Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4169 E. 2024/9110 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4169
Karar No
2024/9110
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1148 E., 2022/4703 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/118 E., 2021/466 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 05.11.2009 tarihinde davalı işyerinde paketleme bölümü işçisi olarak çalışmakta iken iş kazası geçirdiğini ve yaralandığını, müvekkilinin kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin meydana gelen yaralanması nedeniyle iş gücü kaybına uğradığını, bu sebeple maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü beyanla,150.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olay bakımından müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığından maddi ve manevi tazminat istemlerinde de herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu, tazminat hesabı yapılması halinde davacıya kaza tarihinden itibaren müvekkili şirketçe ödenen ekstra ücretlerin ve SGK tarafından ödenmesi gerekmekte olan peşin sermaye değerinin ve varsa diğer gelirler ile unsurların Mahkemece dikkate alınarak hükmedilecek tazminattan mahsubu gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacının %35, davalı işverenin %65 oranında kusurlu olduğu , davacının davaya konu kaza nedeniyle %16 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle davanın kısmen kabulü ile 143.529,02 TL maddi tazminat ve 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, olayın meydana gelmesinde sorumluluklarının ve kusurlarının bulunmadığını, kaza davacının dikkatsizliği nedeniyle meydana geldiğinden olayda illiyet bağının kesildiğini, Adli Tıp Üst Kurulu tarafından maluliyet oranının maddi hata yapılarak belirlendiğini, davacının maluliyete ilişkin itirazı bulunmadığı dikkate alınmadan davacının talebinin aşılarak karar verildiğini, SGK tarafından ödenmesi gereken peşin sermaye değerinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, asgari geçim indiriminin dikkate alınmadan ücretin fazla belirlendiğini, aktif ve pasif dönemin kaza tarihi itibari ile değil fiili durumu yansıtan rapor tarihi itibariyle hesaplanması gerektiğini, meydana gelen kaza sonrasında davacının davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, ekonomik açıdan bir gerileme olmadığını, TRH 2010 tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili katılma yolu ile sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile manevi tazminat tutarının hatalı belirlendiği, tazminatın tam olarak kabulü gerektiğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi 3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davalı şirket aleyhine 25.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği, 75.000,00 TL'nin reddine karar verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunun istinaf mahkemesince esastan reddine karar verildiği reddine ve kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacı kazalının kaza nedeniyle uğramış olduğu sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair 15.08.2016 tarihli Kurum Sağlık Kurulu raporunda oranın %4,2 olarak belirlendiği, davacı vekilinin itirazı üzerine dosyanın Mahkemece Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği, anılan Kurulca sürekli iş göremezlik oranının 18.02.2019 tarihli karar ile değişmeksizin % 4,2 olduğuna karar verildiği, anılan karara davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine ATK 3. İhtisas Kurulunun 05.02.2020 tarihli kararında davacının sürekli iş göremezliğe girdiği tarihten itibaren sürekli iş göremezlik oranının %7,00 olarak bildirildiği, akabinde davacı vekilince 08.09.2020 tarihli celsede ATK 3. İhtisas Kurulunca belirlenen orana itirazının bulunmadığını beyan edildiği, davalı vekilince ATK 3. İhtisas Kurulunca belirlenen orana itiraz edilmesi üzerine dosyanın ATK 2. Üst Kuruluna gönderildiği, ilgili Kurulun 11.03.2021 tarihli kararı ile sürekli iş göremezlik oranını bu kez yine başlangıçtan itibaren olmak üzere %16,00 olarak belirlediği, Mahkemece prosedür tamamlandıktan sonra dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, hükme esas alınan 16.08.2021 tarihli raporda davacının sürekli iş göremezlik oranının %7,00 veya %16,00 olarak kabul edilmesi halinde zararın tespitine dair 2 seçenekli hesaplama yapıldığı, 1. seçenekte zararın 62.870,90 TL, 2. seçenekte ise 143.529,02 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince 2. seçenek üzerinden talep arttırım dilekçesi sunulduğu, Mahkemece 2. seçeneğe itibar edilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 inci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, Mahkemece davacının ATK 3. İhtisas Kurulunca belirlenen %7,00 orana itirazının bulunmadığı gözden kaçırılarak davalı itirazı üzerine ATK 2. Üst Kurulunca belirlenen bir önceki kurul kararına göre daha fazla olan %16,00 oranının esas alındığı 16.08.2021 tarihli bilirkişi raporunun 2. seçeneğine itibar edilerek hüküm kurulması ve bu suretle de davalı lehine bu yönden oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, A. