulu 07.01.2019 tarihli 357 karar sayılı mütalaasında davacının 28.08.2004 tarihinde maruz kaldığı iş kazasına bağlı yaralanması nedeniyle kalıcı olduğu değerlendirilen kapak replasmanı nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 32 olduğunun belirlendiği, kişide mevcut tüm arızalar değerlendirildiğinde özür oranının % 49 olduğunun bildirildiği; ATK 2. Üst Kurulunun 07.03.2019 tarihli raporunda davacının 28.08.2004 tarihinde maruz kaldığı iş kazasına bağlı yaralanması ile maluliyeti arasında illiyet bağı kurulamadığından meslekte kazanma gücü kaybı tayinine yer olmadığına, davacının kendisinde mevcut doğumsal kalp hastalığı nedeniyle hali hazırda % 32 oranında maluliyetinin bulunduğu hususunda oy birliği ile karar verildiği görülmüş, davacının 28.08.2004 tarihinde maruz kaldığı iş kazasına bağlı yaralanması ile % 32 oranında malul kaldığı, Çorlu 1. İş Mahkemesinin 2008/408 Esas- 2012/590 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile iş kazası olduğuna karar verilen 28.08.2004 tarihli kaza ile istinaf ilamında belirlendiği üzere, illiyet bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile Davacının davalı işyerinde 28.08.2004 tarihinde kalp krizi geçirerek yaralanması neticesinde oluşan maluliyetinin %32 olarak tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davanın kabulü kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve Mahkemenin gerekçesine göre HMK'nın 355. maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Nursan Kayhan'ın iş kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik oranına itiraz ile yeniden belirlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 95. maddesi. 2. 01.10.2008 sonrası yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinde de "İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendiren sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır. Sigortalının sürekli iş göremezlik geliri, A) Geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi, B) Geçici iş göremezlik tespit edilemeden sürekli iş göremezlik durumuna girilmişse, buna ait sağlık kurulu raporu tarihini takip eden aybaşından başlar" hükmü getirilmiştir. Anılan düzenlemeler uyarınca sigortalının sürekli iş göremezlik geliri alabilmesi için meslekte kazanma gücünün % 10 oranında azalmış olması ve azalma olan tarihin tespiti gerekmektedir; 1-Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanun'un “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde (506 sayılı Kanun'un 109. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. 2. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 25 ve 26. maddesidir. Anılan madde; 4/a ve 4/b’li sigortalılar için “...çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği...” Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu Kurumun Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağı belirtilmiştir. 3.Anılan Kanun’un 26. maddesinde ise “Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının; a)25. maddeye göre malûl sayılması, b)En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması, c)Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması, halinde malûllük aylığı bağlanır. Ancak, 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dâhil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.” hükmü getirilerek, “malullük aylığı” bağlanma şartları düzenlenmiştir. 3. Değerlendirme Eldeki davada, davacının davalı iş yerinde geçirdiği 28.08.2004 tarihli iş kazasına bağlı olarak meslekte kazanma gücü kaybı oranının tespiti talebinde bulunduğu, Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunun 07.03.2019 tarihli mütalaasında ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler değerlendirildiğinde; Emin oğlu 20.04.1971 doğumlu ...’ın 28.08.2004 tarihinde maruz kaldığı iş kazası (iş yerinde fenalaşma)na bağlı; yaralanması ile maluliyeti arasında illiyet bağı kurulamadığından meslekte kazanma gücü tayinine mahal olmadığı, kendisinde mevcut doğumsal kalp hastalığı nedeniyle halihazırda; E cetveline (yaşına) göre %32,0(yüzdeotuzikivirgülsıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının belirtilmiş olmasına rağmen davanın kabulü ile davacının davalı işyerinde 28.08.2004 tarihinde kalp krizi geçirerek yaralanması neticesinde oluşan maluliyetinin %32 olarak tespitine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Davacı iş kazası sonrası kısa vade sigorta kollarından sürekli iş göremezlik oranının tespitini talep etmiş olup, uygulamada sıklıkla karıştırıldığı üzere iş kazası sebebiyle talebi maluliyet oranının tespiti değildir. Sürekli iş göremezlik oranı kısa vadeli sigorta koluyla ilgili iken maluliyet uzun vadeli sigorta kolu için geçerli bir kavramdır. Bu halde, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunun 07.03.2019 tarihli mütalaasında da davacının 28.08.2004 tarihinde maruz kaldığı iş kazasına bağlı yaralanması ile maluliyeti arasında illiyet bağı kurulamadığından melekte kazanma gücü tayinine mahal olmadığı belirtilmiş olup davanın reddi gerekirken Mahkeme gerekçesinde uzun vade sigorta kollarından olan maluliyetten bahsedilip maluliyet oranının tespiti şeklinde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.