Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8408 E. 2023/10891 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8408
- Karar No
- 2023/10891
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/336 E., 2023/6 K. KARAR : Kısmen kabul Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamda belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne birleşen davanın ise kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararının davacılar ve davalılardan ... Sanayi A.Ş. vekili tarafından temyiz edildiği davacı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep ettiği anlaşıldıktan duruşma yapılmak üzere tayin olunan 07.11.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av. ... geldiği davalılar adına gelen olmadığı görüldükten, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra aynı gün yapılan incelemede; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili 10.09.2007 tarihli asıl dava dosyasının dilekçesinde özetle; 11.09.2006 tarihli iş kazası nedeniyle vefat eden müvekkillerinin desteği sigortalı Şeyhmus Lalealp için destekten yoksunluk sebebine dayalı olarak tüm müvekkilleri lehine toplam 5.000 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Sanayi A.Ş.'den tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini eş için 3.000,00 TL ve çocuklar için 1.000,00 TL'şer olarak açıklamıştır. 2.Davacılar vekili 02.09.2016 tarihli birleşen dava dosyasının dilekçesinde özetle; aynı iş kazası nedeniyle eş için 110.318,64 TL, çocuk ... için 15.543,76 TL, çocuk ... için 19.688,32 TL destekten yoksunluk nedeniyle kaza tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faiziyle davalılar işveren ... Sanayi A.Ş. ile sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.'den (teminat limiti dahilinde) tahsilini talep etmiştir. 3. Davacılar vekili maddi tazminat istemini 14.12.2020 tarihli dilekçesiyle eş için 208.881,75 TL, çocuk ... için 15.643,76 TL, çocuk ... için 29.591,99 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Asıl ve birleşen dosya davalısı ... Sanayi A.Ş. (Eski unvanı ... San.AŞ) vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, iş kazasının tamamen müteveffanın kendi kusurundan kaynaklandığını beyan ederek davanın reddine ve davanın ... Sigorta şirketine ihbarına karar verilmesini istemişi birleşen davadaki talep artırımının zamanaşımına uğradığı iddiasıyla zamanaşımı def'inde bulunmuştur. 2 Birleşen dosya davalısı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, SGK tarafından kazazedenin hak sahiplerine yapılan peşin sermaye değerli gelirlerin rücuan tahsili için Diyarbakır iş Mahkemesinin 2007/141 esas sayılı dosyası ile açılan davanın şirketlerine ihbar edildiğini SGK tarafından bağlanan gelirlerin hesaplanacak maddi tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini beyan etmiştir III. III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI A) İlk Mahkeme Kararı Mahkemenin 21.04.2011 tarih ve 2007/325 E- 2011/220 K sayılı ilk ilamıyla; Mahkemece sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın 11/09/2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacılara verilmesine karar verilmiştir. B) İlk Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.10.2012 tarih ve 2011/9568 Esas- 2012/17857 Karar sayılı sayılı ilk bozma kararında özetle; "Sair temyiz itirazları reddolarak kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin (ve geçici iş göremezlik ödeneği miktarının) rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla indirim yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Öte yandan ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her biri bakımından istenen tazminat miktarı belli değildir. (HUMK.nun 179 ve 75/2) HMK’nun 119 ve 31. maddeleri uyarınca ihtiyari dava arkadaşlarından her biri bakımından taleplerinin açıklatılarak buna göre sonuca gidilmemesi de hatalı olmuştur." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. C) İkinci Mahkeme Kararı Dairenin bozma kararına uyan Mahkemenin 31.12.2020 tarih ve 2017/92 E- 2020/530 K sayılı ilamında; "25.10.2020 tarihli raporda, müteveffanın geliri asgari ücret ve emsal ücret araştırması ile tespit edilen ücret baz alınmak suretiyle seçenekli olarak hesaplanmış, bozma öncesi kurulan hükümde müteveffanın geliri asgari ücret olarak kabul edildiğinden ve bu husus bozma konusu yapılmadığından asgari ücrete göre yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. Davalı ... Sgorta şirketi ile davalı ... (...) A.