Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7848 E. 2024/11064 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7848
Karar No
2024/11064
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1503 E., 2023/190 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Dörtyol 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/413 E., 2022/155 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işveren nezdinde çalışırken 03.01.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu davacının ağır yaralanarak işgöremezliğe uğradığını, kazanın meydana gelmesinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almayan davalı işverenin tamamen kusurlu olduğunu, davalı aleyhine Dörtyol 2. İş Mahkemesinin 2017/182 E. sayılı dosya ile rücuen tazminat davası açıldığını, bu davada davalının kazalı müvekkilinin ise %10 kusurlu bulunduğunu ileri sürerek belirsiz olan alacağın tespiti ile 641.581,22 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava olunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının maluliyet oranını kabul etmediklerini, iş kazasının oluşumunda davacı işçinin kusurlu olduğunu, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm tedbirleri aldığını, işçilere gerekli eğitim ve ekipmanların sağlandığını, gerekli kontrol ve denetimlerin yapıldığını, rücuen tazminat davası sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelmesinde davacı kazalının % 10, davalı işverenin % 90 oranında kusurlu olduğu, davacının davaya konu kaza nedeniyle %30,2 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle; "Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 1-641.581,22 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf sebepleri olarak özetle; gerçekleşen iş kazasındaki tarafların kusur oranlarının tespiti yönünden SGK Müfettişi tarafından düzenlenen 28.10.2017 tarihli, 400589/02/İR/01 sayılı inceleme raporunda; davacının, 03.01.2015 tarihinde İskenderun Demir ve Çelik A.Ş.'de Çelikhane kısmında konvektör temizliği yaptığı esnada cürufun dökülmesi sonucu ayaklarından ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığını, belirtilen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi gereğince iş kazası olduğunun anlaşıldığını, SGK tarafından da gerçekleşen olayın iş kazası olarak değerlendirilerek, raporda işveren davalı şirketin %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, dosya kapsamına alınan Dörtyol 2. İş Mahkemesinin 2017/182 Esas sayılı dosyası kapsamındaki kusura ilişkin 22.10.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davalı işverenin %90, kazalının ise %10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, yargılama sırasında A Sınıfı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alındığını, 01.02.2021 tarihli raporda davalı işverenin % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, itiraz üzerine alınan 29.04.2021 havale tarihli raporda ve itiraz üzerine alınan 25.08.2021 tarihli raporda davalı şirketin %90 oranında, davacı işçinin %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, rücuen tazminat dosyasına sunulan bilirkişi raporuyla, yargılama sırasında alınan 29.04.2021 tarihli ve 25.08.2021 tarihli bilirkişi raporlarında kusur oran ve aidiyetine ilişkin değerlendirmelerin aynı şekilde olduğunun görüldüğünü, kazanın gerçekleşme şekline uygun olduğu değerlendirilen, örtüşen raporlardan belirlenen kusur oranının ve aidiyetinin hesaba ilişkin bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alındığını, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesinde bedensel zararlar arasında çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden ... zararların gösterildiğini, davacının çalışma gücünün kaybına ilişkin 19.04.2016 tarih, 3047 sayılı MKGKO tespitine ilişkin Sağlık Kurulu Kararında; davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %30 olduğunun, davacının yardıma muhtaç olmadığının, kontrol muayenesinin gerekmediğinin belirtildiğini, 20.01.2020 tarihli, 2020/977 sayılı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu mütalaasında da davacının maluliyet oranının aynı şekilde tespit edildiğini, davalının 10.11.2021 tarihli duruşmada %30 oranında belirlenen maluliyete itirazlarının olmadığının belirtildiğini, davacının 06.01.2021 tarihli duruşmada Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen maluliyet oranının esas alınmasını talep ettiğini, hesap bilirkişisinin raporunda %30 maluliyet oranının esas alındığını, davacının, davalıdan talep edebileceği zararın hesaplanması için hesap bilirkişisinden 04.10.2021 tarihli rapor alındığını, davalı vekilinin müvekkili nezdinde davacının kazadan sonra da aktif olarak çalışmaya devam ettiğini, dolayısıyla ücretini tam olarak almayı sürdürdüğü yönündeki itirazı nedeniyle davacı ve dava dışı işçilere ait ücret bordrolarının ibrazından sonra bu hususun değerlendirilmesi yönünden 02.02.2022 tarihli bilirkişi raporunun alındığını, 02.