Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4220 E. 2024/7222 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4220
- Karar No
- 2024/7222
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/1723 E., 2024/122 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında görülen prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine yapılan yargılama neticesinde; önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu kararı sonrasında Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aynı kişilere ait olan davalı şirketler nezdinde dönüşümlü olarak iş makinesi operatörü olarak çalıştığını, asgari ücretin üzerinde ücret almasına rağmen sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığını ileri sürerek, 2008 ve 2013 yıllarında davalı şirketlerde çalıştığı süre içerisinde 2008 yılı için 1.500 TL, 2009 yılı için 1.650 TL, 2010 yılı için 1.800 TL, 2011 yılı için 1.900 TL, 2012 yılı için 2.000 TL, 2013 yılı için 2.100 TL net ücretle çalıştığının tespitine ve bu ücretler üzerinden primlerinin SGK kayıtlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... Proje Müşavirlik Taah. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnşaat Taah. Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının müvekkili şirketlerin muhtelif illerdeki inşaat iş yerlerinde 10.11.2009-24.02.2013 tarihleri arasında dönüşümlü ve fasılalı olarak çalıştığını, ödenen ücretleri gösterir ücret bordroları ile davacının imzasını içeren ücret bordrolarından da anlaşılacağı üzere davacıya asgari ücret ödendiğini ve prime esas kazancın asgari ücret üzerinden diğer davalı SGK’ya bildirildiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 2.Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili; Kurum kayıtlarına göre davacının sigorta primine esas kazanç miktarının asgari ücret olduğunu, Kurum kayıtları resmî belge niteliğinde olduğundan aksinin ancak resmî belgeler ya da iddia tarihinde aynı iş yerinde çalışmış olan ve bordroda görünen tanıklarla kanıtlanabileceğini, bunun dışında tanık dinlenmesine muvafakatlerinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.01.2014 tarihli ve 2013/522 Esas, 2014/4 Karar sayılı kararı ile davacının bildirimi yapılan prime esas kazanç tutarının aksini eş değerdeki belge ve senetlerle kanıtlaması zorunluluğunun bulunduğu, yapılan yargılama, toplanan deliller, birlikte değerlendirildiğinde söz konusu nitelikte herhangi bir belge ve senet bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 16.06.2014 tarihli ve 2014/8010 Esas, 2014/14770 Karar sayılı kararı ile "…Davacı, 07.08.2008-24.02.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde, 2008 yılı için 1.500,00 TL, 2009 yılı için 1.650,00 TL, 2010 yılı için 1.800,00 TL, 2011 yılı için 1.900,00 TL, 2012 yılı için 2.000,00 TL, 2013 yılı için 2.100,00 TL net ücretlerle çalıştığının tespitini istemiştir. Dosya tetkikinde, banka kayıtlarına göre, davacının hesabına, 2009 yılı 1-12 aylar arasında, maaş ve nakit yatan adı altında toplamda aylık 1500-1900 TL arasında değişen miktarların yatırıldığı, 2010 yılı 1-12 aylar arasında 1800 TL civarı miktarın yatırıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, talep olunun miktar itibariyle davacının bildirimi yapılan prime esas kazanç tutarının aksinin eşdeğerdeki belge ve senetlerle kanıtlanması gerektiği ve söz konusu nitelikte herhangi bir belge ve senet bulunmadığı sebebiyle davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Öncelikle Mahkemece, yapılacak iş, 4857 sayılı Kanun’un 32 nci madde, (değişik ikinci fıkra: 17.04.2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir, hükmünü gözetmek suretiyle davacıya yapılan mevcut 2009 ve 2010 yılı banka kayıtlarının irdelenerek, maaş ile aynı gün “nakit yatan” adı altında ödemeyi yapan kişiler araştırılarak bunların işyeri ile bağlantıları ve konumları belirlenmeli, yapılan bu ödemelerin maaş olup olmadığı tam olarak açıklığa kavuşturulmalı, ayrıca, bu tür davalarda senetle kanıtlama zorunluluğu yönünden brüt ücretin esas alınması gerekmekte olup öngörülen parasal sınırları aşmayan ücret alma iddialarında, dönemsel sigorta primleri bordroları ile aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirimleri yapılan sigortalıların bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ilgili meslek örgütlerinden ücret araştırması yapılmalı, toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır." gerekçeleriyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 27.10.2014 tarih, 2014/617 Esas, 2014/677 sayılı Kararı ile aynı konuda Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş yargı kararının da bulunduğu gözönüne alınarak önceki kararda direnilmesine, davanın reddine karar verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemiz 16.02.2015 tarihli 2015/1363 Esas, 2015/2315 Karar sayılı kararı ile direnme Dairemizce yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2019 tarihli, 2015/10-511 Esas, 2019/455 Karar sayılı kararı ile "...Eldeki davada, davacının davalılara ait iş yerlerinde 07.08.2008 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı, 24.02.2013 tarihine kadar aralıklarla davalı işverenlere ait iş yerlerinde çalıştığı, davacı vekili tarafından dosyaya 2009-2013 yıllarına ait banka hesap ekstresi sunulduğu, incelenmesinde maaş ile aynı gün “nakit yatan” adı altında ödemeler yapıldığı görülmüştür. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ücret miktarı HMK’nın Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. maddesi) belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren banka kayıtları gibi belgelerle ispatı mümkün olması nedeniyle buna göre araştırma yapılması gerekmekte olup dosya kapsamında yer alan 2009 ve 2010 yıllarına ait banka hesap ekstreleri irdelenerek, “maaş ödemesi” açıklaması ile yapılan ödemeler ile aynı gün “nakit yatan” adı altında yapılan ödemeyi yapan hesapların kimlere ait olduğu araştırılarak, bunların iş yeri ile bağlantıları ve konumları belirlenmeli, yapılan bu ödemelerin ücrete ilişkin olup olmadığı tam olarak açıklığa kavuşturulmalıdır. Bununla birlikte, bu tür davalarda senetle kanıtlama zorunluluğu yönünden brüt ücretin esas alınması gerekmekte olup öngörülen parasal sınırları aşmayan ücret alma iddialarında, dönemsel sigorta primleri bordroları ile aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirimleri yapılan sigortalıların bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ilgili meslek örgütlerinden ücret araştırması yapılmalı, toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır." gerekçeleriyle Mahkemenin direnme kararı bozulmuştur. D. Mahkemece Verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul karar sonrası kararı Mahkemenin 19.03.2021 tarih ve 2019/743 Esas, 2021/196 Karar sayılı belirtilen kararı ile davanın davacı tarafça yenilendikten sonra takipsiz bırakılması nedeni ile Mahkememizce verilen işlemden kaldırma kararından rücu edilerek, HMK'nın 320/4 üncü maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. E. 3 üncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairenin 13.10.2021 tarih ve 2021/7692 Esas, 2021/12067 Karar sayılı kararında; "... Somut olayda; 10.08.2020 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 16.03.2021 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiş olmasına rağmen, davacı avukatına duruşma gününün tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin duruşma gününden haberdar edilemediğinin kabulüyle; yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi ve dosyanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." gerekçeleriyle söz konusu karar bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 4 üncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile Davacının 2009 ve 2010 yıllarında SGK prime esas aylık ücretlerinin SGK'ya eksik bildirildiğinin tespitine ve 2009 - 2010 yıllarına ilişkin SGK prime esas ücretlerinin bilirkişi raporundaki tablodaki gibi olduğunun kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, bilirkişi raporundaki hesaplama tablosunun kararın eki sayılmasına, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri temyiz dilekçelerinde Mahkeme hükmünün hatalı olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddenin 10 uncu fıkrası ve 5510 sayıl Kanun'un 86 ncı maddenin 9 uncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen Mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelerine göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.