Ş. arasında imza edilen dosyada mevcut 31/10/2005 başlangıç tarihli İşveren Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi, davalı ... şirketinin Lice/Diyarbakır adresindeki mermer fabrikasının faaliyetleri esnasında şirketin bordrolarında kayıtlı personelinin uğrayacağı zararlar nedeniyle şirkete terettüp edebilecek bedeni tazminat taleplerinin poliçede yazılı limitler dahilinde işveren mali mesuliyet genel şartları çerçevesinde teminat altına alındığı hükme bağlanmıştır.Böylece her bir davacı lehine 25/10/2020 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan miktarda maddi tazminatın (asıl dava ile talep edilen ve birleşen davada talep edilen miktarlar ayrı ayrı göz önünde bulundurularak) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile(tespit edilen maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden poliçe teminatı kapsamında olduğu anlaşılmakla) davacılara ödenmesine, konusuz kalan manevi tazminat talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir" gerekçesiyle "Asıl davada davanın kabulü ile davacı ... lehine 3000,00 TL,davacı ... lehine 1000,00 TL, davacı ... lehine 1000,00 TL maddi tazminatın 11.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin konusuz kaldığı anlaşılmakla bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına, Birleşen Dava Yönünden davanın kısmen kabulü ile; asıl davada hükmedilen maddi tazminat tutarlarının mahsubu suretiyle belirlenen, davacı ... lehine 180.559,88 TL., davacı ... lehine 23.224,69 TL., davacı ... lehine 2.269,66 TL. maddi tazminatın 11.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. D) İkinci Bozma Kararı Dairemizin 12/04/2022 tarih ve 2021/6196 E- 2022/5439 K sayılı ilamında özetle; "Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı ve davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile uyulan bozma kararı doğrultusunda işaret olunduğu anlaşılan 03.02.2011 tarihli raporda hesap edilen maddi tazminat alacaklarından kurumca hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısmını tenzil ederek sonucuna göre davacıların maddi tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi, davacının asıl dava dosyası ile birleşen davada belirsiz alacak davası mahiyetinde açtığı davanın aslen, kısmi bir alacak davası olarak değerlendirilerek asıl davada hüküm altına alınamayan tutarlar yönünden bu davadaki istemler dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, somut olayda işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sorumlu olan ...’nin birleşen dosyada davalı olarak gösterilmekle beraber, asıl dava dosyasında dava kendisine ihbar edilen durumunda olduğu ve asıl dava dosyasında aleyhine usulüne uygun dava açılmamış olmasına karşın asıl dava dosyasında hükmedilen tazminatlardan diğer davalı ile birlikte sorumluluğuna karar verilmesi öte yandan, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçeye dayanması nedeniyle poliçe limitinin kararda gösterilmemesi ve faizle sorumluluğunun dava tarihinden başlatılması gerekirken kaza tarihinden işletilen faizle sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. IV. SON BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;"Bozma ilamı öncesi davacı vekilince sunulan 27/03/2014 tarihli dilekçe ile asıl davada dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat talebinin her bir davacı yönünden ayrı ayrı açıklandığı, manevi tazminat talebi yönünden ise davacı tarafça 30.12.2020 tarihli dilekçesi ile Diyarbakır 1.İcra Müdürlüğü'nün 2015/10716E. sayılı dosyası ile başlattıkları takip minvalinde manevi tazminat taleplerine karşılık davalılarca taraflarına ödeme yapıldığını beyan ettiği anlaşılmakla yargılama sonucunda mahkememizden verilen 31.12.2020 tarih ve 2017/92 Esas 2020/530 sayılı karar ile konusuz kalan manevi tazminat talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiği ve bu hususun temyiz konusu yapılmadığı ve Yargıtay bozma gerekçesi yapılmadığı anlaşılmakla bu talebe ilişkin kararın kesinleştiği anlaşılmakla davacıların manevi tazminat taleplerinin konusuz kaldığı anlaşılmakla bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği" gerekçesiyle "Asıl Dava Yönünden; Davanın kabulü ile davacı ... lehine 3.000,00 TL, davacı ... lehine 1.000,00 TL, davacı ... lehine 1.000,00 TL maddi tazminatın 11.