Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2168 E. 2023/1691 K. – Kurum İşleminin

Konu: Kurum İşleminin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2168
Karar No
2023/1691
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2003 E., 2022/1405 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/1449 E., 2020/289 K. Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin kurum tarafından ödenen yetim aylığının muvazaalı boşanma nedeniyle kesildiğini, 01.02.2015-31.05.2016 tarihleri arasında yapılan ödemelerin faiziyle geri ödenmesi yönünde işlem tesis edildiğini, söz konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu, birlikte yaşanma olgusunun belirlenmesinin söz konusu olamayacağını beyanla kurumun iptal işleminin tedbiren durdurulması, aylığının kesilmesini ve çıkarılan borca ilişkin kurum işleminin iptali ile muvazaalı boşanma iddiasıyla kesilen ölüm aylığının tekrar bağlanmasını, kesildiği tarihten itibaren şimdilik 500 TL'nin yasal faizi ile davadan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kurum vekili, davacının boşandığı eski eşiyle birlikte yaşadığının kurum raporuyla tespit edildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; somut olayda; davalı ve ...'ın 19.03.2003 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıkları, tarafların boşanma ilamında aynı adresi belirttikleri, 22.01.2016 tarihli ve AN/15 sayılı Sosyal Güvenlik Denetmeninin hazırlamış olduğu rapor kapsamında davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiği, adres kayıt sistemi dikkate alınarak düzenlenen seçim kurulu kayıtlarında davacı ve boşandığı eşinin 29.03.2009-12.06.2011 tarihleri arası seçimlerde " Yeni .../ ..." adresinin göründüğü, aynı adrese ait İSKİ abonelik kayıtlarından abonelik sözleşmesinin ...'a ait olduğu, komşu ... ve ...'ün tarihli ifadesi ile özetle davacının ve ...'ın fiili olarak çocukları ile birlikte yaşadığını belirttikleri anlaşılmakla; davalı Kurum tarafından tanzim edilen raporun aksinin ispat edilemediği, 5510 sayılı Kanun'un 56 ve 96 ncı maddelerine göre ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, eski eşiyle birlikte yaşamadığını, yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının ve boşandığı davacı eşinin adres kayıtlarının boşandıktan sonra aynı olduğu, ilçe seçim ve iski kayıtlarında aynı adres tespit edildiği, dosya kapsamına ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre davalı ve eşinin boşandıktan sonra Kurum tespit raporunda tespit edildiği üzere birlikte yaşadıkları, denetim raporunun aksinin ispat edilemediği, kurum işleminin yerinde olduğu İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddenin 3 ve 4 üncü fıkrasına göre “12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar.” HMK’nın 05.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi ile değişik 361/1. maddesine göre “Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Öte yandan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; Adli tatil süresi başlıklı 102 nci maddesi, "Adli tatil, her yıl yirmi Temmuz'da başlar, otuz bir Ağustos'ta sona erer. Yeni adli yıl bir Eylül'de başlar." Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103 üncü maddesi. "(1 )Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:... ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar. h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler ... (4) Bu madde hükümleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır." 104 üncü maddesi, "(l) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır." düzenlemelerini içermektedir. Somut dosyada Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı kuruma 11.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacının kararı 06.09.2022 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesinin 07.09.2022 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Davacıya ek karar 19.09.2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı ek kararı 26.09.2022 tarihinde temyiz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı ile davacının temyiz talebi süreden reddedilmiş ise de temyizin süresinde olduğu görüldüğünden ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. 2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 07.09.2022 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1.Fiili birliktelik nedeni ile davacı aleyhine çıkarılan borca ilişkin kurum işleminin iptali istemi ile açılan davada davanın reddine dair kararın istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilmiş, anılan gerekçeli kararın 11.07.2022 tarihinde tebliği üzerine 06.09.2023 tarihinde temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “dava açanın işçi veya işveren olduğuna bakılmaksızın iş mahkemesi kararları, kanun yolunda (bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay’da) ivedilikle karara bağlanacağı için 6100 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca adli tatilde de incelenebilecektir.” şeklindeki açıklama dikkate alındığında, iş mahkemelerinden verilen kararların, kanun yolu incelemesinin adli tatilde görülebilmesinin mümkün hale geldiği, giderek adli tatilde görülebilmesi nedeniyle, iş mahkemelerinden verilen kararlara karşı kanun yoluna başvuru sonunda verilen bölge adliye mahkemesi kararlarının HMK’nun 104 maddesindeki sınırlamaya tabi olmayacağı Adli Tatil içerisinde de sürelerin işleyeceği” gerekçesi ile temyiz isteminin süresinde yapılmadığı gerekçesi ile temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir. 2.Çoğunluk görüşü ile tebliğin adli tatil içinde yapıldığı, adli tatilde süre işlemeyeceği gerekçesi ile temyizin süresinde olduğu kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesinin süreden ret kararı kaldırılmış ve davanın reddine dair kararın esastan onanmasına karar verilmiştir. 3.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7/5 maddesi uyarınca “Kanun yoluna başvurulan kararlar bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay’ca ivedilikle incelenir”. 4.6100 sayılı HMK.’un 103/1.h maddesinde açıkça “kanunlarda ivedi olduğu belirtilen işlerin” adli tatilde görüleceği kurala bağlanmıştır. 5.Anılan hükümler uyarınca İş (Sosyal güvenlik) Mahkemelerinde görülen davalar ivedilikle kanun yoluna tabidir ve adli tatilde görülecektir. 6.Sonuç itibari ile Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesine ve Bölge Adliye Mahkemesinin kanun yoluna tabi incelemesi de ivedilikle yasanın açık düzenlemesi karşısında kararın tebliğine göre 6100 sayılı HMK.’un 361 ve 7035 sayılı kanunla değiştirilen geçici 1. maddelleri uyarınca iki haftalık temyiz süresi geçmiştir. Bu yönde ek karar doğru olduğundan ek kararın onanması gerekir. Açıklanan gerekçe ile çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2168, K. 2023/1691, T. 27.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2168-e-2023-1691-k-d39ecc04a288