Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11759 E. 2023/12550 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11759
Karar No
2023/12550
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1587 E., 2023/1227 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2019/531 E., 2022/218 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığı bağlanması, kesilen aylıkların faiziyle tahsili ve borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle Kurum işleminin iptali talebinin reddine, davacı aleyhine borç tahakkuku işleminin iptali talebinin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun 15.08.2019 tarih ve 11766437 sayılı yazısı ile davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle davacıya bağlanmış olan yetim aylığının kesildiği ve faizleriyle birlikte toplam 69.214,70 TL borcu olduğunun bildirildiğini, yine davalı Kurumun 15.08.2019 tarih ve 11766323 sayılı yazısı ile davacının faiziyle birlikte toplam 1.607,73 TL bayram ikramiyesi yersiz ödeme borcu bulunduğunun bildirildiğini, Kurumun 27.08.2019 tarih 12331370 sayılı yazısı ile davacının genel sağlık sigortası kapsamına alındığı ve 27.08.2019 tarihi itibariyle toplam 3.220,56 TL genel sağlık sigortası prim borcu bulunduğunun bildirildiğini, davacının hiçbir zaman boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamadığını, her ne kadar davacı ve eski eşi boşanmış olsalar da müşterek çocuklarının menfaati nedeniyle nadiren de olsa bir araya geldiklerini, bu durumun fiilen birlikte yaşama olgusunu meydana getirmeyeceğini, yetim aylığı bağlanan davacının Genel Sağlık Sigortası prim borcu bulunmasının da Kanuna aykırı olduğunu, yetim aylığı alan kız çocuğun çalışmama, evli olmama ve SGK’dan emeklilik aylığı almama şartlarını birlikte taşıdığı takdirde GSS hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabildiğini, davacı bu şartları sağlayarak sağlık yardımından yararlandığından GSS prim borcunun da bulunmadığını, dava konusu taleplerle Kuruma başvuru yapıldığını ancak talebe olumsuz yanıt verildiğini beyanla davanın kabulüne, Kurum işlemlerinin iptaline, kesilmiş olan yetim aylığının davacıya yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müteveffa Metin Yaman'dan ölüm aylığı almaktayken Kuruma gelen ihbar neticesinde başlatılan araştırma neticesinde düzenlenen 29.05.2019 gün 2019/412049/21 sayılı inceleme raporuyla boşandığı dava dışı eşi ... ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin tespit edildiğini, fiili yaşamın devam ettiği tespit olunup 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi gereği ölüm aylığı bağlanma şartları kaybedildiğinden, bağlanan aylığın başlangıç tarihi itibari ile iptali, yine iptal edilen döneme ilişkin yersiz yapılan ödemelerin 5510 sayılı Kanun'un 96 ncımaddesi kapsamında tahsili gerektiğinin tespit edildiğini, Kurum denetmelerince hazırlanan rapora ekli belgeler mevzuat gereği resmi belge hükmünde olup Kurumca rapor gibi işlem yapılmasının yasal zaruret olduğunu, ekli belgelerde görülen nüfus kayıtlarında davacı ile dava dışı eşinin Kurumca aylık iptal işleminin yapıldığı dönemde 19.01.2016 doğumlu Öykü Ada Karaaslan isimli müşterek çocuklarının olduğunu, yine davacının dava dışı eşini cezaevinde kaldığı süreçte sürekli ziyaret ediyor olduğunun da cezaevinden gelen yazı cevapları ile ortada olduğunu, rapora ek sosyal medya kayıtlarında fiili birlikteliği ispata ilişkin paylaşımlar olduğunu, davacı ile dava dışı eşinin fiilen hiç ayrılmadığını, resmiyette boşanmanın salt davacının ölüm aylığı almaya devam etmesi için yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf ilamı sonrası yapılan yargılamada, davacının davalı Kurumun 15.08.2019 tarih 11766437 sayılı ve 15.08.2019 tarih 11766323 sayılı borç bildirim belgeleriyle davacı aleyhine borç tahakkuku işlemlerinin iptali talebinin reddine, davacının davalı Kurumun 27.08.2019 tarih 12331370 sayılı yazısıyla bildirilen davacı aleyhine borç tahakkuku işleminin iptali talebinin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili; Yerel Mahkemece eksik araştırma ve hatalı değerlendirme yapılarak hukuka aykırı şekilde hüküm kurulduğunu, davaya konu borç tahakkuk işlemlerine gerekçe olarak gösterilen fiilen birlikte yaşama olgusunun somut olayda mevcut olmadığını, davacının boşandığı eşi ... ile hiçbir zaman fiilen birlikte yaşamadığını, davacı ve eski eşi boşandıktan sonra yalnızca müşterek çocuklarının ihtiyaçları için yine bu amaçla orantılı olacak