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... San. A. Ş'tinden (Eski ünvanı ... San. A.Ş.) tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin konusuz kaldığı anlaşılmakla bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; Davanın kısmen kabulü ile asıl davada hükmedilen maddi tazminat tutarlarının mahsubu suretiyle belirlenen, davacı ... lehine 9.271,036 TL, davacı ... lehine 5.301,65 TL, davacı ... lehine 3.455,21 TL, maddi tazminatın davalılardan ... San. A.Ş.'i yönünden 11.09.2006 tarihinden itibaren diğer davalı ...Ş.'i yönünden birleşen dava tarihi olan 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,(davalılardan ... Sigorta A.Ş.'ti yönünden sorumluluğun poliçe teminat limitiyle sınırlı sorumlu olduğu ve poliçe teminatı olan 40.632,50 TL'ye kadar sorumlu tutulmasına) karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılardan ... Sanayi A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hesap raporunun karar tarihi itibariyle yürürlüğe giren son asgari ücret üzerinden yapılmasının kamu düzeninden kaynaklı olduğunu, bu kapsamda önceki hesap raporunda yer alan asgari ücret nedeniyle usuli kazanılmış hakkın olduğunun varsayılmasının açıkça kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen ilk bozma kararında gelirin ne şekilde tenzil edileceğinin belirlendiğini, bu karar kapsamında hükme en yakın asgari ücretlerin dikkate alınamayacağı çıkarımında bulunamayacağını, iş bu ilk rapordan sonra yürürlüğe giren yeni asgari ücretlere göre rapor alınmasının işçi lehine yorum ilkesine de uygun olacağını, öte yandan birleşen davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile kısmi dava niteliğinde olduğunun kabul edilemeyeceğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... Sanayi AŞ vekili; davacılar vekili temyiz itirazlarına cevapla temyiz itirazlarının reddiyle, tüm aşamalarda belirtmiş olduğu savunma ve itirazlara dayalı olarak mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesi" açısından 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, "hükmün tefhimi, kapsamı ve yazılması " açısından uygulanma imkanı bulunan 6100 sayılı HMK'nun 294, 297 nci maddesi, "tazminat alacaklarından sorumluluk ve miktarının belirlenmesi noktasında" İş kazası tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 332, 98 delaletiyle 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47 nci maddeleri, "İş Sağlığı ve Güvenliği" açısından 4857 sayılı İş Kanunun 77. Maddesi ile 4/12/1973 tarih ve 7/7583 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlükte bulunan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü maddeleri,"usuli kazanılmış hak" açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ve 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır. 3. Değerlendirme A) Davalı ... Sanayi A.Ş. vekilinin temyiz itirazları yönünden; 1.Mahkeme kararında gösterilen temyiz süresinin iki hafta olduğu ve davalı ... Sanayi A.Ş. vekiline karar 01.05.2023 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 09.05.2023 tarihinde davalı vekili tarafından sunulan dilekçede her ne kadar davacı temyizine cevapla temyiz itirazları ileri sürülmüş ise de; kanun yolu kamu düzenine ilişkin olup tarafların nitelendirmesinin bağlayıcılığı bulunmadığından başvurulan kanun yolunun katılma yoluyla temyiz yolu olmayıp, temyiz kanun yolu olduğu anlaşılmaktadır. 2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, HUMK’un 427. maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği belirtilmiştir. 3.01/10/20211 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanunun 450. maddesiyle de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için, Hukuk Muhakemeleri Kanununda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir. 4.Bu bağlamda 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3 üncü maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir. 5.16.07.1981 gün ve 2494 sayılı Kanunun geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarına ilişkin değişikliklerin, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağı belirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz ve karar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulan hükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir. 6.Temyiz kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. 