Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2503 E. 2024/8343 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2503
Karar No
2024/8343
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 23.03.2021 KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Kavak Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi SAYISI : 2016/15 E., 2019/89 K. Taraflar arasında iş kazası iddiasına dayalı tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili ile davalılardan ... Gıda San ve Tic A.Ş. İle ... İnşaat Müh. Plastik San ve Tic A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararının davacılar ve davalılardan ... Gıda San ve Tic A.Ş. İle ... İnşaat Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; yapılan ilk incelemede noksan tespit edilen hususlar için dosya mahalline geri çevirme suretiyle noksan görülen husular ikmal edildikten sonra kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'nın ... Gıda Sanayi Tic. A.Ş'ye ait Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi 7 nci caddesi adresindeki ... Büsküvi Fabrikasında Hamurhane - Üretim - Sevkiyat işlerine ilişkin fabrika bölümü inşaatında çalışırken, fabrika inşaatı içerisindeki G blok kısmından F blok kısmına geçtikten sonra yemek yiyip dönerken binada elektriğin de olmayışı, geçilen bu alanın karanlık olması, geçiş yapılan platformda korkulukların olmaması nedeni ile boşluğa düşme neticesi olarak meydana gelen iş kazasında hayatını kaybettiğini, murisin alt işveren olan Güç Proje Kontrolörlük Ltd. Şti şirketi tarafından Beton ve Betonarme Kalıpçısı olarka işe alındığını, diğer davalı ... Gıda Sanayi Tic. A.Ş'nin asıl işveren ve bina maliki olduğunu, Sipi İnşaat Mühendislik firmasının yüklenici olduğunu, meydana gelen iş kazası nedeniyle davalıların %100 kusurlu olduklarını belirterek destekten yoksun kalan müvekkilleri için maddi ve manevi tazminat istemlerinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş vekili;yetki itirazlarının bulunduğunu, husumet itirazlarının da bulunduğunu, müvekkili şirketi ihale makamı olduğunu, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını, iş kazasının müteveffanın ağır kusur nedeniyle gerçekleştiğini, müvekkili şirket aleyhine açılmış bulunan davayı kabul etmemekle birlikte davaya konu edilen tazminat miktarları poliçe limitleri dahilinde olduğundan Axa Sigorta A.Ş'ye davanın ihbarında bulunduklarını savunmuştur. 2.Davalı ... İnşaat Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş vekili; müvekkili ile davalı ... Gıda A.Ş arasında 15/06/2015 tarihli inşaat işleri sözleşmesi kapsamınsa müvekili şirketin Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan ... Tesisilerinde inşaat işi üstlendiğini, müvekkili şirketin diğer davalı ... İnş. Şirketi ile betonarme ve kalıp demir işlerinin görülmesini konu eden 10.07.2015 tarihli alt işveren sözleşmesi imzalandığını, ... ...'nın davalı ... Ltd. Şti'nin çalışanı olduğunu, davaya konu iş kazasının davalı ... Gıda A.Ş'nin tesisi içerisinde gerçekleştiğini, davacıların murisi ile müvekkili şirket arasında bir iş akdinin bulunmadığını, bu nedenle müvekili şirketin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığından müvekkili yönünden davanın reddini savunmuştur. 3.Davalı ... Kontrolük İnş. Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti vekili; usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında; çalışanların yemekhaneye geçerken kullandıkları kaza olayının meydana geldiği bölümde düşme riskinin önlenmesi için toplu koruma önlemlerinin alınmaması, çalışanların yemekhaneye geçerken kullandıkları ve gerekli güvenlik önlemleri alınmamış olan alana açılan kapının kilitli tutulmaması, kontrol denetim ve gözetim eksikliğine bağlı olarak çalışanların yemekhaneye gitmek için gerekli güvenlik önlemleri alınmış güzergahları kullanmalarının sağlanmaması, kaza olayının meydana geldiği gün bakım kapsamında saat 11.00 - 15.00 arasında kaza olayının meydana geldiği blokta elektriklerin kesileceğinden işyerinde çalışan diğer işverenlerin haberdar edilerek gerekli koordinasyonun sağlanmaması, kaza olayının meydana geldiği alanın bazı çalışanlar tarafından yemekhaneye gidilmek için kullanıldığının bilinmesine rağmen elektrik kesintisinden dolayı karanlık olan söz konusu alanda gerekli aydınlatmanın sağlanmaması ya da söz konusu alanı kullanacak çalışanlara seyyar aydınlatma cihazları temin edilerek kullandırılmaması ve kazalının elektrik kesintisinden dolayı karanlık olan, daha önceden de kullandığı ve gerekli güvenlik önlemleri alınmamış alanı yemekhaneye gitmek için kullanılarak şahsi güvenliğini korumada dikkatli ve tedbirli davranmamasından dolayı, ve ayrıca aynı zarara her üç davalının da sebep olması nedeniyle dış ilişkide aralarında müteselsil sorumluluk bulunduğu, ...nin %55, kazalının işvereni Güç Proje Kontrolülük İnş. Ltd. Şti'nin %15, inşaat işlerini üstlenen ... İnş. Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş'nin %10 ve ... ...'nın %20 oranında kusurlu olduğu dikkate alındığında, bu sebeple kurum, davalı işverene hak sahiplerine bağlanacak ilk peşin değerli gelirlerin %80'ni rücu edebileceğini, bu sebeple hak sahiplerinin hesaplanan gerçek zararlarından kurum tarafından bildirilerek ilk peşin değerli gelirlerin %80'inin tenzili gerektiğini, dosya kapsamında hak sahibi eşe Kurum tarafından bağlanan ilk peşin değerli gelirlerinin bulunmadığından, hak sahibi eş ...'