Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/5854 E. 2024/9298 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5854
- Karar No
- 2024/9298
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/201 E., 2022/1639 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/556 E., 2020/783 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ...'in davalı ... Tekstil ve Tic. Ltd. Şti.'de çalıştığı, davalı işveren şirketin kullanımında ... plakalı Dacia marka aracı kullanır iken 16.11.2018 tarihinde Adıyaman yakınlarında tek taraflı trafik kazası geçirdiğini, kazalının bu kaza neticesinde bir aya yakın süre yoğun bakımda kaldığını, sayısız ameliyat geçirdiğini beyan ederek maddi ve manevi tazminat talebinin kabulünü talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı yan tarafından sunulan trafik kazası tespit tutanağında görüleceği üzere meydana gelen işbu trafik kazası tek taraflı olup kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir dış etmen (yolun bozuk olması, aracın bozuk olması) söz konusu olmadığını, bu sebeple davacı ... meydana gelen işbu kazada tam ve asli olarak kusurlu olduğunu, somut olayda meydana gelen trafik kazası her ne kadar mesai saatleri içerisinde yani istihdam ilişkisinin var olduğunu kabul edebilecekleri bir zaman diliminde gerçekleşmiş olsa da kusurun tamamen davacı ...'den kaynaklanması sebebiyle illiyet bağı kesilmiş ve müvekkil şirketin kusuru ortadan kalktığını savunarak açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, haksız, hukuksuz, kötü niyetli bir yargılama yapıldığını, Resmi Gazete'de yer alan "Avukatlık Asgari Tarifesi"nin 10 uncu maddesine göre vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken, 24.550,00 TL (manevi tazminatın vekalet ücreti) vekalet ücretine mahkum edildiğini, davalı şirketin iş kazası bildirim belgesinin dahi dikkate alınmadığını, gerekçesiz karar verildiğini, müvekkili ...'in 16.11.2018 tarihinde davalı işverenin şirket kullanımı için tahsis etmiş olduğu aracı kullanırken Adıyaman yakınlarında tek taraflı trafik iş kazası geçirdiğini, kaza sonucu ağır bir şekilde yaralanan müvekkili ...'in yaklaşık 1 ay boyunca yoğun bakımda kaldığını ve birden fazla ameliyat geçirdiğini, tüm ana kemiklerinin kırıldığını, tüm çalışma gücünü de yitirdiğini, müvekkilinin şu an SGK'dan malulen emekli olduğunu, davalı işverenin kusurlu davranışları ile bu iş kazasının meydana geldiğini, nitekim, müvekkilinin davalı şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken, mesleği şoförlük olmamasına rağmen müvekkiline zorla şoförlük yaptırıldığını, kusurlu davalı şirketin, müvekkili şoför olmamasına rağmen ona zorla şehirlerarası araç kullandırtıldığını, hatta müvekkiline aç, susuz ve yorgun bir şekilde, aracın lastiklerini dahi değiştirtmeden araç kullandırıldığını, kaza gerçekleşmeden saatler öncesinde de müvekkilinin davalı şirketin müdürlerini Gaziantep'e götürdüğünü, daha sonra Şanlıurfa'ya şirkete geldiğini, saatler süren uzun yolculuktan sonra hiç dinlenmeden şirkete ait kesilmiş tekstil ürünlerini Adıyaman'a götürdüğünü ve dönüşte de olması muhtemel elim kazanın gerçekleştiğini, bu hususların tanıklar ifadeleri ile ortaya koyduğunu, Mahkemenin öncelikle hiç bir bilirkişi incelemesi yaptırmadan Adıyaman'daki ticari dava niteliğinde olan sigorta davasındaki raporları dikkate alarak sonuca varmasının hatalı ve de hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki, Adıyaman'daki o davanın iş kazası davası olmadığını ve sigorta şirketi ile arasında olan bir dava olduğunu ve de orada yapılan yargılamanın Türk Ticaret Kanunu kitabına dahil olan sigorta hukuku çerçevesinde olan bir dava olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davacının tek taraflı trafik kazası geçirdiği, kazanın olduğu tarihte davalı işverenin işçisi olduğu, aracın davalı iş yerinin kiraladığı araç olduğu ve işini yaparken kazanın gerçekleştiği, iş kazasının davalı işverence süresinde Kuruma bildirildiği, taksirle yaralama suçuna ilişkin açılan soruşturma dosyasında davacı sürücünün %100 kusurlu olduğu tespit edildiğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği ve davalının sigorta şirketine açmış olduğu maddi tazminat konulu dosyada kusur raporu alındığı ve davacı sürücünün %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, soruşturma dosyasındaki raporun trafik bilirkişisi, Adli Tıp Kurumunda ise üçlü heyet (içerisinde mühendis olacak şekilde) tarafından oluşturulduğu, olayın davacı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu gerçekleştiği, davacının dikkatini yola vermediği, hava ve yol durumunu dikkate alarak seyrini sürdürmediği, olay yerine geldiğinde sevk ve idare hatası sonucu direksiyon hakimiyetini kaybettiği, yolun sağından yol dışı takla atarak devrildiği, trafik kazasında kusurun tamamen davacıda