Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15132 E. 2025/12233 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/15132
- Karar No
- 2025/12233
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/93 E., 2024/348 K.
Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma talepli belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 4447 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesindeki sigorta primi teşvikinden Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği md. 103/4.f hükmü uyarınca yararlanmak için 26.04.2016 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurduğu, 2011/3-2015/12 dönemler için 5510 sayılı Kanun türünde süresinde verilmiş bildirgeler için iptal, aynı dönemler için 6111 sayılı Kanun türü seçilerek düzenlenmiş Ek Aylık Prim Hizmet Belgelerinin işleme alınmasını talep ettiği, davacı şirketin bu şekilde 2011/3-2015/12 dönemler için geriye dönük olarak anılan sigorta prim teşvikinden yararlanma talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından davacıya bu başvurusuna cevaben gönderildiği 29.06.2016 tarihli yazıda davacı şirketin 26.04.2016 tarihli dilekçesi ekinde göndermiş olduğu iptal ve ek nitelikteki aylık prim hizmet belgelerinin Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 18.03.2015tarih 2015/10 sayılı "Sigorta Prim Teşviklerinden Geriye Yönelik Yararlanma Talepleri" konulu Genelgesine istinaden işleme alınamayacağının bildirildiği, davalı Kurumun talebin reddi şeklindeki Kurum işleminin hukuka aykırı olup reddinin gerektiği, davalı Kurumun merkez teşkilatı görüşünü dikkate almak suretiye işverenler tarafından gerçekleştirilen aynı mahiyetteki başvuruları 18.03.2015 tarihine kadar kabul ettiği ve geriye dönük prim bedellerini iade etmiş iken, 18.03.2015 tarihli İç Genelge sonrası Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olarak şekilde bu talepleri reddettiği iddiasıyla davalı Kurumun davacı şirketin 26.04.2016 tarihli başvurusunun reddi şeklindeki Kurum işleminin iptaline, şirketin ... işyeri sicil numarasında kayıtlı iş yeri için 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenmiş geçici 10. maddesindeki sigorta prim teşvikinden 2011 mart ayından itibaren geçerli olmak üzere 2011 yılı Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, 2012 yılının tamamı, 2013 yılının tamamı, 2014 yılının tamamı ve 2015 yılının tamamı bakımından yararlanmaya yönelik 26.04.2016 tarihli başvurusunun hukuka uygun olduğu ve kabulünün gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum cevap dilekçesinde özetle; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 2015/10 sayılı Genelge ile Kurum tarafından çeşitli kanunlar gereği uygulanan 10 farklı prim teşvikinden aynı ay içerisinde bir sigortalının şartları birden fazla teşvikten yararlanmaya uygun olsa dahi işveren tarafından seçilecek tek teşvikten yararlanma imkanı bulunduğu ve işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili aylık prim ve hizmet belgelerini tercih ettikleri sigorta primi teşvikine ilişkin ilgili kanun numarasını seçmek suretiyle düzenleyip teşvikten yararlandıktan sonra sigorta primi teşvikinin uyun olan başka bir teşvikten yararlanması şeklinde değiştiremeyeceği ve bu şekilde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan başvuruların reddedileceğinin hükme bağlandığı, bu bağlamda davacının 18.03.2015 tarihinden sonra yapmış olduğu 26.04.2016 tarihli başvurusu ile 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenmiş geçici 10. maddesindeki istihdamın arttırılmasını sağlama amaçlı sigorta prim teşvikinden yararlanmak için geçmişe yönelik olarak 2011/03-2015/12 aylarını kapsayacak şekilde sigorta prim teşvikinin değiştirilmesi talebinin kabulünün mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 14.12.2016 tarihli ve 2016/418 Esas, 2016/697 Karar sayılı kararla davanın kabulü ile davalı Kurum davacı şirketin 26.04.2016 tarihli başvurunun reddine dair 29.06.2016 tarihli Kurum işleminin iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenmiş geçici 10. maddesindeki sigorta teşvikinden 2011/3,4,5,6,7,8,9,1011,12 ve 2013, 2014 ve 2015 yılının tamamına yönelik 26.04.2016 tarihli başvurunun hukuka uygun olduğunun ve işleme alınması gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli ve 2016/418 Esas, 2016/697 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi tarafından 21.09.2017 tarihli ve 2017/765 Esas, 2017/1251 Karar sayılı kararla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2017 tarihli ve 2017/765 Esas, 2017/1251 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 26.11.2019 tarihli ve 2018/821 Esas, 2019/9080 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ve 01.04.2018 tarihi itibari ile yürürlüğe giren Ek 17. madde ile: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yapılacak iş, İlk derece Mahkemesince, Kurumdan davacının yukarıda açıklanan Ek madde 17 hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapmak, Kurumun başvuruyu kabul etmemesi halinde işin esasına girerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu hukuki olgu çerçevesinde, yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 30.03.2021 tarihli 2020/126 Esas, 2021/117 Karar sayılı kararla; davacının dava konusu ettiği işlemin SGK tarafından yerine getirildiği anlaşılmakla talep hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3.İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli 2020/126 Esas, 2021/117 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 25.10.2022 tarihli ve 2021/8750 Esas, 2022/13062 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...4447 sayılı Yasanın geçici 10. maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için kuruma verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise; 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur. Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur. Diğer taraftan Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde ek 17. maddenin 4. fıkrası hükümlerine dayalı olarak, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 01.04.2018 tarihine kadar yapılan bütün teşvikler hakkında getirilen Ek 17. maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği, ne var ki ilk üç fıkranın halen yürürlükte olduğu dikkate alınarak, yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvurusu üzerine, işlem yapıp yapmadığı, başvuru yapılmamış ise yapılması için davacı şirkete verilecek süre ile başvurusunun sağlanması, başvurunun yapılmış olması halinde ise sonucunun ne olduğu ve anılan ek 17. Maddenin 4. fıkra hükümleri dışında, davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davalı Kurumun başvuruyu kabul etmemesi veya işlem yapmamış olması halinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açılmasına Kurumun neden olmadığı, lehlerine vekalet ücretine takdir edilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma talepli belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.