Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10995 E. 2024/13117 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10995
- Karar No
- 2024/13117
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1413 E., 2024/1534 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/335 E., 2023/19 K.
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirket bünyesinde çalışmakta iken 2003 yılının Kasım ayında geçirdiği iş kazası sonucu yaralandığını, kaza sonrasında Düzce Atatürk Devlet Hastanesinden alınan Özürlü Sağlık Kurulu raporunda %34 oranında iş göremezlik oranının bulunduğunun tespit edildiğini, ...'ün SGK'ya yapmış olduğu başvuruda sürekli iş göremezlik derecesinin % 0 olduğunun belirtildiğini, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 11.07.2018 tarih ve 54/11638 sayılı kurul kararında maluliyetin gerekmediği kararına atıfta bulunularak olumsuz cevap verildiğini, yeniden başvurulan Düzce Devlet Hastanesinin raporunda ise %23 oranında işgöremezlik olduğunun belirlendiğini, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun kararının hatalı olduğunu, Özel Çağsu Hastanesinde yapılan tetkiklerde kaza sırasında omurgasının zarar gördüğü, kaza sırasında vertebra kırığının meydana geldiğinin öğrenildiğini, 2009 yılında ameliyat olan davacının 2012 yılında almış olduğu rapor ile iş kazası sonucu oluşan rahatsızlığının bir kısmı hakkında bilgi sahibi olabildiğini, kaza sonrasında yürüme bozukluğu meydana gelen davacının ayakta durmakta zorlandığını, üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen halen ağrılarının devam ettiğini ileri sürerek, davacının Kasım 2003 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle oluşan iş göremezlik oranının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP 1.Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde yasal mevzuata aykırı bir yön bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Dosya kapsamından, davacının 12.11.2003 tarihinde geçirdiğini ileri sürdüğü kaza tarihinden sonra yaklaşık olarak 5 yıl boyunca 06.06.2008 tarihine kadar herhangi bir tedavi evrakının dosyaya sunulmadığı, eldeki davanın iddia edilen kazadan yaklaşık 15 yıl kadar sonra açıldığı, davacıda meydana gelen maluliyetin, arızanın, 12.11.2003 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile oluştuğu davacı tarafından ispat olunamadığı gerekçesiyle, davacının maluliyetinin tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, davacının iş kazası sonrası geçirdiği sakatlık yönünden yanlış teşhis kurbanı olduğunu, iş kazasından sonra mevcut sakatlığına sebep olabilecek bir kaza geçirmediğini, yıllar sonra maluliyetinin ciddiyetinin ortaya çıktığını, bunun yanı sıra hastane kayıtlarını korumak ve saklamakla yükümlü olan Kurum yed'indeki evrakların yok olduğunun ortaya çıktığını, Devletin ve sağlık kuruluşlarının saklamakla yükümlü olduğu tedavi kayıtlarının yok olması nedeniyle davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediğini söylemenin hukuka aykırı olduğunu, kaza ile yaralanması arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının yargılama neticesinde ortaya çıkacak olan ve de Mahkemenin görev ve yetkisinde olan bir husus olduğunu, ancak, kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağı Mahkeme tarafından değil Adli Tıp Kurulunca değerlendirildiğini, bu husus da adeta yetki gaspı niteliğinde olduğunu, davacının sakatlığının iş kazasından dolayı olduğunun kabulünün gerektiği belirtilen rapor, tanık beyanları, başka bir kaza geçirmemiş olması gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda, davacının mevcut maluliyetinin iş kazasından kaynaklandığını, iş kazası ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğunun ortaya çıktığını belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı sigortalı işçi ...'ün 2003 yılında davalı işyerinde çalışırken iş kazası geçirdiği, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulunun 27.04.2018 tarihli kararında meslekte kazanma gücü kayıp oranının %0 olarak belirlendiği, davacının dava açmadan önce meslek hastalığı sonucu Kurum tarafından tespit edilen meslekte kazanma gücü kayıp oranına itiraz ettiği, böylece davacının Kuruma başvuru şartını yerine getirdiği, davacının itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından 11.07.2018 tarihli raporun tanzim edildiği ve ilgili raporda sigortalının 12.11.2003 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle ortaya çıkan arızaları nedeniyle maluliyetinin gerekmediğine karar verildiği, YSK kararı sonrası davalı Kurum tarafından davacının başvurusuna 25.07.2018 tarihinde ret cevabı verildiği, eldeki davada alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 11.01.2021 tarihli raporu ile Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 10.11.2022 tarihli raporunda; "davacı ...'ün 12.11.2003 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı arızasının olayla illiyeti kurulamadığından 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyet tayini yapılamadığı" şeklinde tespitte bulunulduğu anlaşılmakla, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmeye göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilmekle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının geçirdiği iş kazasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 18 inci ve 95 inci maddeleri.
3.Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.