Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15667 E. 2025/2374 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/15667
- Karar No
- 2025/2374
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3644 E., 2024/3200 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla İş Mahkemesi SAYISI : 2023/346 E., 2024/278 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, Kuruma borçlu olmadığının tespitine ve ilk aylık bağlama tarihinden itibaren aylık bağlanmaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, Kurum tarafından yapılan işlemin yerinde olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili, vekalet ücretinin eksik tayin edildiğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eski eşlerin birlikte yaşadığının Kurum kayıtları ile ortada olmasından dolayı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık davacının boşandığı eşi ile fiili birliktelik gerekçesi ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali, Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve kesilen aylığın tekrar bağlanması istemine ilişkindir. 1.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2.5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. 3.Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Madde de boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. 4. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. 5. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasanın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 6. Dosyada yer alan kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davacının 08.02.2001 tarihinde boşandığını, 19.10.1996 tarihinde vefat eden babasından dolayı 26.08.2003 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya başladığı, davalı Kurumca davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiği gerekçesiyle 5510 sayılı Kanunun 56. maddesine göre aylığının kesildiği ve davacı adına borç tahakkukunun yapıldığı, davaya konu Kurum işlemine dayanak 9.12.2022 tarihli denetmen raporunda davacı ile dava dışı ....'nın davacının .... Mahalle ... Sok. No:1 ... adresinde boşandıktan sonra da birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiği, Mahkemece dinlenen tanık beyanları doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmişse de, Mahkemece yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı değerlendirilmektedir. 7.Zira dosya kapsamında getirtilen kayıt ve belgelere göre 02.11.2020 tarihli isimsiz şikayet dilekçesine istinaden, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşayıp yaşamadığı konusunda, Kurumca denetim yapıldığı, davacının boşandığı tarihten itibaren 4 farklı ikamet adresinin bulunduğu, davacının eski eşinin tek bir ikamet adresinin kayıtlı olduğu, Mahkemece tutanak tanığı olarak ifadesine başvurulan davacının kardeşinin eşi olduğu anlaşılan ... ....'ın, Kurum denetmenine verdiği ifadesinde, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığını beyan ettiği, Mahkemede aksi yönde beyanda bulunduğu, bu suretle beyanları arasında çelişki oluştuğu görülmekle, 5510 sayılı Kanun'un 59 ve 100. maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu gözetilmeksizin, tutanakta ismi geçen tanığın Mahkemede verdiği ifadesinin neden değiştiği hususu üzerinde durulmaksızın, mevcut beyanları arasındaki çelişkiler giderilmesizin sonuca gidilmesi isabetsiz bulunmuştur. 8.Diğer yandan davacının resmi kayıtlara göre 23.02.2007- 09.12.2007 tarihleri arasında ikamet ettiğinin göründüğü, eski eşi adına 23.02.2007 tarihinden bu yana kayıtlı tek adres olan "... Mah. .... Sk. No:2 ... Muğla" adresinde Kurum denetmenince yapılan 09.02.2022 tarihinde yapılan çevresel soruşturmada, eve komşu binada ikamet eden ismini vermekten imtina eden 2 kadın ve 1 adamın beyanına başvurulduğu, davacının kızı ve oğlu ve eşiyle birlikte uzun yıllardır karşı binada yaşadıklarının, daha sonra binanın yan tarafına yaptıkları tek katlı müstakil eve geçtiklerinin, boşanmaya ilişkin bilgilerinin olmadığının ifade ettiklerinin tutanak altına alındığı anlaşılmakla, Mahkemece davacının adres kayıt sisteminde kayıtlı olan ve boşandığı eşinin halen oturduğu "... Mah. .... Sk. No:2 ... Muğla" adresinde, tarafların birlikte yaşayıp yaşamadığı kolluk marifetiyle ayrıntılı araştırılmalı, söz konusu adresteki apartman yöneticisi, mahalle muhtar ve azaları, komşular tespit edilip, dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacı ile eski eşinin 21.05.2012, 10.10.2012, 17.12.2012, 10.11.2016, 2017/11 tarihlerinde aynı hastanede muayene olduklarına dair MEDULA kayıtları da gözetilmek kaydıyla, hastane kayıtlarında bildirdikleri adres ve irtibat numaraları sorulmalı, yine davacının hangi bankanın hangi şubesinden maaşını çektiği hususu açıklığa kavuşturulmalı, böylelikle Mahkemece birlikte yaşama olgususu yukarıda açıklanan ilkeler ışığında toplanan delillerle birlikte yeniden değerlendirilmeli, elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.