Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13620 E. 2024/11399 K.
Konu: İş Kazasına Dayalı Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13620
- Karar No
- 2024/11399
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasına Dayalı Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/235 E., 2023/908 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/28 E., 2022/7 K. Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacı müvekkilinin 2012 yılında işe girdiğini, 30.09.2014 günü Organize San. Bölgesi cadde üzerinde bulunan çöp kamyonunun boşaltılması için çöp kamyonuyla hareket ettiğini, müvekkilinin çöp konteynırının yerine bırakmak amacıyla hareket ederken çöp kamyonu hareket ettiğini, müvekkilinin işi gereği kamyona hareket etmeye başladığını, müvekkilinin ise işi gereği kamyona arkasına tutunmak zorunda olduğunu, ancak çöp kamyonun aniden hızlanması sonucu müvekkilinin yere sert düştüğünü ve ağır şekilde yaralandığını ve sonucunda müvekkilinin beyin kanaması geçirdiği ve akabinde ameliyat edildiğini, bu kaza nedeniyle sağ gözünü yüzde yüz kaybettiğini ileri sürerek 1.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, cevap dilekçesinde, davacının davalı müvekkil şirkette her zamanki bölümde çalışmaya başladığını, yemek molası sonrasında eşiyle tartıştığını, sonrasında işe başladığı sırada kendi dalgınlığı sonucunda düştüğü ve kazanın bu nedenle meydana geldiği, müvekkil şirketin iş güvenliği konusunda sözleşme ile hizmet alan ciddi bir firma olduğu, davacının da aynı pozisyonda yaklaşık 2 yıldır çalıştığı, davalı müvekkil şirketi çalışanlarına iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimini verdiği, davacının gerekli dikkat ve özeninin olmaması davalı müvekkilinin kusurlu olduğu anlamına gelemeyeceğini, davacının iş kazası nedeniyle herhangi bir maluliyet raporunun bulunmadığını, davanın kazadan yaklaşık 4 yıl sonra açıldığını ve manevi tazminat şartlarının ortadan kalktığını, davalı müvekkilince davacının yıpranmaması için maddi ve manevi olarak davacının yanında durduğunu, davacının manevi tazminat talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve manevi tazminata hükmedilecekse bu durumun gözetilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin kaza dönemini kapsayan iş veren mali sorumluluk sigortası bulunduğundan davanın öncelikle sigorta şirketine ihbarını, davanın reddine karar verilmesini gerektiğini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamının incelenmesinde davacının işgücü kaybının %0 olduğu 5 nolu celsede davacı vekilinin davaya manevi tazminat yönünden devam etmek istediğini belirterek imzalı beyanda bulunduğu, davalı vekilinin ise maluliyetin 0 çıkması nedeniyle davanın reddini talep ettiğini belirttiği gözetildiğinde davanın maddi tazminat yönünden karar verilmesi gerekmiş bu doğrultuda hüküm kurulmuştur. ... Davacının iş kazası neticesinde yaralandığı, ülkemizde son dönemde meydana gelen iş kazası oranlarındaki büyük artış ve "manevi tazminata hükmederken tatmin duygusunun yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği" ilkesi de gözetilerek, davacının kaza neticesinde yaşadıkları üzüntü nedeniyle zararının kısmen de olsa tazmini bakımından manevi tazminat takdiri gerektiği kabul olunmuştur. Öncelikle davalıların iş güvenliği önlemleri almanın yanında işyerinde iş güvenliği tedbirlerinin işçiler tarafından uygulanmasını da denetleme sorumluluklarının bulunduğu, iş güvenliği yasalarına uyulması konusunda daha özenli ve basiretli davranması gerektiği, iş güvenliği hususunun kamusal tarafı ve kişilerin yaşam ... ile doğrudan ve birebir ilişkili olduğu, davacının sosyal-ekonomik durumu nazara alınarak hakkaniyete uygun olarak davalı işverenin kusurlu olduğu da değerlendirilip makul bir oranda manevi tazminata hükmedilmiştir...." gerekçesiyle Davanın kısmen kabulü ile 1.Davacının maddi tazminat talebinin reddine, 2.Davacının 2.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 30.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kusur raporu alınmadan manevi tazminat yönünden davacıya, maluliyet oranı yönünden % 0 oranında raporu kabul etmediklerini Adli Tıp Kurumundan yeni maluliyet raporu alınmasını talep etmelerine rağmen bu hususun göz önünde bulundurulmadan taraflarına manevi tazminat yönünden davaya devam ettiklerine dair duruşma zaptının imzalatıldığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda, temizlik işçisi olan davacının 30.09.2014 tarihinde çöp konteynırını yerine bırakması esnasında çöp kamyonunun hareket etmesi üzerine kamyona arkasından tutunduğu sırada kamyondan yere düşerek yaralandığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut 22.06.2021 tarihli SGK Sağlık Kurulu Raporunda davacının maluliyet oranının % 0,0 olduğu, yardıma muhtaç olmadığı ve kontrol muayenesi gerekmediği belirtilmekte olup davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle iş göremezlik oranı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından % 0 olarak tespit edilmiştir. Davacı vekilinin 23.12.2021 tarihli celsede “Davamız manevi tazminat yönünden devam etmektedir, biz SGK'nın maluliyet hususundaki raporuna itiraz etmiyoruz, davanın kabulüne karar verilsin,” şeklindeki imzalı beyanı karşısında duruşma tutanağının resmi belge niteliğinde olması ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı da gözetildiğinde Mahkemece verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir. Eldeki davada kusur raporu alınmamakla birlikte Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/78067 soruşturma sayılı dosyasında tarafların edimsiz olarak uzlaşması nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair 02.08.2017 tarihli kararın verildiği, Savcılık dosyasındaki 02.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise davacı işçinin asli kusurlu, işyeri idari işler sorumlusunun asli kusurlu, araç şoförünün (davacı tanığı) tali kusurlu, olduğunun belirtildiği, manevi tazminat talebinin 50.000,00 TL olup hükmedilen manevi tazminat talebinin ise 2.000,00 TL olduğu, buna göre bu yönlere ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 18 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.Dosya içeriğine göre davacı lehine hükmolunan manevi tazminat hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacının temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.