ın gerçek zararının 109.548,59 TL olduğu anlaşıldığından, maddi tazminat yönünden davanın kabulüne karar vermek gerektiği, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi hususları dikkate alınarak, dava konusu olayda davacının % 20 kusurlu bulunduğu, tarafların Sosyal ve Ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satım alma gücü, tarafların kusuru oranları, özellikle davacıların murisi kusur oranı ve yaşı olayın ağırlığı ve davacıların elem ve üzüntü gibi diğer özelliklerde gözetildiğinde, davacının murisi davacı ... için 40.000.00 TL, ... , ... ve ... için ayrı ayrı 24.000.00 TL olmak üzere toplam 72.000.00 TL nin kaza tarihi olan manevi tazminat alacağı bulunduğu kanaati ile karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılardan ... Gıda San ve Tic A.Ş. İle ... İnşaat Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ,davalılar lehine vekalet takdir edilmemeli, maddi tazminat miktarının eksik hesaplandığını kusur indirimi yapılmaması gerektiğini, müteveffanın kalıpçı ustası olup aylık gelirinin 3.000,00 TL olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece kusur oranları arasında ki çelişki giderilemden karar verildiğini, davalı müvekkil şirkete hangi gerekçe ile sorumluluk verildiğinin kararda açıklanmadığını davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. 3.Davalı ... İnşaat Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete atfedilen %10 kusur oranının hatalı olduğunu, davalı şirketin kusurunun bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikli davacı vekilinin dava dilekçesinde ve rapora karşı beyanlarında mütevefaanın ücretinin 3.000,00 TL olduğu yönünde bir itirazı bulunmayıp mahkemece hesaplamaya esas ücretin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü emsal ücret kayıtlarına göre belirlenmiş olmasında, kusur raporları arasında çelişkinin giderilerek alınan son kusur raporu doğrultusunda hesaplama yapılmış olmasında ve hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olması ve davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş 'nin olayın meydana gelmesinde haksız fiil sorumluluğu yanında, dosya kapsamına alınan ... Gıda San. Ve Tic. A.Ş ve ... Mühendislik şirketi arasında düzenlenen G blok üretim ve sevkiyat binaları üst yapı inşaat işleri sözleşme içeriğinin ikinci maddesinde davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş'nin sözleşmeye konu işi mimari projesini hazırlatarak yükleniciden bu mimari projeye bağlı kalarak çalışma gerçekleştirmeceği, sözleşmenin 4.1 maddesinde inşaatın yapımı süresince işyerinde bulundurulacak işveren ... Gıda San. ve Tic. A.Ş görevlilerinden oluşan proje mühendisi ve denetim firması görevlileri tarafından denetim yapılacağı ve ... Gıda San. Ve Tic. A.Ş tarafından görevlendirilen proje mühendisi ve yapı denetim görevlilerinin vereceği talimatlara yüklenicinin uyacağı şeklinde ki ve yine 5.5. maddesinde yüklenicinin çalıştırdığı işçilerden kötü hali tespit edilenlerin işveren ... Gıda San. ve Tic. A.Ş 'nin yapacağı yazılı ikaz üzerine işten uzaklaştırılacakları yönündeki hükümler değerlendirildiğinde davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş'nin yükleniciye işin yapımı konusunda talimat verme ve gerektiğinde yüklenicinin işçilerinin işten uzaklaştırılması şeklinde ki iş üzerindeki denetim ve gözetim yetkisini aşan olağanüstü yetkilerinin bulunduğu bu yönüyle davalılar ... Gıda San. ve Tic. A.Ş ve ... İnşaat Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş arasındaki ilişkinin işi verenden bağımsız olarak sonuç çıkarmayı mümkün kılan anahtar teslim niteliğinde sözleşme olarak değerlendirilemeyeceği, tam aksine işiverene bağlı bir çalışma ilişkisinin dolayısıyla asıl işveren – alt işveren ilişkisinin bulunduğu ve bu sebeple de her halde davalı ... Gıda San. Tic. A.Ş.'nin asıl işveren sıfatıyla hükmedilecek tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunması karşısında usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı vekilinin, davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş vekili ve ... İnşaat Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş vekili istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılardan ... Gıda San ve Tic A.Ş. İle ... İnşaat Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminat miktarlarının az olduğunu, vekalet ücreti ve yargılama gideri hesabının hatalı olduğunu, maddi tazminat hesabının hatalı olup, kusur indirimi yapılmaması gerektiğini, ücretin yaptığı işe göre doğru şekilde belirlenmediğini beyanla kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı ... Gıda San ve Tic A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili yönünden kararın gerekçesiz olduğunu; Müeselsil olarak sorumlu tutulmasına dair gerekçenin anlaşılamadığını, bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmediğini, davanın husumetten reddi gerektiğini- asıl işveren sıfatı olmadığını; müvekkilinin müteveffanın işvereni olmadığını, Somut uyuşmazlıkta, gerekli özeni göstermesi gerekenler, müteveffanın asıl işvereni ve alt işvereni olan ... İnşaat Mühendislik Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Güç