sıklıkta görüştüklerini, bu durumun hiçbir zaman fiilen birlikte yaşama olgusunu meydana getirecek boyuta varmadığını, davacı, eski eşinden çocuk sahibi olmuşsa da hiçbir zaman eski eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını, bir sosyal medya platformunda bulunan hesap bilgilerinin ve bu platformda yer alan paylaşımların iş bu davada delil olarak değerlendirilmesinin hatalı sonuca ulaşılmasına neden olduğunu, zira sözü edilen hesabın kim tarafından yönetildiği, sözü edilen fotoğrafların hangi yıllara ait olduğu, paylaşımların kim tarafından ne amaçla yapıldığı, profil bilgilerinin gerçek hayatla örtüşüp örtüşmediği gibi hususların bilinmediğini, kaynağı ve kim tarafından ne amaçla kullanıldığı bilinmeyen bir sosyal medya hesabındaki bilgi ve paylaşımların delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının veya boşandığı eşinin hastane ve diğer Kurum kayıtlarında MERNİS adresinden farklı adres bildirmiş olması veya kısa süre oturdukları adreslerde tüm çevre sakinlerince tanınmıyor olmalarının tarafların birlikte yaşadığına işaret edecek bir delil niteliğinde olmadığını belirterek; Davalı vekili; davalı Kurumca 27.08.2019 tarih 12331370 sayılı borç tahakkuku işleminin davanın davalı Kuruma tebliği öncesi iptal edildiğini, davalı Kurumca yapılan iptal işleminin iş bu davadan haberdar olmadan yapılmış olduğundan Mahkeme gerekçesinin aksine dava tarihi itibari ile davacının dava açmakta haklı olmadığından Mahkemece aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmolunmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, mahkemenin gerekçesinde geçtiği gibi davanın 19.11.2019 tarihinde ikame edildiğini, Kurum işleminin 22.11.2019 tarihinde iptal edildiği kabul edilse bile davalı Kurumca her durumda cevap süresi içinde ve ön inceleme aşaması gelmeden iş bu işlem yönünden konusuz bırakıldığı ortada iken aleyhe hükmolunacak vekalet ücretinin bu husus nazar alınarak 1/2 oranında hükmolunması gerekmesine rağmen tam vekalet ücreti hükmolunmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, Mahkemece her ne kadar davalı Kurum aleyhine yargılama gideri hükmolunmuş ise de dosyaya gelen Kurum cevabı ile 27.08.2019 tarih 12331370 borç tahakkukunun iptali kurumca cevap dilekçesi aşamasında bildirilmiş olduğundan dosyada yapılan incelemenin usule uygun olduğu kanaatine varılan 15.08.2019 günlü 117766437 sayılı ve 15.08.2019 günlü ve 11766323 sayılı işlemlere yönelik olduğundan davalı Kurum aleyhine kısmi de olsa yargılama gideri hükmolunmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, dosya kapsamında yapılan yargılama ve toplanan deliller ile davalı Kurumca yapılan aylık iptali ve borç tahakkuk işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunun ve davacının dava açmakta haklı ve kabul edilebilir bir yararınında bulunmadığının ortaya çıktığını, iş bu nedenlerle de, Mahkemece davanın tümden reddi yönünde karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacıya ölen babasından bağlanan ölüm aylığı, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilerek yersiz ödenen aylıklar ve bayram ikramiyesi yersiz ödeme olarak borç kaydedilmiş, davacı aleyhine Genel Sağlık Sigortası prim borcu tahakkuk ettirildiği tüm dosya kapsamı, alınan beyanlar, kolluk araştırma tutanakları, nüfus kayıtları, MEDULA kayıtları, uyuşmazlık konusu dönemde davacının boşandığı eşiyle çocuklarının dünyaya gelmesi, sosyal medya paylaşımları ve denetim raporu bir arada değerlendirildiğinde davalı ile boşandığı eşinin uyuşmazlık konusu dönemde boşandıkları halde birlikte yaşadıklarına ilişkin Kurum tespitinin aksinin ispat edilemediği, Genel Sağlık Sigortası prim borcu tahakkukunun iptali talebi konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, talep ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra konusuz kalmış olup dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olan davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinde hata bulunmadığı; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı anlaşıldığından, tarafların istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığın kesilmesi işleminin iptaline, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların faiziyle tahsiline ve borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 56 ncı maddesi. 3.Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11759, K. 2023/12550, T. 07.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11759-e-2023-12550-k-e77c1cb6c99c