bulunduğu, olayın oluşundan dava dışı başkaca Kurum ya da kişilere kusur atfedilmediği gerekçesiyle verilen maddi tazminat talebinin reddi kararının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince isabetli olduğu, somut olayda, davacının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı trafik kazası geçirdiğinin sabit olduğu, kazadan sonra uzun süre yoğun bakımda kaldığı, ameliyatlar geçirdiği, eşi ve oğlunun bu süreçte davacının desteğinden maddi ve manevi mahrum kaldığı, davacının ve eşi ile oğlunun yaşadığı elem ve ızdırabı azaltmak amacıyla haklarında manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Şanlıurfa 1. İş Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacıların maddi tazminat talebinin reddine, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile ... için 7.000,00 TL, manevi tazminatın olay tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, ... için 5.000,00 TL, manevi tazminatın olay tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, ... ... Er için 5.000,00 TL, manevi tazminatın olay tarihi olan 16.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İş Mahkemesinin, Ticaret Mahkemesi hakiminin aldığı raporla yargılama yapmasının ne kadar hukuksuz olduğunu ve saiki ne olursa olsun bunun adil yargılanma ilkesinin ihlali anlamını taşıdığını, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu, olayda müvekkilini güvenlik görevlisi olarak işe alan ve onu (nefes aldırmadan uzun yol şoförü) şöförü olarak çalıştıran davalı işverenin kusurlu olduğunu, davalının kusurlu olmasına rağmen Mahkemenin bir sigorta davasında davanın tarafının sigorta şirketi olduğu bir davadan alınmış olan ve içinde hiçbir İş hukuku unsuru bulunmayan bilirkişi raporunu doğru kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasından meydana gelen zararların tazmini açısından, öncelikle meydana gelen olayda işverenin kusurlu olup olmadığı olmadığının tayini ile iş kazası nedeniyle zarar gören veya yakınlarına sosyal güvenlik mevzuatı mucibince yapılan ödemelerin gözetilerek bir neticeye varılması gerektiğini, nitekim somut olayda Sosyal Güvenlik Kurumuna iş kazası bildirimi yapıldığını ve Kurum tarafından davacı yana destekte bulunulduğunu, bunun haricinde kazada müvekkili şirketin sorumlu olmadığının da yazılı delillerle ispat edildiğini, hal böyle iken manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci, 74 ncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun ... getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların ... ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun ... getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8.Yine Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 1979 yılında benimsenen ve Ülkemizce de onaylanan Karayolu Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin 153 sayılı İLO Sözleşmesinin 5 ve 6 ncı maddelerinde karayolu taşımacılığında sürücü olarak çalışanların azami çalışma saatleri belirlenmiş, anılan maddelerde hiçbir sürücünün mola vermeksizin ve devamlı olarak dört saatten fazla araç kullanmasına izin verilemeyeceği, her ülkenin yetkili makam ya da kuruluşunun, özel ulusal koşulları dikkate alarak, sözü geçen dört saatlik süreyi bir saatten fazla olmamak üzere artırabileceği, fazla mesai dâhil, azami toplam araç kullanma süresinin günde dokuz, haftada kırk sekiz saati aşamayacağı düzenlenmiştir. 9.Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98 inci maddesinin B bendi gereğince yük ve yolcu taşıması yapan araç işletenleri ile bu araçları sürenlerden; Araç işletenlerinin: 1) Otobüs, kamyon ve çekici araçlarında takoğraf cihazı bulundurmaları ve bunların işler durumda olmalarını sağlamaları, 2) Araçlarına ait takoğraf kayıtlarını, kayıt tarihinden itibaren 1 ay süreyle araçlarda, 5 yıl süreyle de işyerlerinde, iş yeri yoksa araçlarında muhafaza etmeleri veya ettirmeleri, 3) Trafiğe çıkardıkları taşıtların cins ve plakalarını, şoförlerin kimler olduğunu, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek yeri kaydettikleri bir defter veya liste düzenleyerek kayıtlarını tutmaları, 4) Yük ve yolcu nakliyatı yapan kuruluş yetkililerinin şoförlerin çalışma sürelerini ve bu süre içerisindeki kural dışı hareketlerini izlemeleri ve kuralları ihlal etmeyi itiyat haline getiren şoförleri eğitmeleri ve bu konuda önleyici tedbirler almaları, 5) Şehirlerarası yük ve yolcu nakliyatı yapan araçlarda, bu Yönetmeliğin öngörmüş olduğu çalışma ve dinlenme sürelerini göz önünde bulundurmak suretiyle, şoförlerin gideceği yer ve güzergahları dikkate almaları ve buna göre uğrayacağı, il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurmaları, zorunludur. 10.