Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7066 E. 2024/9788 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7066
- Karar No
- 2024/9788
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/213 E., 2024/154 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki askerlik borçlanmasının iptal edilmesi ile yaşlılık aylığının kesilmesi ve borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptali davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karara karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davalı Kurum vekilinin temyiz istemi hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; 1982 yılında Bağ-Kur sigortasının başladığını ve bu sigortalılığının 08.02.2006 tarihinde sonlanıp bu tarihten itibaren ... Başkanlığı kapsamında sigortalılığının başladığını, 30.06.2008 tarihinde askerlik borçlanması yaptığını ve yaşlılık aylığı alabilmek için bankadan kredi kullandığını ve geçmiş dönem prim borçlarını ödediğini, 01.08.2008 tarihi itibarıyla kendisine davalı Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlandığını, 02.09.2015 tarihinde ise haksız şekilde yaşlılık aylığının iptal edildiğini iddia ederek, 01.08.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının hak ettiğinin tespiti ile davalı Kurumun aylık kesme işleminin iptaline ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 4/a askerlik borçlanmasının 4/b hizmetleri ile çakışması sebebi ile askerlik borçlanma süreleri iptal edilmiş olup talep tarihi itibariyle hizmet süreleri yaşlılık aylığı bağlamaya yetmediğinden (sigortalının 9000 gün hizmeti bulunmadığından) önceden bağlanan aylığı iptal edilerek 58 yaşını doldurduğu tarih olan 04.01.2014 tarihinde yeniden kısmi yaşlılık aylığı bağlandığını, davacının 01.09.2008 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesi sebebi ile borç tespit tarihinden 5 yıl geriye gidilerek Haziran 2010 tarihi ile kısmi yaşlılık aylığı bağlanan 04.01.2014 tarihi arasında 36.048,13 TL yersiz aylık borcu, aynı tarihler arasında 17.613,63 TL yersiz sağlık tahakkuk ettirilmiş olduğunu, yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2019 tarih ve 2016/82 Esas, 2019/479 Karar sayılı kararı ile davalı Kurum tarafından davacıya askerlik borçlanması yaptırılıp yaşlılık aylığı bağlandıktan uzunca bir süre geçtikten sonra ve davacıdan primler tahsil edildikten sonra aylık bağlama işleminin iptaline karar verilmesinin dürüstlük kuralına uygun olmayacağı ve davacının sosyal güvenlik hakkını zedeleyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2020 tarih ve 2020/138 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararıyla; davalı Kurumun istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/b-1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 03.03.2021 tarihli 2020/11825 Esas, 2021/2612 sayılı kararında; "...Yukarıda izah edilen veriler ışığında, somut olayda davacının 20.04.1982-28.02.2006 tarihleri arasında 8590 gün 1479 sayılı Yasa kapsamındaki bağkur sigortalılığı süresi içersinde olan ve çakışan 01.07.1983 - 01.11.1983 arasında 120 günlük askerlik süresinin zorunlu sigortalılığına ek olarak borçlanması mümkün olmadığından ve buna göre 01.08.2008 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesi gereği yaşlılık aylığı tahsis koşullarını taşımadığı gözetilmeksin Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. .... Somut olayda, Mahkemece davacının sağlık yardımından yararlanma hakkının varlığı yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2019 tarihli 2015/10-2743 E., 2015/35 K. sayılı ilamı kapsamında irdelenerek, sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçeleriyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacıların murisi ...'ın 01.08.