7.Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi, tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu Geçici 3 üncü maddesi gereğince 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesi hükmü gereğidir. 8.21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2023 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını12.950,00 TL olarak değiştirmiştir. 9.Somut olayda ilk derece mahkemesince verilen 17.01.2023 tarihli kararda davacılardan her biri lehine asıl ve birleşen davada hükmedilen maddi ve manevi tazminatların dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir davacının maddi ve manevi tazminat isteminin diğer istemlerden bağımsız ve ayrı olarak temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, anılan hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve uyulmakla taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluşturan yönlerin yeniden incelenerek bozma kararı verilemeyecek olması karşısında, davacılar vekilinin dayandığı temyiz kapsam ve nedenleri ile kanunun emredici hükümlerine aykırı görülen yönlerin re'sen dikkate alınarak yapılan inceleme çerçevesinde davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Bilindiği üzere tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra Hakimin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 298.maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HMK’nın 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. 3.Bu aşamadan sonra yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte mahkemenin yazmasından ibarettir. Artık bu karardan dönme (rücu) olanaklı olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde yer alması gerekir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 E. ve 1992/4 K. sayılı ve 10.4.1992 günlü kararı). 4.Esasen ilamın tefhim edilen karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala kanun koyucu HMK’nın 294 ve 298. maddeleriyle varlık kazandırmıştır. 5.Gerçekten de anılan maddeler kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerdendir. Bu maddeler uyarınca kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. 298/2 nci maddesine göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Yine Anayasamızın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verilmiştir. 6.Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı HMK’nın 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 7.Ne var ki, uygulamada HMK’nın 294 üncü maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. 8.İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141 inci maddesi ile HMK'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. 9.Somut olayda; uyulan Dairemizin 12.04.2022 tarih ve 2021/6196 E- 2022/5439 K sayılı ilamında işaret olunan 03.02.2011 tarihli hesap raporundan kurumca davacı hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısımları tenzil edilerek davacıların asıl ve birleşen davadaki istemleri gözetilerek maddi tazminat alacaklarına usulüne uygun şekilde karar verilmiş ise de maddi tazminat alacağının ne şekilde belirlendiğine gerekçede yer verilmeyerek hüküm tesisi hatalı olmuştur. 10.Öte yandan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)'nin 13/3 üncü maddesi kapsamında "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." hükmüne aykırı olacak şekilde ret vekalet ücretinin takdiri de hatalı olmuştur. 11. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 12. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek hüküm bozulmalıdır. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanunun 438. maddesi gereğince düzelterek onanmalıdır VII. KARAR 1. Temyiz olunan, Diyarbakır 4. İş Mahkemesinin 17.01.2023 tarih ve 2023/336 E- 2023/6 K sayılı ilamının; A) Karar gerekçesinde yer alan "Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; müteveffa işçinin davalı şirkete bağlı çalıştığı sırada 11.09.2006 tarihinde ölümüyle sonuçlanan iş kazası meydana geldiği ve SGK kayıtlarına göre müteveffa işçinin olay tarihinde en son asgari ücret karşılığında çalıştığı; yargılama aşamasında alınan kusur durumuna ilişkin iş güvenliği uzmanlarınca düzenlenen 28.10.