Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3594 E. 2023/4323 K.
Konu: Prime Esas Kazancın Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3594
- Karar No
- 2023/4323
- Karar Tarihi
- Konu
- Prime Esas Kazancın Tespiti
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1414 E., 2023/89 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/153 E., 2021/92 K. Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar murisi ...'ın davalı şirkette tır şoförü olarak çalıştığını, 16.04.2017 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda vefat ettiğini, davacıların 16.08.2017 tarihinde Kuruma başvurarak iş kazası soruşturması yapılarak kendilerine gelir bağlanması talebinde bulunduklarını ancak kurum tarafından olayın iş kazası olmadığına karar verildiğini, davalı tarafından 09.04.2017-17.04.2017 tarihleri arasında müteveffanın yıllık izinde olduğunun iddia edildiğini, müteveffa ...'ın şirketteki hizmet süresine ilişkin çalışmalarının 506 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak bildirilmediğini, sürekli çalışmasına rağmen Kuruma bildirilen ve primi ödenen gün sayısının fiili hizmetinden az göründüğünü, pirime esas kazançlarının da gerçek ücretlerinden az olduğunu belirterek, davalı Türker Uluslararası Nakliyat İthalat İhracat ve Tur. AŞ'nin sigortalısı ...'ın davalı şirket nezdindeki sigortalılık hizmet süresince prime esas kazancının gerçek ücretleri üzerinden tespitini talep etmiş, 16.05.2019 tarihli dilekçe ile davacılar vekili taleplerinin müteveffa ...'ın davalı şirket nezdinde 01.12.2013 - 16.04.2017 tarihleri arasında aralıksız ve kesintisiz olarak, 2013 yılında 900 Euro + 803,68 TL ücretle, 2014 yılında 900 Euro + 891,04 TL ücretle, 2015 yılında 900 Euro + 1.000,55 TL ücretle, 2016 yılında 900 Euro + 1.300,99 TL ücretle, 2017 yılında 900 Euro + 1.404,06 TL ücretle çalıştığının tespitine yönelik olduğunu açıklamıştır. II. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın geçirdiği kalp krizinin iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, davacıların murisi ...'ın müvekkili şirkette 03.01.2014 - 18.04.2016 tarihleri arasında çalışarak emekli olduğunu, kıdem tazminatı ödenerek çıkışının verildiğini daha sonra 21.04.2016 tarihinde yeniden çalışmaya başladığını, bu tarihten vefat ettiği 16.04.2017 tarihine kadar tır şoförü olarak çalıştığını, ücretinin ve çalışmalarının Kuruma eksiksiz olarak bildirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemlerin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada davalı işveren tarafından davacılar murisine dava konusu dönemde ücret ödemesine ilişkin banka kayıtları dışında herhangi bir belge bulunmadığı, banka kayıtlarının kurum kayıtları ile uyumlu olduğu, ayrıca davalı ticari kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen muhasebeci bilirkişi raporu ile dava konusu dönemde davacıya yapılan ödeme kayıtlarının da kurum kayıtları ile uyumlu olduğu, iddia edilen ücret miktarına göre yazılı deliller ile ispat zorunlu olup iddianın ispatı yönünde yazılı delil ve yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler olmadığından iddianın usule uygun deliller ile kanıtlanamadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; eksik inceleme yada araştırma sonucu hüküm kurulduğunu, uzun yıllar yurtdışı nakliyat işi yapan bir firmada tır şoförü olarak çalışan bir işçinin asgari ücret ile çalıştığının kabul edilmesinin hakkın özüne ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, prime esas kazançların hesaplanması gerektiğini, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı incelendiğinde, davacının bildirilen ücretten fazla ücret aldığına dair bir belge bulunmadığı, davacı tarafça asgari ücretten fazla ücret aldığının ispatlanamadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacılar murisinin davalı şirkette çalıştığı dönemdeki prime esas kazançlarının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde prime esas kazanca dahil edilecek kazançların neler olduğu düzenlenmiş, (b) bendinde ise sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının belirlenmesinde dikkate alınmayacak ödeme ve yardımlar sıralanarak