Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1723 E. 2023/2844 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1723
- Karar No
- 2023/2844
- Karar Tarihi
... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/556 E., 2022/93 K. ... KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin 6111 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi ile 4447 ssayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesinden yararlanmak için geriye dönük olarak müvekkili şirketin 2.5224.01.01.1201621.007.17-32 sicil sayılı dosyada işlem gören işyeri ile ilgili olarak 25.07.2016 tarih ve 10094442 sayılı başvuru ile davalı kuruma başvurduğunu, davalı kurumun 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı genelge gerekçe gösterilmek suretiyle ve iş bu genelge tarihi olan 18.03.2015 tarihinden sonra verildiğinden bahisle müvekkili şirketin teşvikten yararlanma olanağının bulunmadığının ifade edildiğini ve başvurusunun reddedildiğini, 25.07.2016 tarih ve 10094442 sayılı başvuru dilekçesinin hukuka uygun olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; avacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2001/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde" 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 19.07.2017 tarihli kararı ile "Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun Prim Oranları ve Devlet Katkısı başlıklı 81 inci maddesi ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesidir. Söz konusu yasal düzenlemeler ile işverenlerden alınacak sigorta prim oranları belirlenmiş, bu oranlar farklı tarihlerde yürürlüğe giren yasal değişiklikler ile yeniden düzenlenmiştir. Sigorta pirimi teşviklerine ilişkin farklı Kanunarda yera alan düzenlemelerin uygulama usul ve esasları SGK tarafından çıkartılan 18.03.2010 tarih 2010/10 sayılı genelge ile düzenlenmiştir. Kurum söz konusu Genelgede mevcut sigorta pirim teşvik uygulamalarında bir sigortalının aynı andan birden fazla sigorta primi teşviki kapsamına girmesi dürumunda işverenlerin bahse konu sigortalıyı tercih edecekleri herhangi bir sigorta primi teşvikinden kuruma bildirmelerinin mümkün olduğunu kabul etmekte, ancak değişiklik taleplerinin bu Genelge esas alınmak suretiyle yapılması gerektiğini Genelge sonrasında yapılan değişiklik taleplerinin kabul etmemektedir. Toplanan tüm deliller ve değerlendirmeler ışığında uyuşmazlık kurumun genelge ile yasa koyucu tarafından getirilen işveren teşvikinden yararlanma hakkını sınırlama getirip getirmeyeceği noktasında toplanmaktadır. İdareler Yasa koyucu tarafından çıkartılan yasaların uygulama usul ve esaslarını belirlemek için düzenleyici işlemler yapabilir iseler de yasalar tarafından belirlenen hakların sınırlanması sonucunu doğuracak şekilde düzenleyeci işlemler yapamazlar söz konusu genelge ile davacı şirketin genelgeden sonra değişiklik talebinde bulunduğu gerekçesiyle Yasal olarak yararlanma hakkı olan işveren prim teşvikinden yararlanmasını engelleyen işlemin yerinde olmadığından davanın kabulü ile, davacı şirketin 25.07.2016 tarih ve 10094442 sayılı başvurusunun davalı kurumun 29.07.2016 tarih ve 10094442 sayılı yazısı ile 18.03.2015 tarih ve 2015/10 sayılı genelge gerekçe gösterilmek suretiyle vermiş olduğu red kararının iptali ile 25.07.2016 tarih ve 10094442 sayılı başvuruda belirtilen aylara ilişkin 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10uncu maddesi ile işverene sağlanan teşvikten yararlanma başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, kurum işlemlerinin yerinde olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, 13.10.2017 tarihli kararı ile, dava, prim teşvikinden faydalanma isteğinin reddine dair kurum işleminin iptali ve yapılan başvurunun hukuka uygun olduğunun tespitine yöneliktir. İlk derece mahkemesinde davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı SGK vekilince istinaf edilmiştir. Usul yönünden: Yargıtay 10. H.D.'nin 29.12.2016 tarih ve 2016/11895 Esas, 2016/15766 Karar sayılı kararında değinildiği gibi 5510 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde kurumun prim alma zorunluluğu ve ilgilerinde prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmış olup, taraflar arasındaki ihtilaf konusu prim teşvikinden davacının yararlanıp yararlanamayacağını tespit edecek ve buna bağlı olarak primi iade edecek veya primi tahsil edecek olan SGK olduğundan husumetin bu kuruma yöneltilmesi usul ve yasaya uygundur. Esasa yönelik istinaf sebebine gelince: Benzer başvuruların kurum tarafından genelge hükümlerine dayanarak