Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10106 E. 2024/11436 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10106
Karar No
2024/11436
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/73 E., 2024/143 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş; davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket işçisi olarak Burdur Altınyayla ilçesinde bulunan maden iş yerinde 24.05.2011 tarihinde işe başlayarak çalışmakta iken aynı yıl Ağustos ayı içerisinde işyerine ait kulandığı makinelerin çürük olması ve kullanılmasının tehlike arz etmesi nedeni ile iş kazası geçirdiğini davacının davalıya ait iş yerinde 2011 yılı Ağustos ayında davacının bedeninin ağır surette zarar görmesine neden olan kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesi ile davacı tarafından müvekkili şirket adına açılan iş kazası tespit davası, usul ve yasaya aykırı, hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz bir dava olduğunu, yaygın ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda iş kazası tespit davasının açılması ve görülebilirlik şartları gereği açılan davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, içtihatlara göre Mahkemenin 2012/129 E. Sayılı dosyasında görülen iş kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemli davada öncelikle iş kazası olduğu iddia olunan olayın SGK'ya ihbarı gerektiğini, SGK tarafından olayın iş kazası olmadığının kabul edilmesi halinde ancak "iş kazası tespit davası" açılabileceğini, asıl davada (Mahkemenizin 2012/129 E. Sayılı dosyası) davacıya iş kazasını SGK'ya ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde SGK'ya ve hak alanını etkileyeceğinden müvekkil aleyhine "iş kazasının tespiti" davası açmak için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici mesele sayarak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacıya Kuruma müracaat ederek sürekli iş göremezlik oranının tespitinden sonra çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, olayın SGK'ya ihbarı asıl davada yapılmadan ve SGK'nın olayın iş kazası olup olmadığı yolundaki değerlendirmesi bulunmadan peşinen açılan davanın usulen sakat bir dava olduğunu, açıklanan nedenlerle yersiz, mesnetsiz açılan davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, Kuruma açılan bu dava ile davacının iş kazası geçirdiğine ilişkin iddiasının ihbar kabul edilerek ilgili servis tarafından gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını, davacının geçirdiği ve yaralanması ile neticelenen olayın soruşturulması sonuçunda şayet davacının iş kazası geçirdiği tespit edilirse kendisine iş kazasından dolayı gerekli ödemeler yapılacağını, davacının işbu davayı açmasında hukuki yararın kalmayacağını, ancak olayın iş kazası olmadığı sonucuna varılırsa davacının iş kazasının tespiti açısından dava açmasında hukuki yararın olacağını, olayın henüz teftiş aşamasında olduğunu, idari işlemlerin henüz tamamlanmadığını, olayın iş kazası olup olmadığının belirlenemediğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli ve 2017/527 Esas, 2019/123 Karar sayılı kararı ile davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2019 tarihli ve 2019/1018 Esas, 2019/2442 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Burdur 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi 2017/527 Esas 2019/123 Karar sayılı kararında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 23.06.2020 tarih ve 2020/1401 Esas, 2020/2731 Karar sayılı kararında; "Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davacının Kurum müfettişine beyanda bulunurken davaya konu olayı ayrıntılı şekilde anlattığı, Altıyayla Devlet Hastanesinin kendisine bakmaması üzerine aynı iş yerinde çalışan ...'ın kendisini Burdur Devlet Hastanesine götürdüğünü, orada iğne yapıldığını, olay nedeniyle iş yerinde ustabaşı ...'ın olay yerine çağrıldığını ve ustabaşının yatıp dinlenmesini söylediğini, rahatsızlığının gitmemesi üzerine Aksaray Devlet Hastanesine gittiğini beyan ettiği, Burdur Devlet Hastanesinden gelen tedavi evrakının davacının iğne yapıldığı beyanını doğruladığı, evraktan davacıya İM enjeksiyon uygulandığının anlaşıldığı, doktor adı olarak ...'in adının belirtildiği, ilgili evrak tarihinin 04.08.2011 olduğu, 2011 yılının Kasım ayından itibaren davacının tedavi evraklarının dosya içerisinde olduğu, ancak bu evraklardaki rahatsızlığının kaza olayı ile ilgili olup olmadığının anlaşılamadığı, ...'ın tanık olarak dinlenildiği ve olayı doğruladığı, olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmediği anlaşılsa da eksik araştırma ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, davacı tarafından davalı işverene karşı açıldığı belirtilen tazminat dosyasının onaylı bir örneğini dosya arasına almak, davacının davalı işyerinde çalıştığı süreye ilişkin olarak tüm dönem bordrolarını getirtip bordroların tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar (bu tanıklardan davacının dinlenmesini talep ettiği tanıklar ile ustabaşı olarak belirtilen ...'ın da dinlenerek) saptanarak bunların ve gerektiğinde Burdur Devlet Hastanesinde davacıya müdahale eden doktorun da dava konusu edilen kaza olayları ile ilgili olarak bilgilerine başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli ve 2020/309 Esas, 2022/185 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacının 04.08.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğinin tespitine karar verilmiştir. C. 2'nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 22.12.2022 tarih ve 2022/14199 Esas, 2022/16533 Karar sayılı kararında; "Mahkemece, Burdur Devlet Hastanesinde davacıya müdahale eden Dr. ...'in çalıştığı yerin tespit edilerek dava konusu edilen kaza olayları ile ilgili olarak bilgilerine başvurulmalı ve deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." belirtilerek İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde kaza tarihlerinde davacının davalı işyerinde işçi olarak çalıştığı, ustabaşı olduğu anlaşılan tanık ...'ın anlatımlarına itibar edildiğinde davacının 04.08.2011 tarihinde kolunu sayalama makinesine çarptığı ve sonrasında hastaneye gittiği, hastane kayıtlarından davacının 04.08.2011 tarihli hastane kaydının bulunduğu, bu kaza sonrasında davacının işe devam ettiği anlaşılsa da meydana gelen olayın çalışma yerinde ve çalışma sırasında gerçekleştiğinin sabit olduğu, ilk müdahaleyi yapan Dr. ...'in iş kazası bildiriminin hastanın beyanına istinaden yapıldığını ancak davacıyı ve yapılan müdahaleyi hatırlamadığını beyan ettiği, bu anlamda davacının hastane girişi sırasında iş kazasına ilişkin beyanda bulunmamasının neticeyi değiştirmeyeceği, başka bir anlatımla bir kazanın iş kazası sayılabilmesi için işçinin hastanede iş kazasına dair bildirimde bulunmasının şart olmadığı, kazanın işçinin çalışması sırasında gerçekleşmesinin yeterli olduğu kabul edilerek bu durumun iş kazası olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle davanın kabulü ile davacının 04.08.2011 tarihinde davalı ... Madencilik Ltd. Şti.'de çalışırken iş kazası geçirdiğinin tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı şirket ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10106, K. 2024/11436, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-10106-e-2024-11436-k-1f9d5c9c3a29