Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13757 E. 2025/3053 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13757
Karar No
2025/3053
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/343 E., 2024/2527 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/400 E., 2022/440 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı yanında 01.10.1985 tarihinde mobilyacı kalfası olarak işe başladığını, SGK giriş işlemlerinin yapıldığını, işe giriş bildirgesi verildiğini ancak primlerinin yatırılmadığını, davacının fiilen işe başladığı tarih 01.10.1985 tarihi ile işten çıkarıldığı tarih olan 01.10.1989 tarihine kadar geçen çalışma süresi boyunca asgari ücret aldığını beyanla davacının 01.10.1985 - 01.10.1989 tarihleri arasındaki primleri yatırılmamış olan çalışmalarının tespiti ile bu çalışmalarına ait yatırılmayan primlerin işverenden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1- Davalı ... ... cevap dilekçesinde; firmasının faaliyeti sırasında tüm kanuni yükümlülükleri yerine getirdiğini, o tarihlerde işletmesinde oğlu ...'dan başka kaç kişinin çalıştığını hatırlamadığını, davacının kardeşi ...'in 01.10.1984 - 31.10.1984 ve 01.02.1987 - 01.08.1990 tarihleri arasında işletmesinde çalıştığını, sigortalılık işlemlerinin yasal olarak yapıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 2- Fer'i müdahil Kurum tarafından davaya cevap verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bordro tanıklarının davacının işyerinde hizmet tespiti talep ettiği tarihlerdeki çalışmalarını doğruladıkları, davacının 01.10.1985 - 01.10.1989 tarihleri arasında davalı işverenliğe ait 909... sicil numaralı işyerinde asgari ücret ile çalıştığı, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi de değerlendirilmek suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, 1-Davacının 01.10.1985 - 31.12.1987 tarihleri arası davalı nezdindeki çalışmasının prim ödeme gün sayının eklenmesi gerektiğinin tespitine, 2-Davacının 01.01.1988 - 01.10.1989 tarihleri arası davalı iş veren nezdinde hizmet akdi ile asgari ücrete esas prim ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı mirasçılar vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı mirasçılar vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı mirasçılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin hükme esas aldığı tanıkların beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, her iki tanığın çalıştığı dönem ile davacının çalıştığını iddia ettiği dönemlerin örtüşmediğini, işe giriş bildirgesinde karalama olduğunu, tanık ...'in askerlik belgesinin celp olunmadığını, davacının askerlik belgesine göre tanık beyanlarının değerlendirilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.10.1985 - 01.10.1989 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Dava, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. İnceleme konusu eldeki davada, davacının 01.10.1985 - 01.10.1989 tarihleri arasında davalılar murisi nezdinde mobilya kalfası olarak çalıştığının tespitini talep ettiği, dosyaya ibraz olunan Kurum kayıtları incelendiğinde davacı adına 01.10.1985 tarihli işe giriş bildirgesinin 909... sicil numaralı "..." unvanlı işyerinden düzenlenerek 05.11.1985 tarih ve 323640 evrak sayısı ile Kuruma verildiği, 01.01.1970 doğumlu olan davacının talep konusu dönem başlangıcı itibariyle 15 yaşında olduğu anlaşılmış olup, İlk Derece Mahkemesince dinlenen bordro tanıklarının beyanları ile işe giriş bildirgesinin varlığı, davacıya verilen sicil numarasının 1985 yılı Ankara serilerinden olması hususları gözetilerek 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi de değerlendirilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı işyerinde çalışma iddiasına yönelik araştırma yeterli olmayıp, mahkemece sonuca eksik inceleme ile gidilmiştir. Bu doğrultuda, somutlaştırma yükümlülüğü gereğince Mahkemece davacının beyanı alınmak suretiyle talep konusu dönemde çıraklık eğitiminin olup olmadığı, varsa hangi tarihte nerede eğitim aldığı sorulmalı, ayrıca davalı işyerinde kimlerle ne zamana kadar çalıştığı, bu çalışmaları sırasında komşu işyerlerini işletenlerin ve çalışanlarının kim olduğu, çalışmasını bilebilecek kişiler ve müşteriler olup olmadığı hususları da sorulmalı, işin mahiyetine göre tespit edilecek kamu tanıkları detaylı olarak dinlenmeli, davacının çalışma iddiasını doğrulayan bordro tanığı ...'in beyanında kendisinin de sigortasız olarak çalıştırıldığını, işyerinde Kurum denetim elemanlarınca inceleme yapılması üzerine sigortalılığının tespit edildiğini bildirmesi karşısında; davalılar murisi ... adına kayıtlı işyerinin Kurumdaki sicil dosyası ile bu dosyada bulunan denetim raporları getirtilmeli, fiili denetim tutanağında davacının isminin bulunup bulunmadığı, varsa denetim sırasındaki beyanları incelenmeli, davacının çıraklık eğitimi aldığının anlaşılması halinde davacı adına imzalanan çıraklık sözleşmesine ilişkin kayıtlar da ilgili Kurumdan sorulmalı, davacının çalışma iddiasının netleştirilmesi suretiyle toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13757, K. 2025/3053, T. 26.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-13757-e-2025-3053-k-cd82eb9635b9