Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11026 E. 2025/13641 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11026
- Karar No
- 2025/13641
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/410 E., 2023/240 K.
Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmalar ile... Üniversitesi Rektörlüğü arasında hizmet alım sözleşmesi düzenlendiği, düzenlenen sözleşme uyarınca çalıştırılan işçiler için İzmir SGK İl Müdürlüğünce 48...76 ... sicil numarası ile işlem dosyası açıldığı, 5510 sayılı Kanun'un 81/I maddesi uyarınca SGK’ya yapılan aylık ödemelerde 5 puanlık indirim teşviki uygulandığı, 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 81/I maddesinde yapılan değişiklikler üzerine 01.03.2011 tarihinden itibaren davacılar tarafından davalı Kuruma yapılan prim ödemelerinde 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklı indirimin uygulanmayarak fazladan 143.822 TL prim tahsili yapıldığı, Kanun Koyucunun yapılan yasa düzenlemesinden önce ilana verilen veya sözleşmesi yapılıp devam eden işlerde yüklenicinin aynı teşvikten faydalandırılarak korunması ve mağdur edilmemesi amacıyla 6111 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesinde bu Kanunla 4734 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler, bu Kanun'un yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz hükmü göz ardı edilerek şirketin mağduriyetine sebep olunduğu iddiasıyla davalı Kurum tarafından davacı şirketlerden fazladan alınan prim bedeli olan 143.800 TL’nin fazladan tahsil edildiği tarihlerden itibaren işletilecek en yüksek ticari faiz ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumca 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) maddesi uyarınca 01.03.2011 tarihine kadar işlemlerin 5 puanlık indirim esas alınarak yapıldığı, 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 81/1 maddesinde yapılan değişiklikle 5 puanlık indirimin 01.03.2011 tarihinden itibaren kaldırıldığı, davacının Kuruma kendi şifresi ile internet üzerinden vermiş olduğu aylık prim ve hizmet belgelerinde 5510 sayılı Kanun türü seçilerek onaylatması gerekirken SGK Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğünün 19.11.2009 tarih ve 2009-139 sayılı Genelgesinin 5. maddesi uyarınca 5 puanlık indirimden yararlanmış olmaları halinde idarelerce yapılacak olan hak ediş ödemeleri sırasında Hazinece karşılanmış olan prim tutarlarının ilgililerin hak edişlerinden kesilecek olması nedeniyle kanun türü seçilmeden belgenin onaylatıldığı, davacının ne indirimden ne de hak edişin tamamından vazgeçmek istemediği, davranışının Medeni Kanun’un 2. maddesi ile Borçlar Kanunu’nun 65. maddesi hükmü nazara alındığında açıkça hakkını kötüye kullandığı, davanın Maliye Bakanlığına ve ... Üniversitesi Rektörlüğüne ihbarının gerektiği, ayrıca davacının işyeri dosyası incelendiğinde indirimden faydalanmayı talep ettiğine dair başvurusunun olmadığı, Kurumca yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 12.11.2015 tarihli ve 2014/443 Esas, 2015/168 Karar sayılı kararla; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi ...'nun raporu ve tüm dosya kapsamı gereğince davacı ile ... Üniversitesi arasında 2010/512128 ihale kayıt numaralı hizmet sözleşmesinin düzenlendiği, davacı ile ...Ltd.Şti. - .......Ltd. Şti. adi ortaklığının üstlenmiş olduğu bu hizmet dolayısı ile İzmir SGK İl Müdürlüğü tarafından firma adına işlem dosyasının açıldığı, ihale makamı ile davacı şirket arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde birim fiyatın belirlendiği, sözleşme bedeline dahil olan giderler içerisinde ulaşım, sigorta, vergi, resim, harç gibi giderlerin bulunduğu, 5510 sayılı Kanun'un 81/ı bendinde belirtilen şartları taşıyan davacının 5 puanlık indirim hakkının bulunduğu, 6111 sayılı Kanun'un Geçici 8/1 maddesinde “Bu Kanun'la 4734 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler, bu Kanun'un yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz.” hükmü karşısında bu 5 puanlık indirimden yararlandırılmaya devam edilmesinin gerektiği, ayrıntıları bilirkişi raporunda açıklandığı üzere toplam 157.255,03 TL indirim uygulanmayarak davacıdan fazladan tahsil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 143.800,00 TL prim bedelinin primlerin tahsil edildiği tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2014/443 Esas, 2015/168 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay 21. (kapatılan) Hukuk Dairesince 15.05.2017 tarihli ve 2016/1375 Esas, 2017/3934 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Dava davacı şirketin 5510 sayılı Kanunun 81. maddesi gereği % 5 puanlık teşvik indirimden yararlandırılması ve fazla ödenen primlerin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendinde düzenlenen prim teşviği 5510 sayılı Kanun'a 5763 sayılı Kanun'un 24.maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendine göre; 'Özel sektör işverenlerinin yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak yurt içinden götürülen sigortalılar için, bu maddenin (f) bendine göre prime esas kazanç üzerinden ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. Bu bent hükümlerinden faydalanabilmek için; çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak işverenler tarafından bu Kanun uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi, bu sigortalılara ilişkin olarak yatırılması gereken sigorta primi tutarlarının Hazinece karşılanmayan kısmının yasal süresi içinde işverenlerce ödenmiş olması ve bu işverenlerin Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ettiren ve taksitlendiren işverenler ile taksitlendirme ve yapılandırma kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu bent hükmünden yararlandırılır. 