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, olayın iş kazası olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işveren ... San. AŞ'nin % 60, müteveffa işçi ...'in % 40 oranında kusurlu olduğu belirtildiği, davalının kaza tarihinde yürürlükte bulunan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında usulünce değerlendirmenin yapılarak iş kazasının meydana gelmesinde kusur oran ve aidiyetleri ile kaçınılmazlık faktörünün usul ve yöntemince değerlendirildiği bu rapora göre verilen karara karşı itiraz olmadığı ve kusur oranının bu şekilde kesinleştiği kabul edilerek bozma öncesi Mahkememizce söz konusu bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek tazminat hesabı yönünden aktuerya hesap bilirkişisine gönderildiği, bilirkişiden 03.02.2011 havale tarihli rapor alındığı, somut olayda, dava konusuna ilişkin Mahkememizce verilen 21.04.2011 tarihli ilk kararının (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.10.2012 tarih ve 2011/9568 E- 2012/17857 K sayılı ilamıyla diğer bozma sebebiyle birlikte maddi tazminat yönünden Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin (ve geçici iş göremezlik ödeneği miktarının) rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla indirim yapılmasının hatalı olduğuna işaretle bozulduğu, bozma kararında açıkça bozmadan önce alınan 03.02.2011 tarihli raporda hesap edilen maddi tazminattan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısmının tenzil edilmesine işaret edilmesine karşın, mahkememizce usuli kazanılmış hakka aykırı olarak bozma kararından sonra müteaddit kereler hesap raporu alındığı ve en son olarak da 25.10.2020 tarihli hesap raporundaki miktarlara itibarla hatalı hüküm kurulduğu gerekçesiyle Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2021/6196 Esas ve 2022/5439 karar sayılı ilamıyla bozularak mahkememize iade edildiği anlaşılmakla yeniden yapılan yargılama sonucunda Mahkememizce bozmadan önce alınan 03.02.2011 tarihli raporda hesap edilen maddi tazminat alacaklarından kurumca hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısmını tenzil ederek sonucuna göre davacıların asıl dava ve birleşen davada bakiye tazminat alacaklarının belirlendiği ayrıca öte yandan taraflar arasında bozmadan sonra açılan ve birleşen davanın hukuki niteliği konusunda da uyuşmazlık bulunduğu, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacının iş bu asıl dava dosyası ile birleşen davada belirsiz alacak davası mahiyetinde açtığı davanın aslen, kısmi bir alacak davası olarak değerlendirilerek asıl davada hüküm altına alınamayan tutarlar yönünden bu davadaki istemler dikkate alınarak karar verildiği ve yine somut olayda işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sorumlu olan ... Sigorta A.Ş.’nin birleşen dosyada davalı olarak gösterilmekle beraber, asıl dava dosyasında dava kendisine ihbar edilen durumunda olduğu ve asıl dava dosyasında aleyhine usulüne uygun dava açılmamış olması nedeniyle asıl dava dosyasında hükmedilen tazminatlardan sadece davalı ... San. A.Ş.'nin (Eski ünvanı ... San.A.Ş) sorumluluğuna karar verildiği, öte yandan, birleşen dosyada davalı olarak gösterilen sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçeye dayanması nedeniyle poliçe limiti kararda gösterilerek ve faizle sorumluluğunun birleşen dava tarihi olan 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olduğu kabul edilerek asıl dava ve birleşen davada maddi tazminat talebinin kabulü ile bakiye maddi tazminat alacağı hüküm altına alınmıştır." rakam ve sözcüklerinin silinerek yerine; "Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; müteveffa işçinin davalı şirkete bağlı çalıştığı sırada 11.09.2006 tarihinde ölümüyle sonuçlanan iş kazası meydana geldiği ve SGK kayıtlarına göre müteveffa işçinin olay tarihinde en son asgari ücret karşılığında çalıştığı; yargılama aşamasında alınan kusur durumuna ilişkin iş güvenliği uzmanlarınca düzenlenen 28.10.