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda; 2022 yılı için bilinen asgari ücretteki değişiklik nedeniyle yeniden hesaplama yapıldığını, davacının kazadan sonra iş yerinde çalışmasını sürdürerek emsal işçiye yakın ücret aldığı yönündeki davalı itirazı nedeniyle yeni bir hesaplama yapılmadığını, davacının, kazadan sonra iş yerinde çalışmaya devam ederek emsal işçiye yakın gelir elde etmiş olsa dahi davacının iş kazası nedeniyle oluşan maluliyeti nedeniyle daha fazla efor sarf etmesi gerektiğinden bu hususun maddi tazminatta indirim sebebi olarak değerlendirilmediğini, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiğinden 02.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda bilinen asgari ücretteki değişiklik nedeniyle yeniden hesaplama yapılmasının yerinde görüldüğünü, raporda davacının bakiye geçici iş göremezlik zararı bulunmadığını, sürekli iş göremezlik zararının ise 641.581,22 TL olduğunun belirtildiğini, hesaplamalarda TRH 2010 tablosu kullanılmasının Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu, gerçekleşen iş kazasında kusuru bulunan davalının, davacının bilirkişi raporunda hesaplanan karşılanmamış zararından sorumlu olduğu kanaatine varılarak davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesi gereğince manevi tazminatın belirlenmesi yönünden davacının kaza tarihinde yaşı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olay tarihi, manevi tazminatın gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandırması gerektiğinin dikkate alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiğini, dosyada mevcut olan kusur raporu içeriğinde, davacının 2002 yılından bu yana müvekkil şirkette görev alan kıdemli bir çalışan olduğunu, yıllar içerisinde işçilikten vardiya amirliğine yükseldiğini ve dolayısıyla yapılan iş ile işe bağlı riskleri işçi seviyesinden yönetici seviyesine kadar tüm detaylarıyla bildiğini, davacı tarafın kusur oranı hakkında hatalı sonuca varılarak İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 13 ile 19 uncu maddelerine aykırı bir şekilde davacıya yalnızca %10 oranında kusur atfedildiğini ve bu oranın hakkaniyete aykırı olduğunu, diğer yandan müvekkil şirketin kusur oranının ve kazadaki sorumluluğunun da hatalı bir şekilde değerlendirildiğini, zira müvekkil şirketin, kazadan önce her türlü önlemi aldığını, hem davacıyı hem de davacının iş arkadaşlarının gerekli iş güvenliği eğitimlerini almalarını sağladığını, kazanın oluşumunda davacının İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 19 uncu maddesi ile kendisine yüklenen sorumluluklara, aldığı eğitimlere ve işin gerekliliklerine aykırı davrandığını, bu sebeple asli kusurlu konumunda olup, davacının keyfi ve aldığı eğitimlere aykırı hareketlerinin kazaya sebep olduğunu, diğer yandan davacının müvekkil şirket nezdinde aktif olarak çalışmaya, dolayısı ile ücretini tam ve eksiksiz olarak almaya devam ettiği hususunun da göz ardı edildiğini, davacının, kaza tarihinden bu yana maluliyetinden ötürü zarara uğramış gibi hesaplama yapıldığını, davacının SGK kayıtları incelendiğinde de anlaşılacak olan bu husus değerlendirilmeden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, hükme esas alınması halinde davacının haksız kazanç sağlamasına yol açacağından bahisle rapora itiraz edildiğini, itiraz doğrultusunda hazırlanan ek raporda, mahkeme kararına aykırı bir şekilde itirazlarının dikkate alınmadığı gibi, hatalı bir şekilde yeni bir hesaplama yapıldığını, işçinin gerçek ücreti belli iken farazi bir ücret belirlenerek buna göre hesaplama yapılmasının tamamen hatalı olduğunu belirterek yerel mahkemece verilen kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut dosyada, gerçek zararın tespiti amacıyla aldırılan iki farklı tarihli hesaba ilişkin bilirkişi raporlarında hesaplanan maddi zarar tutarlarının birbirinden farklı olduğu, 02.02.2022 tarihli raporda hesaplanan sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararın davalı vekili tarafından itiraz ileri sürülen ve fakat davacı tarafça herhangi bir itiraz ileri sürülmeyen ilk raporda hesaplanan zarar tutarından daha fazla olduğu, böylelikle ilk rapora itiraz etmeyen davacı taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden davalı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu, hal böyle iken İlk Derece Mahkemesi tarafından ilk rapor hükme dayanak yapılarak karar verilmesi gerekirken daha sonra aldırılan hesap raporu doğrultusunda karar verilmiş olması isabetli görülmemiş, bu yönü amaçlayan davalı istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir. ...." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında; "A-Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile a)477.399,73 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 03.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b)25.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 03.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7848, K. 2024/11064, T. 14.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7848-e-2024-11064-k-d371fc193cbc