Proje Koordinatörlük İnşaat Ltd. Şti. olduğunu, davalı müvekkilin, ... ile arasında bir iş sözleşmesi yahut işveren kabul edilmesini gerektiren bir hukuki ilişki bulunmadığını, kaldı ki, dava konusu vefat iş alanında değil, iş alanı dışında ve dinlenme saatinde meydana geldiğini, davacı temyiz itirazlarının yerinde olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... İnşaat Müh. Plastik San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; İş kazasının elektriklerin kesik olmasından kaynaklı meydana geldiğini, elektriklerin kesileceğine dair diğer davalı ... şirketi veya taraflarına bilgi verilmemiş olması, kilit altında olması gereken silo kapısının açık olması ve yürüyüş yolunda korkuluğun bulunmaması sebebiyle kazanın gerçekleştiğini, ceza Mahkemesi kapsamında alınan raporda müvekkili şirket yetkililerine kusur verilmediğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, destek kaybına sebep olan zararlandırıcı olayın iş kazası olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ve sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 nci maddesidir. İş Mahkemesinin görevi açısından (Mülga) 5521 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ve 7036 sayılı Kanun'un 5 inci maddesidir. 3. Değerlendirme 1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya ve hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. (Yargıtay 21. HD’nin 14.01.2020 tarih 2019/411 E- 2020/66 K, 03.07.2018 tarih ve 2016/19961 E- 2018/5961 K sayılı, 14.05.2013 tarih ve 2013/1704 E- 2013/9754K Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/07/2023 tarihli ve 2022/10-998 Esas -2023/745 Karar sayılı ilamları bu yöndedir). 2.5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinde İş kazasının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir. 3.Kuruma belirtilen şekilde bir bildirimde bulunulmadığının anlaşılması halinde ise yapılacak iş, davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel verilmesi, önel içerisinde dava açılması halinde iş bu davanın sonucu beklenilerek, iş kazası sigorta kolundan davacılara gelir bağlatılması ve bağlanan gelirin de hesap edilen maddi tazminat alacağından rücuya kabil kısmının tenzili gerekmektedir. 4.SGK tarafından bağlanan gelirin maddi tazminat alacağından tenzili noktasında davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununu oluşturmaktadır. Kanunun 55 inci maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Adalet Komisyonu'nun 55 inci madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” 5.Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun'un 2 nci maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. 6.Bu aşamada mahkemece verilecek öneller hakkında da bir açıklama yapmak faydalı olacaktır. Bilindiği üzere; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine ve tarafların durumlarına göre belirlemesi için Hâkime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle HMK 90 uncu (HUMK'nun 159 uncu md.) maddesinin açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler Hâkim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, HMK'nun 94/2 nci maddesine (HUMK'nun 163 üncü md.) göre Hâkimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hâkim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, Hâkim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. 7.Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun ve isterse Hâkim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. 8.Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca Hâkim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında Hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği Hâkim tarafından hemen yerine getirilmelidir. 9.Öte yandan olayın iş kazası olmadığının anlaşılması halinde izlenecek yol açısından ise Dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 E- 2022/10875 K sayılı kararında da açıklandığı üzere " dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ise 49 uncu ve devamı maddeleri gereği genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, yönünden İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği" açıktır. 10.Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davaya konu iş kazası olduğu iddia edilen olayın SGK tarafından iş kazası olarak tespit edilmediğinin dosya içerisine yansıyan belgelerden anlaşılmış olması karşısında; öncelikle davacılara iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak için yukarıda açıklanan ilkelere uygun önel vermek, Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde ise Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek davanın esası hakkında bir karar vermek ve verilecek kararda davacılara bağlanacak gelirin rücuya kabil kısmını gözetmek, olayın iş kazası olmadığının anlaşılması halinde ise görev hususunu da değerlendirerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. 11.O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen bu hususlar re'sen dikkate alınarak bu aşamada temyiz eden taraf vekillerinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin istinaf başvurularının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2503, K. 2024/8343, T. 10.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2503-e-2024-8343-k-7fa4bf2270cf