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, olayın iş kazası olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işveren .... (eski unvanı: ... San. AŞ'nin) %60, müteveffa işçi ...'in %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davalının kaza tarihinde yürürlükte bulunan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında usulünce değerlendirmenin yapılarak iş kazasının meydana gelmesinde kusur oran ve aidiyetleri ile kaçınılmazlık faktörünün usul ve yöntemince değerlendirildiği bu rapora göre verilen karara karşı itiraz olmadığı ve kusur oranının bu şekilde kesinleştiği kabul edilerek bozma öncesi Mahkememizce söz konusu bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek tazminat hesabı yönünden aktuerya hesap bilirkişisine gönderildiği, bilirkişiden 03.02.2011 havale tarihli rapor alındığı, somut olayda, dava konusuna ilişkin Mahkememizce verilen 21.04.2011 tarihli ilk kararının (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.10.2012 tarih ve 2011/9568 E- 2012/17857 K sayılı ilamıyla diğer bozma sebebiyle birlikte maddi tazminat yönünden Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin (ve geçici iş göremezlik ödeneği miktarının) rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla indirim yapılmasının hatalı olduğuna işaretle bozulduğu, bozma kararında açıkça bozmadan önce alınan 03.02.2011 tarihli raporda hesap edilen maddi tazminattan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısmının tenzil edilmesine işaret edilmesine karşın, mahkememizce usuli kazanılmış hakka aykırı olarak bozma kararından sonra müteaddit kereler hesap raporu alındığı ve en son olarak da 25.10.2020 tarihli hesap raporundaki miktarlara itibarla hatalı hüküm kurulduğu gerekçesiyle Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2021/6196 Esas ve 2022/5439 karar sayılı ilamıyla bozularak mahkememize iade edildiği anlaşılmakla yeniden yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizce bozmadan önce alınan 03.02.2011 tarihli raporda hesap edilen eş ... için 36.025,61 TL, çocuk ... için 13.148,43 TL ve çocuk ... için 14.680,09 TL'den SGK tarafından iş kazası sigorta kolundan bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerleri olan eş için 39.273,63 TL ve sosyal yardım zammı olarak 317,33 TL'den %60 kusura göre rücu edilebilir kısmı olan 23.754,56 TL, çocuk ... için 14.259,72 TL ve sosyal yarcım zammı olarak 228,98 TL'den %60 kusura göre rücu edilebilir kısmı olan 8.693,22 TL, çocuk ... için 13.743,38 TL ve sosyal yardım zammı 220,69 TL'den%60 kusura göre rücu edilebilir kısmı olan 8.378,44 TL'nin ayrı ayrı mahsubu ile davacı eş ... lehine 12.271,05 TL, çocuk ... lehine 4.455,21 TL ve çocuk ... için 6.301,65 TL olduğu anlaşılmakla sonucuna göre davacıların asıl davada istemleriyle bağlı olarak ve birleşen davada ise bakiye tazminat alacaklarına hükmedilmiş, öte yandan taraflar arasında bozmadan sonra açılan ve birleşen davanın hukuki niteliği konusunda da uyuşmazlık bulunduğu, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacının iş bu asıl dava dosyası ile birleşen davada belirsiz alacak davası mahiyetinde açtığı davanın aslen, kısmi bir alacak davası olarak değerlendirilerek asıl davada hüküm altına alınamayan tutarlar yönünden bu davadaki istemler dikkate alınarak karar verilmiştir. Somut olayda işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sorumlu olan ...’nin birleşen dosyada davalı olarak gösterilmekle beraber, asıl dava dosyasında dava kendisine ihbar edilen durumunda olduğu ve asıl dava dosyasında aleyhine usulüne uygun dava açılmamış olması nedeniyle asıl dava dosyasında hükmedilen tazminatlardan sadece davalı ... San. A. Ş'tinin (eski unvanı: ... San.A.Ş) sorumluluğuna karar verildiği, öte yandan, birleşen dosyada davalı olarak gösterilen sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçeye dayanması nedeniyle poliçe limiti kararda gösterilerek ve faizle sorumluluğunun birleşen dava tarihi olan 02.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olduğu kabul edilerek asıl dava ve birleşen davada maddi tazminat talebinin kabulü ile bakiye maddi tazminat alacağı hüküm altına alınmıştır." rakam ve sözcükleri yazılmak, B) Hüküm fıkrasının 5. nolu bendinin silinerek yerine; "5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/3 maddesi uyarınca takdir edilen 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine," rakam ve sözcükleri yazılmak suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2. İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının yatıranlara iadesine 3.Dairemizde icra edilen duruşmada davacılar kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacılara verilmesine, 4.Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.