reddettiği görülmektedir. Ancak yasaca tanınan hakkın genelge ile geri alınması hukuken korunamaz. Bu itibarla davalı kurumun davacı talebini 2015/10 genelge hükümlerini gerekçe göstererek reddetmesi doğru olmamıştır. Davacı taraf önceki mevzuat hükümlerine göre prim teşvikinden yararlanmış olup, bu defa daha lehe hükümler getiren mevzuat çerçevesinde yararlanma isteğinde bulunduğuna göre teşvikten faydalanmanın diğer koşullarının da varlığını kabul etmek gerekir. Sonuç olarak; mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b maddesinin 1. alt bendi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, 26.09.2018 tarihli ve 2018/4311 E. 2018/6712 K. sayılı kararında; 27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yapılacak iş, İlk derece Mahkemesince Kurumdan davacının yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek madde 17 hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2021 tarihli ve 2018/420 Esas, 2021/310 K. sayılı kararı ile; Bozma üzerine dava dosyası, yukarıdaki esas numarasına kaydedilmiş, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamı doğrultusunda, SGK'na müzekkere yazılarak; davacının 5510 sayılı Kanun'un ek-17 nci maddesi uyarınca başvurusu sonrasında yapılan işlemlerin sonucunun bildirilmesi istenilmiş olup, gelen yazı cevabında; ... vergi numarası ile işlem gören ... unvanlı iş yerinin 5510/Ek 17 nci madde Yasa kapsamında geriye yönelik teşviklerden yararlanmak için internet üzerinden başvuru yaptığı ve başvuruya binaen işlemlerinin tamamlandığının bildirildiği anlaşılmıştır. Tüm toplanan deliller ve değerlendirmeler ışığında ve istinaf talebinin reddi kararından sonra yürürlüğe giren 27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde uyarınca davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, davacı vekili lehine vekalet ücretinin dörtte birine, dair karar verilmiştir. C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile; eldeki davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, Ek 17 nci Maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. denilerek karar 2. kez bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... SGK İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye; ''...İlgide kayıtlı müzekkerelerinize istinaden Müdürlüğümüzde ... sicil numarasında işlem gören ...Kargo Servisi A.Ş. ünvanlı işyeri dosyasının tetkikinde davacının 25.07.2016 tarih 10994442 sayılı dilekçesi ile 2015/01-2-3-4-5 ve 2013/6 dönemleri için geriye yönelik 6111 sayılı teşvikten faydalanma talepleri 29.07.2016 tarih 10094442 sayılı yazımız ile reddedilmiştir. Ancak daha sonrasında yayınlanan 2018/17 sayılı genelgeye istinaden ilgili belgeler işleme alınarak işveren teşviklerden yararlandırılmıştır. Geriye Yönelik Teşviklerden kaynaklanan alacaklar işverenin 11.10.2018 tarih 13430837 sayılı dilekçesine istinaden prim borçlarına mahsup edilmiştir. Bilgilerinize arz ederim...'' cevap verildiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan, Kepez Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğü'nün 22.03.2022 tarihli yazısından, davalı Kurum tarafından yargılama sırasında bu yönde işlem yapılmış olduğunun anlaşılması karşısında, eldeki davada talebin konusuz kaldığı;..."yönünde görüş bildirmiştir. Dava, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkindir. Bozma ilamı doğrultusunda, SGK'na müzekkere yazılarak; davacının 5510 sayılı Kanunun ek-17. maddesi uyarınca başvurusu sonrasında yapılan işlemlerin sonucunun bildirilmesi istenilmiş olup, gelen yazı cevabında davacının 25.07.2016 tarih 10994442 sayılı dilekçesi ile 2015/01-2-3-4-5 ve 2013/6 dönemleri için geriye yönelik 6111 sayılı teşvikten faydalanma taleplerinin 29.07.2016 tarih 10094442 sayılı yazı ile reddedildiği, ancak daha sonrasında yayınlanan 2018/17 sayılı genelgeye istinaden ilgili belgelerin işleme alınarak işverenin teşviklerden yararlandırıldığı, Geriye Yönelik Teşviklerden kaynaklanan alacakların işverenin 11.10.2018 tarih 13430837 sayılı dilekçesine istinaden prim borçlarına mahsup edildiği bildirilmiştir. Tüm toplanan deliller ve değerlendirmeler ışığında ve Yargıtay bozma ilamından sonra yürürlüğe giren 27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde uyarınca: davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, davacı vekili lehine vekalet ücretinin dörtte birine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen ilk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz edenin sıfatına göre ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...