Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3702 E. 2023/4206 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3702
Karar No
2023/4206
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1353 E., 2023/24 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/420 E., 2020/214 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının, davalı şirketin ...'da bulunan şantiyesinde yazılı bir hizmet akdi olmaksızın 15.10.2014 tarihinde forklift operatörü olarak çalışmaya başladığını, işe giriş bildirgesinin Sosyal Sigortalar Kurumuna verilmesi gerekirken sigortasının da başlatılmadığını, sigorta primlerinin yatırılmadığını belirterek, davacının bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini, 15.10.2014-17.11.2015 tarihleri arasında davalı şirketteki hizmetinin tespitini talep ve dava etmiş, işçilik alacakları talepleri yönünden dava tefrik edilmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirkette hizmet akdi ile çalışmadığını, belirli dönemlerde taşeron olarak hizmet verdiğini, davacının taşeron olarak çalışmış olduğu toplam 3 dönem içerisinde hiçbir şekilde üstlenmiş olduğu iş süresinin 20 günden fazla sürmediğini, mahkemece davacı ile müvekkil şirket arasındaki ilişkinin taşeron olarak değil hizmet ilişkisi olduğu yönünde hüküm kurulsa dahi dava konusu işçilik alacaklarına hak kazanılmadığını, davacının müvekkil şirkete iş yaptığı süre 47 gün olup, bu süre için hiçbir şekilde yıllık izin hakkı kazanılmadığını, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu bütün alacaklar için tespit talebi içeren bu soyut eda talepleri bu haliyle dinlenemeyeceği ve hüküm altına alınamayacağını davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini istemiştir. 2.Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, husumet, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını beyanla, davanın usul ve esastan reddi istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesince; " 1-Davanın kabulüne, 2-Davacının davalıya ait işyerinde 15.10.2014- 17.11.2015 tarihleri arasında hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine, " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işçilik alacağı davalarında dahi aynı dönemde çalışması olmayan tanıkların söz konusu dönemlere ilişkin beyanlarına itibar edilmezken kamu düzenine ilişkin hizmet tespit davalarında ortak çalışmasının olmadığı dönemde tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini çalışan tüm işçilerin sosyal güvenlik primlerini günü gününe yatırıldığını, davalının çalışması 1 gün olsa dahi bu hususu SGK'ya bildiren ve primlerini ödeyen bir şirket olup davacının haksız ve mesnetsiz iddialarının kabulünün mümkün olmadığını beyanla, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir. 2.Fer'i müdahil kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurum aleyhine açılan davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, çalışanı olmayan davacının kurumdan kıdem ihbar ve sair alacak talebinde bulunduğu davada ihbar edilen olması mümkün olmadığını, yine açılan dava tespit davası niteliğinde ise alacak davası ile birlikte açılamayacağından da davanın reddi ve tefrik edilmesi gerektiğini, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, davacının kendi kusurlarını ve davalı işverenin kusurlarını kuruma yükleyemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Akgünler Oto. Ltd. Şti. ve fer'i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Fer'i müdahil vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/8 inci maddeleridir. 3. Değerlendirme Eldeki dava dosyası incelendiğinde, davacının, 01.01.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı anlaşılmaktadır. Sosyal güvenlik destek primi, yaşlılık aylığı kesilmeksizin yeniden çalışmaya başlayabilmek için ödenmesi gereken primdir. 5510 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi 3 üncü fıkrası (a) bendinde; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlardan yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlayanların aylıkları kesilecektir. Ancak, 5510 sayılı Kanun'un "Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 14 üncü maddesi ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceğine dair, amir hüküm getirilmiştir. 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun da ise "Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları" başlıklı 63 üncü maddesinin; (A) bendinde yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmesi gerektiği, (B) bendinde; tekrar sigortalı bir işte çalışma halinde, sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenmesi suretiyle, yaşlılık aylığının ödenmesine devam olunacağı hükümlerinin düzenlendiği, söz konusu maddenin son fıkrasında ise, yaşlılık aylığı almakta iken tekrar çalışmaya başlayan sigortalıya, 506 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin (A) ya da (B) bendinden yararlanmak için bir tercih hakkı tanındığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, somut davada tespiti talep edilen dönemde, davacının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hakkı bulunduğu sabittir. Ancak davacının talebinin açık ve belirgin olmadığı anlaşılmakla; öncelikle, talebi açıklattırılmalı, isteminin, 506 sayılı Yasa’nın 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, 63/B kapsamında Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu netleştirilmelidir. Bu husus tespit edildikten sonra, davacının istemi dikkate alınmak suretiyle, Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi çalışma sürelerinin 506 sayılı Kanuna göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği hususu da gözetilerek, uyuşmazlık konusu hizmet tespitine yönelik talep hakkında bir karar verilmelidir. Ayrıca, talep konusu dönem içerisinde davacının dava dışı işyerinden bir gün bildiriminin bulunması karşısında, davacıya sorularak ve bu işyerindeki bordro tanıkları da dinlenmek suretiyle, çalışmanın fiili olup olmadığı araştırılmalı, sonraki çalışmalara etkisi değerlendirilmeli, fiili olması halinde anılan sürenin dışlanarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3702, K. 2023/4206, T. 13.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-3702-e-2023-4206-k-62c9aa9cde10