Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6287 E. 2023/6531 K. – Hizmet Tespit

Konu: Hizmet Tespit İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6287
Karar No
2023/6531
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespit İstemi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/529 E., 2023/529 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/231 E., 2022/413 K. Taraflar arasındaki hizmet tespit istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalı şirkette 03.08.2016 tarihinde işe başladığını ancak sigortasının 13.10.2016 tarihinde başlatıldığını, ardından müvekkilinin 31.07.2018 tarihinde işten çıkarıldığını, müvekkilin sigortasız çalıştığı dönemde maaşlarını Yapı kredi Bankası'ndan aldığını, bu sebeplerle müvekkilin davalı işyerinde 03.08.2016-13.10.2016 tarihleri arasında çalıştığının tespiti ile bu süreler içerisinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili davanın reddini savunmuştur. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmetine ilişkin davalı müvekkile davalı işveren tarafından bildirilmiş bir kayıt olmadığını, müvekkili kurumun kendisine bildirilen kayıtlara ve kanunlara göre işlem yaptığını ve bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davacının davasının kabulü ile Davacı 44815576336 T.C. kimlik nolu ...'in davalı şirkete ait işyerinde 03.08.2016-13.10.2016 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Fer'i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de kararın hukuki olmadığı, davacının sigortasız çalıştığı dönem olan 03.08.2016-13.10.2016 tarihlerinde maaşının bankadan yatırıldığını ifade etmiş ise de, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere o tarihlerde bir ödemenin görülmediği, bordro tanığı ve davacı tanığı olarak dinlenen tanıkların sigortalarının düzenli yapıldığını söylemelerine rağmen davacının ilgili işyerinde sigortasız çalşıtırılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının iddia ettiği şekilde bir ödeme evrakı sunmadığı, davacının çalışmalarının sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığının veya ne zaman sigortalı çalışma niteliğini aldığı hususunun araştırılması gerektiği, çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden önceki dönemde gecen çalışmaların sigortalı çalışma olarak değerlendirilemeyeceği, çalışma olgusu saptandığı takdirde çalışmanın hizmet akdi niteliğinde olup olmadığının, sigortalı çalışma olup olmadığının araştırılması gerektiği, ücret konusunda HUMK'un 288 inci maddesi göz önünde tutularak yazılı bir ödeme belgesi aranması gerektiği, sınır altında kalanların ücret durumunun tanıklardan sorulması gerektiği, bu davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, işverenin kabulünün dahi tek başına bir hukuki sonuç doğurmayacağı gerekçeleriyle, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, davacının 03.08.2016-13.10.2016 tarihleri arasında davalı şirkette hizmet aktiyle çalıştığının tespiti talebiyle açıldığı, davacının hizmet döküm cetvelinden, davacının 13.10.2016-12.12.2016 tarihleri arasında davalı ...'e ait işyerinden, 13.12.2016- 31.07.2018 tarihleri arasında davalı Sim Gelinlik Ltd. Şti unvanlı işyerinden sigorta bildiriminin yapıldığı, davalı iş yerinin 05.09.2001 tarihinde kanun kapsamına alındığı, dinlenen tanık beyanları, yapılan asayiş araştırması ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı Sim Gelinlik İmalat Pazarlama San. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinde 03.08.2016-13.10.2016 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı, sonuç olarak yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, fer'i müdahil SGK vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i Müdahil vekili, istinaf gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; “(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır.” şeklinde açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır. Yukarıda anılan yasa hükümleri gereğince mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 üncü maddenin 4 üncü fıkrası gereğince, zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belirli bir süre içinde yazılması mümkündür. Kısa karar, bir davayı sona erdiren (nihai) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 inci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın da buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E. - 268 K., 2012/6-97 E. - 203 K., 2012/10-149 E. - 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 3. Değerlendirme Eldeki davada, davalı ... ile birlikte dahili davalı olarak ... olmasına rağmen dahili davalı ... hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması isabetsiz bulunmuştur. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, çelişkili şekilde hüküm kurulmuş olması ve usule uygun hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6287, K. 2023/6531, T. 07.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-6287-e-2023-6531-k-aa41b38cff79