Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2175 E. 2024/5651 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2175
Karar No
2024/5651
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2512 Esas, 2022/1088 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava dosyasının davacıları ... ve ... vekili, davalılar ... Vinç, Vinç ve Liman İşl., Uluslararası Nak. San. ve Tic. A.Ş. ve Ortadoğu Antalya Liman İşletmeleri A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... Vinç, Vinç ve Liman İşl. Uluslararası Nak. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 11.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... Vinç, Vinç ve Liman İşletmeciliği Uluslararası Nak. San. ve Tic.A.Ş. adına Av. ... Gün ile davacılar ... ve ... adlarına Av. ... geldiler. Diğer davalı ve diğer davacılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar eş ... ve çocuk ... vekili özetle müvekkillerinin murisinin iş kazası nedeniyle vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle eş için 278.625,52 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk için 115.901,60 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacılar anne ... ve kardeşler ..., ... ve ... ... vekili özetle birinci birleşen Zonguldak 3. İş Mahkemesi’nin 2015/269 Esas sayılı dava dosyasında her bir davacı için 1,00’er TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Aynı davacılar vekili ikinci birleşen Antalya 4. İş Mahkmesi’nin 2018/261 Esas sayılı dava dosyasında anne için 40.000,00 TL, kardeşler için 5.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Aşamalarda anne ve kardeşlerin ortak vekili 11.09.2018 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemlerinden feragat etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.102018 tarih, 2015/192 Esas, 2018/593 Karar sayılı kararında özetle, kazanın meydana gelişinde ... sigortalının %10, davalı asıl işveren Ortadoğu Antalya şirketinin dava dışı Liman Vardiya Amiri dava dışı ...'ın %10, davalı asıl işveren Ortadoğu Antalya şirketinin %40, davalı alt işveren ... Vinç şirketinin %40 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacılar eş ve çocuğun maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 90.000,00 TL, çocuk lehine 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacılar anne ve kardeşlerin maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddine, anne ve kardeşlerin manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2019 tarih, 2019/411 Esas, 2019/673 Karar sayılı kararı ile davalıların eş ve çocuğun davacı konumunda bulunduğu asıl dava dosyasına yönelik istinaf istemlerinin esastan reddine, diğer istinaf istemleri yönünden dava açılırken anne ve kardeşlerin davalıların tam kusuruna dayanarak manevi tazminat istedikleri, oysa kazanın meydana gelişinde murisin de kusuru bulunduğu, bu nedenle anne ve kardeşlerin manevi tazminat istemlerinin kabul edilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kazanın meydana gelişinde ... sigortalının %10, davalı asıl işveren Ortadoğu Antalya şirketinin dava dışı Liman Vardiya Amiri dava dışı ...'ın %10, davalı asıl işveren Ortadoğu Antalya şirketinin %40, davalı alt işveren ... Vinç şirketinin %40 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacılar eş ve çocuğun maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 90.000,00 TL, çocuk lehine 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacılar anne ve kardeşlerin maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddine, anne lehine 35.000,00 TL, kardeşler lehine 4.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 08.04.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 18.05.2021 tarih ve 2020/7278 Esas, 2021/6445 Karar sayılı kararı ile kusurun oran ve aidiyetinin eksik inceleme ile tespit edildiği, somut olayda ceza dava dosyasında alınan tüm bilirkişi kusur raporları da celp edilip, temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporları ile Kurum tahkikatı sonucunda düzenlenen inceleme raporu hep birlikte değerlendirilerek kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesi ve aralarındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan ve yeni bir kusur raporu alındıktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 14.04.2022 tarih, 2021/2512 Esas, 2022/1088 Karar sayılı kararla kazanın meydana gelişinde ... sigortalının %10, davalı asıl işveren Ortadoğu Antalya şirketinin dava dışı Liman Vardiya Amiri dava dışı ...'ın %10, davalı asıl işveren Ortadoğu Antalya şirketinin %40, davalı alt işveren ... Vinç şirketinin %40 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacılar eş ve çocuğun maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 90.000,00 TL, çocuk lehine 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, davacılar anne ve kardeşlerin maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddine, anne lehine 35.000,00 TL, kardeşler lehine 4.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl dava dosyasının davacıları eş ve çocuk vekili ile davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar eş ve çocuk vekili temyiz dilekçesinde özetle, önceki karar bozulup tahkikata geri dönüldüğü için maddi zarar hesabı 2022 asgari ücret değişikliklerine göre yeniden yapılması gerekirken yapılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Vinç şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin kusursuz olduğunu, bozmadan sonra alınan kusur raporunun Yargıtay Bozma İlamı içerisindeki unsurları sağlamadığını, çelişkilerin giderilmediğini, kusur raporunda davalı şirketler için ayrı ayrı kusur gerekçelendirmesi dahi yapılmadığını, müvekkilinin tüm önlemleri aldığını, harç ve vekalet ücretleri yönünden de İstinaf Mahkemesinin hatalı değerlendirmeler yaptığını, reddedilen manevi tazminat miktarları yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı taraf lehine, manevi tazminatın kabul edilen kısmı için nispi vekalet ücretine hükmedilirken, reddedilen miktar üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Antalya Liman şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozmadan sonra istinaf mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun bozma gerekçesinde ifade edilen çelişkileri gidermeye yönelik