bunlar arasında yolluklara yer verilmiştir. Buna göre, maddenin 2 nci bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde yolluk; yol gideri olarak ödenen para, harcırah olarak tanımlanmış, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 3 üncü maddesinde, bu Kanunda geçen harcırahın, bu Kanuna göre ödenmesi gereken yol gideri, gündelik, aile gideri ve yer değiştirme giderinden birini, birkaçını veya tamamını ifade ettiği, 5 inci maddesinde, harcırahın; yol gideri, yevmiye, aile gideri ve yer değiştirme giderini içerdiği, ilgilinin, bu Kanun hükümlerine göre bunlardan birine, birkaçına veya tamamına hak kazanabileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan 28.08.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.10.2008 günü yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 103 üncü maddesinde, değinilen 77 ve 80 inci maddelere koşut düzenleme yapılmış, 28.09.2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) ve (b) Bentleri Kapsamındaki Sigortalılar İle Sadece Genel Sağlık Sigortasına Tabi Sigortalıların Prime Esas Tutulacak Kazançlarına Dair Tebliğ’in “Prime tabi tutulmayacak kazançlar” başlığını taşıyan 2.3 üncü maddesinde, “2.3.1 - Ayni yardımlar; 2.3.3 - Görev yollukları; Görev yolluklarından ne anlaşılması gerektiği, işverenlerin sigortalılar için ödediği yollukların neleri kapsadığı, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3 üncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, anılan maddede belirtilen yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı niteliğinde yapılan ödemeler yolluk kapsamındadır. Bu bakımdan, sigortalılara bireysel iş sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir….” düzenlemesine yer verilmiş, 01.09.2012 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girip anılan Tebliği ilga eden İşveren Uygulama Tebliği’nin “Prime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı 7 nci maddesinde, “7.8 - Prime Tabi Tutulmayacak Kazançlar 7.8.1- Ayni Yardımlar 7.8.3- Görev Yollukları Görev yolluklarından ne anlaşılması gerektiği 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3 üncü maddesinde açıklanmıştır. Anılan maddede belirtilen yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı niteliğinde yapılan ödemeler yolluk kapsamındadır. Bu bakımdan, sigortalılara bireysel iş sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.” hükmü öngörülmüştür. 3. Değerlendirme 1.Davacılar, müteveffa ...'ın davalı şirket nezdinde 01.12.2013 - 16.04.2017 tarihleri arasında geçen çalışma süresi içerisinde, 2013 yılında 900 Euro + 803,68 TL ücretle, 2014 yılında 900 Euro + 891,04 TL ücretle, 2015 yılında 900 Euro + 1.000,55 TL ücretle, 2016 yılında 900 Euro + 1.300,99 TL ücretle, 2017 yılında 900 Euro +1.404,06 TL ücretle çalıştığını, prime esas kazancın bu ücretler gözetilerek tespitine karar verilmesini talep etmişler, dosya kapsamında beyanı alınan taraf tanıkları davacılar murisinin asgari ücret ile birlikte tır şoförü olarak yurt dışına yaptığı sefer başına harcırah ve yaptığı masrafların da kendisine işverence ödendiğini belirtmişlerdir. 2.Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede, uluslar arası nakliyat faaliyetini yürüten işverenlere ait işyerlerinde hizmet akdine tabi şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerde “sefer primi”, “sefer yolluğu”, “harcırah” adı altında işverenlerce gerçekleştirilen ödemeler, 506 sayılı Kanun'un 77 nci maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden, bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramlar, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılmalı, başka anlatımla, sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dahil edilmeli, iddianın kanıtlanması konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. 3.Buna göre inceleme konusu davada, davacılar murisine yapılan ödemeler ile ilgili davalı işyerinde mevcut yazılı belgeler celp edilerek irdelenmeli, ödemeler değinilen kapsamda ayrıştırmaya tabi tutulmalı, belgelerin, ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil oluşturacağı gözetilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.