Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3795 E. 2023/11562 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3795
- Karar No
- 2023/11562
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2063 Esas, 2022/1601 Karar HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/105 Esas, 2022/97 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... Sağ. ve Eğ. Hiz. Tic. A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalı .... İnş. Beton Sant. Gıda Nak. Tar. Ür. ve Hayv. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı .... İnş. Beton Sant. Gıda Nak. Tar. Ür. ve Hayv. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.11.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. ... geldi. Davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; 05.01.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle dava dilekçesinde 20.000,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, davacı vekili maddi tazminat talebini davalı ...... Şirketi dışındaki davalılar yönünden 161.634,00 TL’ye arttırmıştır. Yine davacı vekili aşamalarda ibraz ettiği 14.02.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat istemini davalı ...... Şirketi dışındaki davalılar yönünden 322.471,62 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı ... İnş. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili özetle; yetkisizlik itirazında bulunduklarını, ... 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/458 Esas sayılı dava dosyası açıldığını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafın iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, kazanın diğer şirket çalışanı ...'nın kusurundan kaynaklandığını, müvekkili şirketin gerekli önlemleri aldığını ve işçiler açısından iş güvenliğine önem verdiğini, davanın kendilerine yöneltilmesinin haksız olduğunu ve bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı .... İnş. Beton Sant. Gıda Nak. Tar. Ür. ve Hayv. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ve diğer davalıların meydana gelen kazada asli kusurlu olduklarını, davacının ... İnşaatın kalıpçı ustası olduğunu, davacınn beton işinden ve beton dökme hususunda yeteri kadar bilgi ve tecrübeye sahip olmadığını, müvekkilinin söz konusu iş yeri ile ilgisinin olmadığını, hesaplanacak maddi tazminatı kabul etmeyeceklerini, manevi tazminatın bu kadar yüksek olmasının haklı olmadığını, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olamayacağını, dava dilekçesinde belirtilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... Sağ. ve Eğ. Hiz. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının her ne kadar davayı kendilerine karşı açmış ise de müvekkilinin işi taşeron alt firmaya anahtar teslim koşuluyla verdiğini, bu davada üst-alt işveren ilişkisi olamayacağını, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere müvekkili ile diğer firma arasında alt üst işveren ilişkisi olmadığını ve bu dava ile müvekkili şirketin bir alakasının olmadığını, bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ... ilinde bulunan ... Hastanesi ek bina inşaatında beton döküm işini alan Madencilik. Şirketinin işçisi olarak çalıştığını, 05.01.2012 tarihinde beton atarken şantiye şefi ...'in kendisinden gösterilen yere beton pompasını kurmasını istediğini, ona gösterdiği yerin uygun olmadığını ve yüksek gerilim hattının olduğunu, bütün sorumluluğun kendisinde olduğunu söylediğini, kendisinden beton atmasının istendiğini, kendisinin de beton pompasını kurmak zorunda kaldığını, beton atmaya başladıklarını ve sonrasında belirtilen kazanın meydana geldiğini ancak kendisinin bir kusurunun olmadığını beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2017 tarih 2013/258 Esas, 2017/158 Karar sayılı kararı ile davalı ...... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine 129.255,42 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş, bu ilk karara karşı davacı vekili, davalı ... ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 17.01.2018 tarih, 2017/4356 Esas, 2018/84 Karar sayılı kararı ile emsal ücret araştırması yapılarak davacının gerçek ücretinin belirlenmesi noktasından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2019 tarih ve 2018/15 Esas, 2019/123 Karar sayılı kararı ile davalı ...... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine 129.255,42 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararına karşı davacı vekili ve davalı şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.03.2021 tarih, 2019/1929 Esas, 2021/974 Karar sayılı kararı ile hükümle gerekçe arasında çelişki olduğundan bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin temyiz incelemesine konu 03.03.2022 tarih, 2021/105 Esas, 2022/97 Karar sayılı kararı ile iş kazasının meydana gelişinde davalı ... Sağlık şirketinin bir kusuru bulunmadığı, davacının %10, davalı ... İnşaat... Şirketinin %60, bu %60’lık kusurun %5’inin davalı şantiye şefi ...’e ait olduğu, davalı İnşaat Şirketinin %30, bu %30'luk kusurun %5'inin davalı ... ait olduğu, kaza neticesinde davacının %26,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, davacının iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının toplam 507.540,24 TL olduğu, ikinci ıslahın yapılamayacağı ve usuli kazanılmış haklar doğrultusunda karar verildiğinden bahisle davalı ...... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine taleple bağlı kalınmak suretiyle 161.634,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2022 tarih, 2021/105 Esas, 2022/97 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili, davalı .... İnş. Beton Sant. Gıda Nak. Tar. Ür. ve Hayv. San. Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece davanın kısmen kabulü şeklinde hukuka aykırı olarak karar verildiğini, bozma sonrası tahkikata ilişkin işlem yapıldığından ikinci bir ıslah harç tamamlama dilekçesi verme haklarının olduğunun aşikar olduğunu, bu sebeple kararın bu yönden bozulmasını ve haklı davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tüm kusurlardan asıl işveren olarak kusursuz sorumlu olduğunun tartışmasız olduğunu, ayrıca diğer davalılar yönünden kusur oranlarındaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerin, emsal kararda dahi hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu beyanla birlikte hakkaniyete, eşitliğe adalete aykırı yerel mahkeme kararının manevi tazminata yönelik kısmının itirazları doğrultusunda bozulmasını ve hakkaniyete adalete ve eşitliğe uygun olana ve davacıdaki mevcut uzuv zaafı davacının yaşı, davacının makine operatörü oluşu nedeniyle gelir durumu dikkate alındığında dava dilekçesi ile talep edilen 150.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, 13.02.2015 tarihli kusur raporunda müvekkiline izafe edilen kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını, olayın beton atılması esnasında gerçekleşmiş olması, beton pompasının sahibi olan müvekkilinin kusurlu olduğunu göstermeyeceğini, asıl işi kalıp ustalığı olan ve beton atılması konusunda hiçbir tecrübesi olmayan davacının beton dökülmesi işinde çalışmasına izin veren işvereni diğer davalı şirketin ... inşaatın kazanın gerçekleşmesinde kusur durum raporunda belirtilen kusur oranlarından daha fazla kusurlu olduğunun açık olduğunu, iş bu kaza sebebiyle müvekkile kusur izafe edilmesinin kabul etmediklerin, asıl işi kalıpçı ustalığı olan davacının hiçbir tecrübeye sahip olmadığı beton döküm işini üstlenmesinin kendi kusuru olduğunu, hukukun genel ilkelerinden birisinin kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, bir an için kusur oranlarını kabul edecek olursak mahkemece tazminat sorumluluğu bakımından kusur oranlarına göre paylaştırma yapılmayıp tüm tazminatlardan müvekkilinin ve diğer davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hiçbir şekilde hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, kişinin kendi kusurundan daha fazla bir sorumluluğa tabi tutulmasının hiç bir hukuki sistemi tarafından kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, maddi ve manevi tazminatların reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilerek tüm tazminatların yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretlerinin de müvekkili ve diğer davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin meydana gelen kazada kusurlu olmadığı yönündeki iddialarını yinelediklerini ve davanın müvekkili açısından reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının 05.01.2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile çalışma gücünün %15,2 oranında kaybettiğinin kurumca tespit edildiğini, daha sonrasında alınan ve dosya kapsamında bulunan ATK 3 ihtisas Kurulu ve Genel Kurul raporlarının mevcut duruma usul ve yasaya uygun bulunmakla mahkemece bu raporlara itibar edildiğini, bu nedenle de davacının çalışma gücünün %26,2 oranında kaybettiği kanaatine varıldığını ve taraflar açısından davacının maluliyetinin bu şekilde kesinleştiğinin kabul edildiğini, maddi ve manevi tazminatların reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilerek tüm tazminatların yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretlerinin de müvekkili ve diğer davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin meydana gelen kazada kusurlu olmadığı yönündeki iddialarını yinelediklerini ve davanın müvekkili açısından reddine karar verilmesini talep ettiklerini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2022 tarih, 2022/2063 Esas, 2022/1601 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı .... İnş. Beton Sant. Gıda Nak. Tar. Ür. ve Hayv. San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ikinci talep arttırımı dilekçelerinin dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, bozma sonrası tahkikata ilişkin işlem yapıldığından ikinci bir ıslah- harç tamamlama dilekçesi verme haklarının olduğunu, tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, her ne kadar bilirkişi ...... Şirketinin kusursuz olduğunu belirtmiş ise de olayın oluşumunda etkin katılım olması nedeniyle ...... Şirketinin de kusurlu olduğunu, ...... Şirketi iskeleyi acilin önünü kapatmayack şekilde kurdurduğu için mevcut kazanın meydana gelmesinde etkin rol oynadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürmüş, kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkiline izafe edilen kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını, davacıya ve davalı ...... Şirketine verilen kusurların daha fazla olması gerektiğini, davacı kalıpçı olduğu için mevsimsel değişikliklere göre çalışma yapıldığını, dolayısıyla davacının yılın belli dönemlerinde inşaat işinde çalışmasının düşünülemeyeceğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, teselsül hükümlerine göre karar verilmesinin doğru olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8'inci ve 31 inci maddeleri. 