Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13719 E. 2025/10128 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13719
Karar No
2025/10128
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/10 E., 2024/30 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/197 E., 2024/202 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait işyerinde çalışırken 26.03.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeni ile ciddi şekilde yaralandığını, süren tedaviler sonrası gözlerinin sürekli olacak şekilde görme işlevini kaybettiğini, atölye formeni olarak net 4700,00 TL ücret ile çalıştığını, servis, yemek ve barınmanın işveren tarafından karşılandığını, uğradığı efor ve iş gücü kaybından dolayı maddi tazminat ve en önemli duyu organı olan gözünden sakatlanması, yaşamı boyunca içine düştüğü elem ve üzüntü sebebiyle manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte çalıştırdıkları personellerin kusurlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olan davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacaklarının zaman aşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak da şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu iş kazasında atölye formeni olarak çalışan deneyimli bir personel olan davacının eğitimlerinin tamamının verildiğini, temel iş sağlığı ve güvenliği eğitim formunun kendisine tebliğ edildiğini, torna tezgahında çalışırken alması gereken en önemli önlemi almadığını, kendisine teslim edilen koruyucu gözlüğü takmadan çalışmaya devam ettiğini, gözlük takması halinde hiçbir olumsuzluk yaşanmayacak iken iş bu hareketiyle tehlikeli davranış kavramının ortaya çıkmasına neden olduğunu, ortaya çıkan sonucun tamamından işçinin kendisinin sorumlu olacağını, şirket uygulamaları ile davacının yaşadığı kaza arasında illiyet bağının kesildiğini, ortaya çıkan tazminattan davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..Davanın kısmen kabulüne; 1-1.492.710,20 TL maddi tazminatın kaza tarihi 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 2-100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 27.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 3-Fazlaya ilişkin talebin reddine,.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,.." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş göremezlik oranı, kusur göz önüne alındığında zaten az talep edilen manevi tazminat miktarın hakkaniyete uygun olmadığını, düzenlenen raporlarda davacının emekli olmasına rağmen halen fiilen çalıştığı hususu ve gerçek ücret dikkate alınmadığından hesaplamalar yapıldığını, hata yapıldığından bu raporlarda aleyhe olan hususlara itiraz edildiğini, bilirkişi ek rapor taleplerinin reddi üzerine aleyhe olanları kabul etmediklerini, denetime elverişli uzman görüşü dikkate alarak maddi tazminat taleplerini ıslah ettiklerini, talebin kabulü gerekirken, halen çalıştığı gözetilmeden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 60 yaşına kadar fiilen çalışacağı dikkate alınarak bu tarihe kadar aktif dönem kabul edilmesi ve buna göre hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, yargılama aşamasında ücrete ve hesap raporlarına ve hesapların eksik olduğu yönünden itiraz edildiğini, hesaplama yapılırken karar tarihine en yakın tarihteki ücret ile verilerin dikkate alınması gerektiğini, bunun kamu düzenine ilişkin olduğunu, asgari ücrette meydana gelecek artışlar yönünden haklarını saklı tuttuklarını, kusur raporunu kabul etmediklerini, buna dayanılarak verilen kararda maddi tazminatın olması gerekenden az hesaplandığını belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelişinde davacının %100 asli ve tek kusurlu olduğunu, şirket ve yetkililerin hiçbir kusuru bulunmadığını, 05.01.2024 tarihli bilirkişi raporunun hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde tanzim edildiğini, fahiş hatalar içerdiğini, Yargıtay içtihatlarına göre emekli aylığı alan işçi için pasif dönem zararı hesaplanmaması gerektiğini, dosyaya sunulan deliller arasında davacının 26.05.2015 tarihli emeklilik dilekçesi mevcut olduğunu, işten ayrılış tarihinde 08 emeklilik kodu ile çıkış yapıldığını, maluliyet oranı %44 den az olduğuna göre emekli aylığı aldığına göre emeklilik tarihinden itibaren aktif devre- pasif devre hesabı yapılmaması gerektiğini, pasif dönem başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, pasif dönem başlangıcı 26.05.2015 olması gerekirken, 2025 olarak ele alındığını, aktif dönemin 10 yıl fazla hesaplandığını, bilirkişi tarafından aylık net ücretinin hatalı belirlendiğini, asgari ücretin 3-4 katı ücret alacakmış varsayımı ile hesaplama yapıldığını, emsal bordro sunulmasına ve emsal ücret araştırması yapılmasına rağmen dikkate alınmadığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla temyiz kanun yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1- Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2. Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililere yükletilmesine, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06..2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13719, K. 2025/10128, T. 17.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-13719-e-2025-10128-k-9207b7e82fab