Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4138 E. 2023/4102 K.

Konu: Prime Esas Kazancın Tespiti İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4138
Karar No
2023/4102
Karar Tarihi
Konu
Prime Esas Kazancın Tespiti İstemi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/22 E., 2023/208 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/495 E., 2021/217 K. Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 01.10.1997 tarihinden iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiği 16.08.2010 tarihine kadar davalı işverenlik bünyesinde aralıksız uluslararası tır şoförü olarak istihdam edildiğini, asgari ücret + sefer primi usulü ile çalıştığını, aylık ortalama 2 sefer yaptığını, sefer başına 250 Euro sefer primi verildiğini ancak sigortasının asgari ücret üzerinden gösterildiğini, ücretin esasını teşkil eden sefer primi kazancının sigorta matrahına yansıtılmadığını, müvekkilinin iş akdinin emeklilik suretiyle feshi nedeniyle adına tahakkuk eden tazminat ve işçilik hak ve alacaklarının tahsili hususunda ikame edilen ... 6. İş Mahkemesi'nin 2010/716 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin en son kıdem tazminatına (prime esas) ücretinin 2.115,21 TL (fesih tarihindeki brüt asgari ücretin 2,78 katı) olduğu hususunun açıkça tespit edildiğini, konuya ilişkin 5510 sayılı Kanun'un prime esas ücretleri başlıklı 80 inci maddesinin 2 nci bendinde "prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin..." amir hükmü ile ücretin esasını teşkil eden prim kazancının sigorta matrahına dahil edilmesi ve prime esas kazanç olarak değerlendirilmesi gerektiğinin düzenlendiğini belirterek, müvekkilinin 01.10.1997 - 16.08.2010 dönemine ilişkin olarak sefer prim kazancının sigorta primine esas kazanca dahil edilmesine ve anılan dönemin kazancının asgari ücretin 2,78 katı oranında tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Belinda Uluslararası Taş. Nak. ve Antrepo İşletmeciliği A.Ş. vekili; davacının çalışmış olduğu son aya ait imzasını havi ve ihtirazı kayıt içermeyen ücret bordroları incelendiğinde aylık maaşının asgari ücret olduğunun görüleceğini, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden ve eksiksiz olarak yatırıldığını, işyerinde çalışan sürücülere yurt dışı seyahatleri için tazminat, sefer primi, sefer ikramiyesi veya herhangi bir nam altında ödenen bir meblağ bulunmadığını, sefer priminin brüt ücret üzerinden aylık kazanca dahil edilmesinin hukuken uygun olmadığını, davacı tarafça delil olarak gösterilen ... 6. İş Mahkemesi'nin 2010/716 Esas sayılı dosyasında davacının ücretinin belirlenmesinde somut deliller ve bordrolar yerine davacı tanık beyanlarının nazara alındığını, davacı tanıklarının daha önce müvekkili şirkette çalışıp ayrılmış olan husumetli tanıklar olduğunu, husumetli tanık beyanlarına bağlı olarak yapılan hesaplamaların huzurdaki davada delil olarak gösterilmesini kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı SGK vekili; hak düşürücü süre yönünden davanın reddi talebinde bulunmuş, esasa ilişkin beyanlarında ise davacının çalışmaları ve ücretleri bakımından müvekkili Kurum kayıtlarının esas olduğunu, huzurdaki dava ile ileri sürülen iddiaların Kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle ispatlanması gerektiğini, çalışma ve ücret iddialarının salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlanmasına muvafakat etmediklerini, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında HMUK'nun 289 uncu maddesi gereğince bu iddianın yazılı delillerle ispatının gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 25. İcra Dairesi'nin 2012/3146 Esas sayılı icra dosyası kapsamındaki belgeler ile alacaklı (davacı) vekili ve borçlu (davalı) şirket vekilinin beyanlarından dosya borcunun haricen ödendiği anlaşılmakla 25.06.2021 havale tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama dikkate alınarak davacının son ay ücreti yönünden tespit yapılarak davanın kısmen kabulüne ile davacının 2010/Ağustos ayı 15 gün günlük 82,39‬ TL ücretle davalı nezdinde çalıştığının tespitine, aşkın talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili; davacının geriye dönük ücretlerinin tespitine ilişkin yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı sayılabilecek türden bir belge ibraz edilemediği gibi davacı tanıklarının da davacının geriye dönük ücretinin miktarına ilişkin beyanları bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyada yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı olmamasına rağmen tanık dinlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden Kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı kurum vekili; istinaf istemi ile aynı gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup, davalı kurum vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4138, K. 2023/4102, T. 12.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-4138-e-2023-4102-k-50f9fa193ab3