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığını hak etmesinin söz konusu olmadığının tespitine ve davalı Kurumun aylık kesme işleminin iptalinin hukuka uyarlı olduğu anlaşıldığından davalı Kurumun aylık kesme işleminin iptali talebinin reddine, 01.09.2008 - 04.01.2014 tarihleri arasında davacıya ödenen yaşlılık aylıklarının yersiz ödeme olduğu, davacıya 22.06.2010 - 04.01.2015 tarihleri arasında yersiz ödenen ve dava dilekçesi ekinde bulunan Osmaniye Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünü (Osmaniye Muhasebe biriminin) 01.10.2015 tarih ve 12.716.181 varide sayılı “Borç Bildirim Belgesi” ile davacıya tebliğ edilerek ödenmesi talep edilen 35.762,13 TL borç aslı tutardan ve borç aslına 11.09.2015 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizden davacının davalı Kuruma karşı sorumlu olduğu/ davalı Kuruma borçlu olduğunun tespitine, Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün (Osmaniye Muhasebe biriminin) 04.11.2015 tarih ve 1540588 varide sayılı “Borç Bildirim Belgesi” ile talep edilen davacıya ve davacının bakmakla yükümlü olduğu aile üyelerine 01.06.2010 - 04.01.2014 tarihleri arası dönemde Kurum tarafından yapılan 17.613,63 TL ve borç aslı sağlık giderlerinden (hastane masraflarından); 01.06.2010 - 31.01.2012 (dahil) tarihleri arası dönem sağlık giderlerinin (hastane masraflarının) davacıdan talep edilmemesi gerektiği 01.06.2010-31.12.2012 (dahil) tarihleri arası dönem sağlık giderlerinden (hastane masraflarından) davacının davalı Kuruma karşı sorumlu olmadığı-borçlu bulunmadığının tespitine, 01.02.2012-04.01.2014 (hariç) tarihleri arası dönem sağlık giderleri (hastane masrafları) toplam tutarı olan 7.515,25 TL borç aslının davacıdan talep edilmesi gerektiği 01.02.2012 - 04.01.2014 (hariç)) tarihleri arası dönem sağlık giderlerinden (hastane masraflarından) davacının davalı Kuruma karşı sorumlu olduğu-borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyizi; davacı asilin vefat ettiğinin 15.03.2024 tarihli dilekçe ile Mahkemeye bildirilmesine rağmen, mirasçılarının davaya dahil edilmeden karar verilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, her ne kadar Kurum kayıtlarında davacının 01.09.1983 - 01.11.1983 arası 61 gün olarak askerlik borçlanması gözükse de 120 gün üzerinden borçlanma yapıp borçlanma bedelini ödediğini, 23 yıl 10 ay 10 gün = 8590 gün Bağ Kur + 359 gün SSK = 8949 prim günü bulunduğunu, 120 günlük askerlik borçlanması da eklendiğinde 9069 günü üzerinden tahsis şartlarını sağladığını, davalı Kurumca primlerin tahsil edilmesi ve uzunca bir süre kullanılması, Kurumun kendi hatası sebebiyle mağduriyet oluşması olguları da dikkate alındığında davacının yapmış olduğu askerlik borçlanmasının hiç sigorta kaydı olmayan dönemler için isteğe bağlı prim günü olarak kabul edilmesi ve bu şekilde işlem yapılması gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyizi; davacının 01.09.2008 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesi sebebi ile borç tespit tarihinden 5 yıl geriye gidilerek Haziran 2010 tarihi ile kısmi yaşlılık aylığı bağlanan 04.01.2014 tarihi arasında 36.048,13 TL yersiz aylık borcu, aynı tarihler arasında 17.613,63 TL yersiz sağlık tahakkuk ettirildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi gereğince bu kişilere ödenmiş olan tutarların 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınması hükmünün amir olduğunu, buna göre Kurum işleminin yasaya uygun olduğunu, davanın tümden reddinin gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, askerlik borçlanmasının iptal edilmesi ile yaşlılık aylığının kesilmesi ve borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme Davacı ...'ın yargılama devam ederken 03.11.2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmış olup Mahkemece, davacının mirasçıları davaya dahil edilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde MK 27/1 inci maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513 üncü maddesi hükmüne göre; aksi sözleşmeden ve işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekil edenin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur. Somut olayda; ölü kişinin karar başlığında yer alması, davacının mirasçılarının usulüne uygun davaya katılımı sağlanmaksızın hüküm kurulmuş olması hatalıdır. Yapılacak iş; davacının mirasçıları usulune uygun olarak davaya dahil edilerek usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra, hüküm kurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.