herhangi bir açıklama içermediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerin davalı müvekkili asıl işveren ve alt işverenler için sorumluluk ve kusur konusunda ayrı ayrı bir değerlendirme yapmaksızın her iki tüzel kişiyi birlikte değerlendirerek aynı oranda kusurlu bulduklarını, davalılar arasında imzalanan dosyada mübrez sözleşme incelendiğinde diğer davalı alt işverenin müvekkili işyerindeki faaliyeti sırasında işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili her türlü önlemlerin alınması ve eğitimlerin verilmesi yükümlülüğünün kendisine ait olduğu, vinç işleri nedeniyle oluşacak iş kazaları dahil her türlü kaza ve üçüncü kişilere verilecek zararlardan tamamiyle sorumlu olduğunun son derece detaylı olarak düzenlendiğini, davalı şirketler arasındaki sözleşmede yer alan iş tanımı gereği limana gelerek rıhtıma yanaşan tüm genel ve dökme yük kargo gemilerinin tahmil- tahliye operasyonlarının diğer davalı alt işveren tarafından yapıldığını, liman işletmesi davacı (asıl işveren) konumundaki müvekkilinin ise sadece diğer davalının kontrol ve gözetiminde yapılan operasyonların ticari kayıtlarını tuttuğunu, alt işveren konumundaki diğer davalının tüm vardiyalarda bir vardiya amiri bulundurması gerektiği ve bu vardiya amirinin yapılan operasyonun iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun bir şekilde yapıldığını ve herhangi bir aksaklığın olup olmadığının denetlemesinin ve bu kişinin işinde etkin ve yetkin bir kişi olmasının beklendiğini, diğer davalı alt işverenin, yüklendiği bu işin sevk ve idaresinin tüm sorumluluğunu üstlendiğini, bu amaçla işin sevk ve idaresinin kendisi tarafından tayin olunan ve kendi çalışanları olan ve liman vardiva amiri dışında, bu işe özgü kendi emir ve sorumluluğunda vinç vardiva amirleri ve sorumlularının bulunduğunu, müvekkilince görevlendirilen liman vardiya amirinin vinç vardiya amirleri, serdümenleri ve operatörlerine talimat vermesinin, onları yönlendirmesinin mümkün olmadığını tüm bunların ötesinde Antalya 4. Sulh Mahkemesinin 2015/108 D. iş sayılı dosyasından yapılan delil tespitinde devrilen vincin, operatör kabini dışında, vinç gövdesinde operatör dışında kişilerce (ki bunlar diğer davalı alt işverenin o sırada olay mahallinde bulunan ve operatörün amiri konumunda bulunan kendi vardiya amiridir) durdurulması imkanını veren "acil stop düğmesi" nin bulunduğunun da tespit edildiğini, bu durumda diğer davalı çalışanlarının vinç vardiya amiri ve serdümenin tüm bu riskleri ve tehlikeleri bilmediklerinin kabul edilemeyeceğini, müteveffanın kendi operatörlerinin işi yapmasını engelleme imkan ve görevlerini yapmadıklarının açıkça ortada oldığunu, bu durumun diğer davalı alt işverene atf ve kabul olunan kusur oranının gerçek dışılığını ve düşüklüğünü açıkça ortaya koyduğunu, öte yandan davalı müvekkilinin iş güvenliği ve işçi sağlığı'na ilişkin tüm güvenlik önlemlerini aldığını, bu konuda kendi veya taşeron çalışanı ayrımı yapmaksızın gerekli ve sürekli eğitimleri verdiğini, diğer davalıdan da bunları yerine getirmesini istediğinin dosya içeriği ile açıkça ortada olduğunu, davacılar murisine verilen kusurun az olduğunu, Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/108 D. iş dosyasından devrilen vinç kaldırıldığı esnada yapılan delil tespitinde 05.01.2015 tarihli bilirkişi raporu içeriğinde tespit edilen hususlar sıralanırken operatör kabininde yer alan "Aşırı Yük Sınırlayıcısının (overload swtich) "off", yani "kapalı" konumda olduğunun açıkça tespit edildiğini, şayet aşırı yük sınırlayıcısı açık olsaydı loderin gemi ambarına indirilmeye çalışılmasından kaynaklanan vincin kaldırma kapasitesinin aşılmakta olduğu halinin vinç tarafından otomatik olarak algılanacağını, kaldırılan yükün radius cetvelinin (menzil cetveli) dışına çıktığı otomatik olarak tespit edileceğini, vincin otomatik olarak operatörün kontrolünden çıkarak hareketsiz duruma gelecek ve bu sayede vincin devrilmeden kendini emniyete alacağını, müteveffanın aşırı vük sınırlayıcısını (overload switch) kapatarak ... ve mal güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde hareket ettiğini, o sırada görevli diğer davalı alt işveren çalışanı vinç vardiya amirinin de bunu kontrol etmediğini veya bu konuda bir yandan maktülü uyarmadığını, hatta makinayı (vinci) hemen yakınında bulunan "acil stop" düğmesini kullanarak durdurma görev ve sorumluluğunu da yerine getirmediğini, aktüerya bilirkişi raporlarında davacı dul eş için evlenme olasılığının %4 olarak kabul edilmiş olmasının da hiçbir dayanağı bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme a.Davacılar Eş ve Çocuk Vekilinin Temyiz İtirazları Yönünden; Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. Somut olayda, davacılar eş ve çocuk vekilinin Dairemizce bozulan Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmadığı, Dairemizin bozma kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen temyiz incelemesine konu kararda davacılar eş ve çocuk aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin de bulunmadığı anlaşıldığından davacılar eş ve çocuk vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle adı geçen davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir. b.Davalılar Vekillerinin Davacıların Manevi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Açısında; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366'ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre kısmen kabul edilen ve davalılar yönünden temyize konu edilen manevi tazminat tutarları Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin ayrı ayrı altında kaldığından davalılar vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. c.Davalılar Vekillerinin Diğer Temyiz İtirazları Yönünden; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1.Davacılar eş ve çocuk vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Davalılar vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 3.Davalılar vekillerinin diğer hükümlere yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 4.Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, 5.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2175, K. 2024/5651, T. 21.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2175-e-2024-5651-k-0db1972da580