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı ...'in, davalı şirket nezdinde şoför olarak çalıştığı, olay günü olan 16.11.2018 tarihinde 16.50 sıralarında idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Şanlıurfa yolunu takiben Adıyaman istikametinden gelip Şanlıurfa istikametine doğru seyrettiği sırada, aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek seyir yönüne göre sağ taraftan yoldan çıkarak banket bitiminde başlayan su kanalının üzerinde bulunan beton menfeze çarpması sonucu kazalandığı, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/1500 soruşturma numarasında kayıtlı "taksirle bir kişinin yaralanması" konulu açılan tahkikatta alınan kusur raporuna göre; oluşan olayda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b bendi (aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş,yol, hava ve tarfik durumunu gerektirdiği şartlara uydurmamak) gereğince davacı ...'in %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, verilen kararın itirazın reddi ile kesinleştiği, aynı kaza konulu olay için davalı ...'in Allianz Sigorta A.Ş.'ye açmış olduğu maddi tazminat konulu davanın Adıyaman 3 Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/968 Esas dosyası ile görüldüğü, işbu davada davacı ...'in tamamen kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, eldeki dosyada ise Mahkemece kusur bilirkişi raporu aldırılmadığı, soruşturma dosyasında aldırılan kusur raporu ile tazminat konulu dosyada aldırılan Adli Tıp Kurumu İhtisas Daire Başkanlığı heyet raporu ile yetinilerek, olayın tek taraflı trafik kazası olduğu, soruşturma dosyasındaki raporun trafik bilirkişisi, Adli Tıp Kurumunda ise üçlü heyet (içerisinde mühendis olacak şekilde) tarafından oluşturulduğu, olayın davacı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu gerçekleştiği, davacının dikkatini yola vermediği, hava ve yol durumunu dikkate alarak seyrini sürdürmediği, olay yerine geldiğinde sevk ve idare hatası sonucu direksiyon hakimiyetini kaybettiği, yolun sağından yol dışı takla atarak devrildiği anlaşılmakla, trafik kazasında kusurun tamamen davacıda bulunduğu, olayın oluşundan dava dışı başkaca Kurum ya da kişilere kusur atfedilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Mahkemece iş bu raporlara itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak hükme esas alınan kusur raporlarındaki kabul ile kusur oranı tespitlerinin trafik iş kazasının gerçekleşmesine ilişkin oluşa uygun olmadığı, kazazedenin kazanın gerçekleştiği gün kaç saat çalıştığı, ne kadar süre istirahat yapması gerektiği, kazanın gerçekleştiği an itibariyle yorgun olup olmadığı, aracın teknik bakım ve kontrollerinde eksiklik olup olmadığı, yapılan işin niteliğine göre, iş ile ilgili ve iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddelerine göre işverenin iş yerinde alması gerekli önlemleri alıp almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, tüm bunların olaya etkisinin varlığı gibi hususların ayrıntılı incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmadığı anlaşılmaktadır. 11.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş, aynı olaya ilişkin varsa rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da dosya kapsamına getirtilerek - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, davaya konu iş kazası ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası ile araca ilişkin takograf kayıtlarının aslı veya mümkün olmaması halinde ise okunaklı örneklerinin, kaza tespit tutanağının, tutmakla yükümlü olunan trafiğe çıkarılan taşıtların cins ve plakalarını, şoförlerin kimler olduğunun, işe çıkış yer, gün ve saati ile gidilecek yerin kaydedildiği defter veya kayıtların dosyaya celp edilmek suretiyle bu kayıtlar üzerinden davacının olay anındaki hızının tespiti ile bu hızın olayın gerçekleştiği yer için geçerli hız limitlerinin üzerinde olup olmadığının tespitinin sağlanması, öte yandan araçta yedek şoför bulunup bulunmadığı, iş kazasının gerçekleştiği olay anına gelinceye kadarki süreçte kazazede sigortalının çalışma, araç kullanma ve dinlenme sürelerine uygun olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı, böylelikle olay anında kazazede işçinin yorgun olup olmadığı hususunda da taraflarca gösterilen delillerin de toplanarak dosya kapsamına dahil edilmesi, delillerin toplanması hususunda ise sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması, bu şekilde toplanacak delillerle birlikte dosyanın trafik – iş güvenliği alanında uzman A Sınıf İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı 3 kişilik heyete tevdii edilerek tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, trafik iş kazası olayının gerçekleşmesinde taraf kusurlarının belirlenmesi sağlanıp, çelişki oluşması halinde çelişkilerin de giderilmesi suretiyle mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek bir karar vermekten ibarettir. 12. O halde, davacılar ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.