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan; "...Davacının davalı işyerinde çalışırken iş kazası geçirdiği davacının meslekte kazanma güç kayıp oranında alınan ATK Üst Kurul Raporu uyarınca %16 oranında azalma meydana geldiği, alınan kusur bilirkişi heyet rapor içeriğine göre oluşan iş kazasında davacı işçinin %35 oranında kusurlu olduğu davalı işverenliğin %65 oranında kusurlu olduğu anlaşılmış davacı işçinin iş kazası nedeniyle uğradığı zararın davalı işverenin kusur oranında sorumlu olduğu miktar hesap bilirkişi raporuyla hesaplanmış olduğu anlaşılmakla davacı işçinin iş kazası nedeniyle uğradığı meslekte kazanma gücündeki sürekli azalma nedeniyle uğradığı gelir kaybı ve tedavi süresinde raporlu olduğu dönemde uğramış olduğu geçici iş göremezlik zararından davalı işverenin kusur oranında sorumlu olduğundan dosya kapsamına uyumlu denetime elverişli usul ve yasaya uygun hesap bilirkişisi raporundaki tespit ve hesaplamalara itibar edilerek iş kazası tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı işverenlikten tahsiline karar vermek gerekmiş" ibarelerinin silinerek yerine gelmek üzere, "Davacının davalı işyerinde çalışırken iş kazası geçirdiği davacının meslekte kazanma güç kayıp oranında alınan ATK 2. Üst Kurulunun 11.03.2021 tarihli kararında her ne kadar %16,00 oranı belirlenmiş ise de Mahkememizce öncesinde aldırılan ATK 3. İhtisas Kurulunun 05.02.2020 tarihli kararında belirlenen %7,00'lik orana davacı vekilince itiraz edilmemiş olması dikkate alındığında davacının sürekli iş göremezlik oranının usuli kazanılmış hak ilkesi gereği %7,00 oranı olarak kabulü ile hükme esas alınan 16.08.2021 tarihli rapordaki 1. seçeneğe itibar etmek gerekmiş, alınan kusur bilirkişi heyet rapor içeriğine göre oluşan iş kazasında davacı işçinin %35 oranında kusurlu olduğu davalı işverenliğin %65 oranında kusurlu olduğu anlaşılmış davacı işçinin iş kazası nedeniyle uğradığı zararın davalı işverenin kusur oranında sorumlu olduğu miktar hesap bilirkişi raporuyla hesaplanmış olduğu anlaşılmakla davacı işçinin iş kazası nedeniyle uğradığı meslekte kazanma gücündeki sürekli azalma nedeniyle uğradığı gelir kaybı ve tedavi süresinde raporlu olduğu dönemde uğramış olduğu geçici iş göremezlik zararından davalı işverenin kusur oranında sorumlu olduğundan dosya kapsamına uyumlu denetime elverişli usul ve yasaya uygun hesap bilirkişisi raporundaki tespit ve hesaplamalara itibar edilerek iş kazası tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı işverenlikten tahsiline karar vermek gerekmiş" ibarelerinin yazılması, B. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; " Davanın kısmen KABULÜNE kısmen REDDİNE, 1-62.870,90 TL maddi tazminatın kaza tarihi 05.11.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, 25.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi 05.11.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazla istemin reddine, 2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan alınması gereken 6.002,46 TL harçtan, davacının peşin ve ıslah ile yatırdığı 4.269,38 TL harcın mahsubu ile geri kalan 1.733,08 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından peşin ve ıslah ile ödenen 4.269,38 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 2.970,65 TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 1.485,32 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı kendisini Avukat ile temsil ettirdiğinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 8.973,22 TL ücreti vekaletin, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Reddedilen maddi tazminat yönünden davalı kendisini Avukat ile temsil ettirdiğinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 12.126,78 TL ücreti vekaletin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı kendisini Avukat ile temsil ettirdiğinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 5.100,00 TL ücreti vekaletin, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Reddedilen manevi tazminat yönünden davalı kendisini Avukat ile temsil ettirdiğinden dosyanın karara çıktığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanan 5.100,00 TL ücreti vekaletin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-HMK m.333/(1) gereğince, peşin olarak alınan gider avansından yapılan yargılama giderlerinin mahsubu ile bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, istinaf Kanun yolu açık olmak üzere (kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle istinaf Kanun yoluna başvurulabileceği, istinaf incelemesinin Bölge Adliye Mahkemeleri İlgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağı) karar verildi." ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4169, K. 2024/9110, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-4169-e-2024-9110-k-da2c3b82598e