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri; 2886 sayılı Kanun ve 4734 sayılı Kanun hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri, 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri; ek 2 nci madde kapsamında uygulanan teşvikten yararlanan işyerleri ile sosyal güvenlik destek primine tabi tutulmak suretiyle çalışanlar hakkında bu bent hükümleri uygulanmaz. Hazineden karşılanan prim tutarları, işverenler bakımından gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.' 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 38.maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan 'Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.' cümlesi 'Bu bent hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.' şeklinde, aynı bentte yer alan 'Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.' cümleleri 'Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır.' şeklinde değiştirilmiştir. 6111 sayılı Kanun'un 38.maddesi ile yapılan bu düzenleme sonrasında 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na ve 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na ilişkin işyerleri teşvik kapsamından çıkartılmış olup bu işyerleri 01.03.2011 tarihinden itibaren teşvikten yararlanma hakkını kaybetmiştir. Yapılacak iş, ,davacı şirket ile ... Üniversitesi Rektörlüğü arasında yapılan genel temizlik hizmeti alımına ilişkin ihale dosyası getirtilerek, alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmak sureti ile, ihaleye konu iş ile ilgili olarak işçi ücretlerinin ihale belgeleri ve sözleşmede belirlenip belirlenmediği, belirlenmişse hakedişlerin % 5 prim teşviki oranının dikkate alınıp alınmadığı, özetle; ihale edilen iş ile ilgili sigorta primlerinin tamamının davacı şirkete ödenip ödenmediği tespit edilip, ödendiğinin tespiti durumunda mükerrer ödeme söz konusu olacağından davanın reddine, ödenmediğinin tespit edilmesi durumunda ise çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 06.04.2021 tarihli ve 2017/307 Esas, 2021/153 Karar sayılı kararla yapılan yargılama sonunda, toplanan deliller, bilirkişi raporu, 5510 sayılı Kanun'a 7103 sayılı Kanun ile eklenen Ek madde 17 ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 06.04.2021 tarihli ve 2017/307 Esas, 2021/153 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 06.12.2021 tarihli ve 2021/8585 Esas, 2021/15403 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...5510 sayılı Yasa'nın 81. Maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma ve fazladan
ödenen tutarın faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasa'nın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise; 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17. maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise, ek 17. maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 sayılı Yasa veya diğer Kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Yasa ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay Bozma ilamında 01.04.2018 tarihi itibari ile yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesinin Anayasa Mahkemesinde iptal edilmeyen 1, 2 ve 3. fıkraları uyarınca değerlendirme yapılması istenildiği, davacının davalı Kuruma Ek 17. madde kapsamında başvurusunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacı vekilinin 25.12.2018 tarihli dilekçesinde iş bu davayı açılmadan önce 23.09.2014 tarihli dilekçe ile ... Kargo vasıtası ile davalı Kuruma müracaat ettiklerini bildirerek buna dair dilekçe örneği ile bu dilekçesinin teslim alındığına dair 24.09.2014 tarihli ... Kargo teslim belgesini dosyaya sunduğu, bu duruma göre davacının 24.09.2014 tarihinde Kuruma müracaat ettiği ve Kanun'un da 01.04.2018 tarihinde yürürlüğe girdiği gözetildiğinde fazladan tahsil edilen 143.800,00 TL prim bedelinin maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren yani 01.05.2018 tarihinden itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılardan fazladan tahsil edilen 143.800,00 TL prim bedelinin 01.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının güncel durumu ile müracaatının araştırılması gerektiği, başvuru olarak kabul edilen belgenin içeriğinin belli olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile fazla ödemelerin iadesine ilişkindir. 1.Hukuk yargılamasında davanın açılmasındaki amaç, taraflar arasında mevcut olan uyuşmazlığın mahkeme kararıyla kesin biçimde çözüme kavuşturulmasıdır. Ancak bazı durumlarda, davanın açılmasından sonra meydana gelen gelişmeler neticesinde, artık Mahkemenin esas hakkında karar vermesine gerek kalmayabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca, mahkeme bu gibi hâllerde davanın esası hakkında hüküm vermeksizin karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir. 2.Öte yandan Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) 3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). 4.Yukarıda zikredilen ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemece "davacının 24.09.2014 tarihinde Kuruma müracaat ettiği ve ilgili Kanun hükmünün 01.04.2018 tarihinde yürürlüğe girdiği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu kararın uyulan bozma ilamının gereğini yerine getirmekten uzak olduğu anlaşılmaktadır. Uyulan bozma ilamı doğrultusunda Mahkemece öncelikle; davalı Kurum nezdinde, 5510 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesi kapsamında davacı lehine herhangi bir düzeltme veya teşvik işlemi yapılıp yapılmadığı resmi yazı ile sorulmalıdır. Kurum tarafından yapılmış bir işlem mevcut ise, davanın bu işlem kapsamındaki tutar kadar "konusuz kaldığı" kabul edilerek karar verilmelidir. Ancak; Kurumun herhangi bir işleminin bulunmadığının saptanması halinde; bu defa 6111 sayılı Kanun kapsamında öngörülen prim teşvik şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının talepleriyle birlikte denetlenmelidir. 5. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.