Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6415 E. 2024/7895 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6415
- Karar No
- 2024/7895
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/797 Esas, 2023/1251 Karar HÜKÜM : Davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/315 E., 2020/572 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 19.07.2013 tanzim, 19.09.2013 vade tarihli 400.000,00 USD tutarındaki bonoya istinaden davacı hakkında icra takibi başlattığını, davacının bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu, davacının icra takibine konu bonoda lehtar sıfatıyla yer alan davalı ...'ı hiçbir şekilde tanımadığını, davacının 15-20 yıl önce Ankara İli, Çubuk İlçesinde bulunan maliki olduğu dükkanı ... isimli şahsa kiraya verdiğini, ...'ın anılan dönemde kiraladığı dükkanda konfeksiyon ürünlerinin perakende satışıyla ilgili ticari faaliyette bulunduğunu ve taksitle sattığı konfeksiyon ürünleri karşılığında da müşterilerinden taksitle satış sözleşmeleri ve ekinde açığa imzalı şekilde düzenlenmiş bonolar aldığını, icra takibine konu bononun ismi geçen dava dışı ... tarafından yaklaşık 20 yıl önce bedelsiz kalmış taksitle satış sözleşmesinin ekinden ayrılarak davalı vasıtasıyla icra takibine konu edildiğinin davacının şikayeti üzerine alınan davalının 12.02.2014 tarihli ifadesi ile ortaya çıktığını ileri sürerek davacının Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2013/16826 E. sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetle hareket eden davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının hileye dayalı davasını hak düşürücü süre içinde açmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2018/809 E., 2019/256 K. sayılı dosyasından yapılan yargılamada, davaya konu senedin borçlu kısmındaki iki imzanın farklı iki kişi tarafından atıldığı, alt kısmında bulunan imzanın ...'a ait olduğu, üst kısımdaki imzanın ise ...'a ait olmadığı, ...'ın, ...'ın kendisinden uzun yıllar önce yaptığı taksitli alışveriş nedeniyle verdiği imzalı boş senedi geri vermeyerek senedi ... ile birlikte tahsile koyduğu, bu eylemlerinin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gerekçesiyle ... ve ...'ın mahkumiyetlerine karar verildiği, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 01.06.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen yargı kararı ile menfi tespit istemine konu bononun davalı tarafından hukuka aykırı olarak ele geçirildiği ve bononun kötüniyetle icra takibine konu edildiği anlaşıldığından davanın kabulüne, Ankara 28. İcra Müdürlüğünün 2013/16826 E. sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, istirdada dönen 17.932,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, alacağın 12.050,00 TL'sine 13.10.2015 tarihinden, 5.882,20 TL'sine 14.10.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, %20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle ceza yargılaması sırasında resmi belgede sahtecilik suçunun kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğu ve senedin bedelsiz olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoya istinaden başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.