3.Değerlendirme 1.Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilinin maddi tazminatla birlikte 150.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin temyiz incelemesine konu kararında davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. 2.Temyiz eden taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, temyizin kapsam ve nedenlerine göre temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, iş kazasının meydana gelişinde davalı ... Sağlık...Şirketinin bir kusuru bulunmadığı, davacının %10, davalı ...... İnşaat Şirketinin %60, bu %60’lık kusurun %5’inin davalı şantiye şefi ...’e ait olduğu, davalı İnşaat... Şirketinin %30, bu %30'luk kusurun %5'inin davalı ... 'ya ait olduğu, kaza neticesinde davacının %26,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, davacıya %26,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin 35.976,20 TL olduğu, aşamalarda alınan 30.09.2016 tarihli ilk hesap raporunda davacının Kurum ödemeleri tenzil edilmemiş maddi zararının 161.634,35 TL olarak tespit edildiği, davacı vekili tarafından süresinde ücret ve kusur yönünden bu hesap raporuna itiraz edildiği, takip eden 13.12.2016 tarihli celsede mahkemece tarafların rapora itirazlarının reddine karar verilip davacı vekiline maddi tazminat istemini arttırması için bir haftalık süre verildiği, davacı vekilinin 15.12.2016 tarihinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle maddi tazminat talebini davalı ...... Şirketi dışındaki davalılar yönünden 161.634,00 TL’ye arttırdığı, davacı vekilinin 03.03.2017 tarihli celsede “Dosyamız tekemmül etmiştir, talebimiz doğrultusunda karar verilsin” şeklinde beyanda bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin temyiz incelemesine konu son kararında ise davacının iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının toplam 507.540,24 TL olduğu, ikinci ıslahın yapılamayacağı ve usuli kazanılmış haklar doğrultusunda karar verildiğinden bahisle davalı ....... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı lehine taleple bağlı kalınmak suretiyle 161.634,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Gerek mülga BK’nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Öte yandan usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Bu ilkeler gözetilerek somut olay incelendiğinde, davacı yararına hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminat çok azdır. Bunun yanında davacı vekilinin maddi tazminat taleplerini Kurum ödemelerinin rücu edilebilecek kısımları noktasında tenzilat yapılmamış bilirkişi hesap raporu doğrultusunda 161.634,00 TL’ye arttırdıktan sonra 03.03.2017 tarihli celsede “Dosyamız tekemmül etmiştir, talebimiz doğrultusunda karar verilsin” şeklinde beyanda bulunduğu, bu yönden davacı taraf aleyhine usuli kazanılmış hak oluştuğu, davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmı hesap raporunda belirlenen tutardan tenzil edildiğinde davacının talep edebileceği maddi zarar tutarının 129.255,77 TL olduğu dikkate alındığında; mahkemenin, son aldığı bilirkişi hesap raporunu hükmüne dayanak kılmak suretiyle verdiği temyiz incelemesine konu son kararında hakkındaki davanın reddine karar verilen davalı ...... Şirketi dışındaki diğer davalılar yönünden 129.255,77 TL'nin üzerinde maddi tazminata hükmetmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, davacı lehine hüküm altına alınacak manevi tazminat tutarını yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda belirlemek, usuli kazanılmış hak gereğince; temyiz eden davalı şirketinin hüküm altına alınacak maddi tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabileceği kısmın ancak 129.255,77 TL ile sınırlı olduğunu, davacının davalı ... Şirketinden talep edebileceği fazlaya ilişkin herhangi bir maddi tazminat tutarı bulunmadığını dikkate almak, hakkındaki davanın reddine karar verilen davalı ....... Şirketi ile temyiz eden davalı .... Şirketi dışındaki diğer davalılar ... İnşaat ....Şirketi, ... ve ...'nın temyiz yoluna başvurmadıklarını, bu nedenle anılan usuli kazanılmış haktan faydalanamayacaklarını, giderek adı geçen davalıların davacının iş kazasından kaynaklanan maddi zarar tutarı 507.540,24 TL olmakla birlikte taleple bağlı kalınmak suretiyle 161.634,00 TL maddi tazminat olarak belirlenip hükme bağlanan sorumluluklarında herhangi bir değişiklik olmayacağını gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz eden davalı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı ... . İnş. Beton Sant. Gıda Nak. Tar. Ür. ve Hayv. San. Tic. Ltd. Şti.'ye yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.