Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11808 E. 2024/12215 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11808
Karar No
2024/12215
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1946 E., 2021/1417 K. SAYISI : 2021/67 E., 2021/352 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ile davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi ve de davacılar vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve duruşma isteminin kabulüne karar verilmiş ve duruşma için 25.04.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalı ... ve davalı ... adlarına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosya tekrar Dairemize gönderildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava özetle, iş kazası nedeniyle müvekkili davacı ...'ın iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın davalıların kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek davacı kazalı ... için 212.877,17 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eş için 50.000,00 TL manevi, çocuklar için 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacı kazalının %35,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %20, davalı ...'in %80 oranında kusurlu olduğu ve davacı kazalının maddi zararının 216.457,38 TL olduğu kabulünden hareketle davalı ... hakkındaki davanın işveren sıfatı olmadığı, davalı ...’in kardeşi olduğu, vekaletnamesinde bir takım sınırlı yetkilere haiz olmasına karşın bu yetkiler arasında inşaat işyerinde iş güvenliğinin sağlanması ve şantiye şefliğinin yürütülmesi gibi hususların bulunmadığından bahisle husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden ise davacı kazalının maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulüne, kazalı lehine 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, eş ve çocukların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesinin ve adı geçen davalı lehine reddedilen kısım yönünden vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna sundukları itirazlar dikkate alınmaksızın karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin ücretinin eksik dikkate alınması nedeniyle maddi tazminat hesabının da eksik yapıldığını, progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamanın yerinde olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi’nin 24.06.2020 tarihli kararında "hükme esas alınan hesap raporunda söz konusu dönemin kapsanmadığı ve bu dönemi de içerecek şekilde sürekli iş göremezlik oranı tespitinde indirim yapıldığının" ifade edildiğini, bu doğrultuda düzenlenen hesap raporunda müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının tespitinde indirim yapıldığının açıkça anlaşıldığını, manevi tazminat yönünden hükmedilen red vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, ikinci bedel artırım istemlerinin kusurlu davranışlarından kaynaklanmadığını, bilakis mahkemenin hukuki değerlendirme hatasına bağlı olarak bu yola başvurulmak istendiğini ve oluşan duruma göre yeni bir artırma dilekçesi verilmesinin planlandığını, bu sebeple ikinci artırım talebinin reddinin doğru olmadığını, bilinen dönem değiştirilmeksizin yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporunda TRH-2010 yaşam tablosu yerine PMF yaşam tablosunun esas alınmasının hesaplamayı hukuka aykırı hâle getirdiğini, her ne kadar kök raporda bu hususa itiraz edilmemiş olsa da nihai karar aşamasında dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacıya verilen kusurun az olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu, ilk kusur raporuna süresinde itiraz ettiklerini ancak aynı yönde düzenlenen ikinci kusur raporuna süresinde itiraz edilemediğini, iş göremezlik maaşı bağlanırken davacı hakkında tespit edilen oran için bir süre sonra gözden geçirme yapılacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, itiraz ve taleplerine rağmen Mahkemece bu hususun araştırılmadığını, davacının hâlen çalışmakta olduğunu ve fiziksel olarak iş göremezlik durumunun bulunmadığını, bu yönün araştırılmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının vasıfsız işçi olduğunu ve ücretinin asgari ücret düzeyinde bulunduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunda davacının işlemiş aktif dönem çalışmasının tam zamanlı kabul edilerek hesaplama yapıldığını, oysa sigortalılık hizmet dökümünde aralıklı çalıştığının sabit olduğunu, maddi ve manevi tazminatlara kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu ve yapılan işlemin ıslah olduğunu, ancak ıslahın süresinde yapılmadığını, ıslahın zaman aşımına uğradığını, davacı kazalı lehine hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının sürekli iş göremezlik oranının Kurum Sağlık Kurulu tarafından %35,00 olarak tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulu'ndan rapor alınmaksızın Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesinden rapor alındığı sürekli iş göremezlik oranının yine %35,00 olarak tespit edildiği, mahkemece TÜİK ve meslek odasından ücret araştırması yapılmadığı, İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ilk kararına karşı davacılar ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davacı istinafı doğrultusunda geçici iş göremezlik zararının eksik hesaplandığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ikinci kararında Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda alınan ve davacı kazalının maddi zararını 250.854,83 TL olarak tespit eden hesap raporuna itibar edilerek davacı kazalı lehine taleple bağlı maddi tazminat ödenmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin bu ikinci kararına karşı da davacılar ile davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin ikinci kararında davalı ...’in istinafı doğrultusunda “davacının geçici iş göremez olduğu dönemde %100 malûl kabul edilerek sonradan yürürlüğe giren asgari ücret farklarını rapora yansıtmamak suretiyle davacıların maddi tazminat alacaklarını belirlenmesi gerekirken alınan ek raporda ücretin güncellenerek davalı aleyhine hesap yapıldığı görülmüştür. Mahkemece ilk hükme esas alınan rapordaki veriler esas alınarak davacının 16.04.2010 - 21.12.2010 tarihleri arasında %100 malûl olduğu, 22.10.2010 tarihinden itibaren ise %35 malûl olduğu kabul edilerek yapılacak hesaplamaya göre karar verilmelidir.” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin bu ikinci kaldırma kararı doğrultusunda düzenlenen ve bilinen dönemin değiştirilmediği ek hesap raporunda davacı kazalının maddi zararının 216.457,38 TL olarak tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince bu ek hesap raporu hükme dayanak kılınmak suretiyle sonuca gidildiği, İlk Derece Mahkemesi karar başlığında davacı çocuklar ... ve ...’ın gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra davacıların daha önceden Tüysüz olan soy isimlerini değiştirip ... soyismini aldıkları, İlk Derece Mahkemesince “Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.671,22 TL harç bozma kararından önce alınmış olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına,” karar verildiği, buna karşılık davalılar tarafından yatırılmış bir bakiye karar harcına dair makbuzun dosya içerisinde yer almadığı anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda, kusurun oran ve aidiyetinin isabetli bir şekilde tespit edildiği ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmasına karşın davalı temyizi kapsamında Kurum Sağlık Kurulu kararından sonra Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmaksızın doğrudan Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak sürekli iş göremezlik oranının tespit edilmesi yerinde değildir. Davacı temyizi kapsamında TÜİK ve meslek odasından emsal ücret araştırması yapılmaması da hatalıdır. Bunun yanında davacı yanın aşamalarda alınan hesap raporlarına itirazları ve İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı maddi zarar hesabı yönünden istinaf nedenleri ileri sürdüğü gözardı edilerek bilinen dönem değiştirilmeksizin maddi zarar hesabı yapılması yerinde görülmemiştir. Temyiz eden taraflar yönünden İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında davacı çocuklar ... ve ...’ın gösterilmemesi, karar ve ilam harcı hesabında Harçlar Kanunu'nun 8. maddesine aykırı hüküm kurulması da isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan prosedür işletilmek suretiyle davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranını tespit etmek, sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’den ve meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında kazalının maddi zararını yeniden hesaplatmak, karar başlığında davacı çocukların da gösterilmesi gerektiğini, davalıların soyadlarını değiştirdiklerini, karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulurken 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8. maddesi gereğince mahsup edilebilecek bakiye karar harcının davalı tarafından yatırılmış olması gerektiğini, salt harç tahsil müzekkeresi yazılmasının yeterli olmadığını dikkate almak, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalı ... avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11808, K. 2024/12215, T. 03.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11808-e-2024-12215-k-3ec9aac4977a