Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11546 E. 2024/8764 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11546
- Karar No
- 2024/8764
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/5125 E., 2022/161 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/106 E., 2021/214 K. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı iş yerinde olay tarihinden 1 yıl kadar öncesinde aylık 2.500,00 TL ücretle torna ve elektrik kaynak ustası olarak çalışmaya başladığını, işveren tarafından sigortasının yapılmadığını, davalı işveren tarafından gerekli eğitim ve teçhizat verilmeksizin, tedbirler alınmaksızın 18.03.2016 tarihinde müvekkiline 6 metre yüksekliği olan binanın çatısındaki saçlarının sökülmesi işinin verildiğini, davacının verilen görevi ifa ederken 6 metre yükseklikten yere düştüğünü, olay nedeniyle Çorlu 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/483 Esas sayılı dava dosyasının derdest olduğunu, celbini talep ettiklerini, kaza nedeniyle sırtına platin takılması gerektiğini, vücudunda kırıklar oluştuğunu, gündelik işlerini yapmakta zorlandığını, daha fazla efor sarf ederek çalıştığını, iş kazasının meydana gelmesinde kusurun tamamen işveren ait olduğunu, davalı işvereninin mevzuatta yer alan iş sağlığı ve güvenliği ilişkin yükümlülüklerine aykırı davrandığını, gerekli araç gereçleri noksansız bulundurmakla, denetlemekle yükümlü olduğunu, oysa bunların hiçbirisini davalı tarafından yerine getirilmediğini beyanla; şimdilik 100,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı işçinin iddialarını maddi gerçeklikten uzak, asılsız beyanlarından ibaret olduğunu, davacı ile davalı arasında 506 sayılı Kanun'un aradığı şartlar dahilinde herhangi bir işçi-işveren ilişkisinin olmadığını, iddialar ve taleplerinin iş kazasından kaynaklanan tazminat talebi unsurlarını taşımadığını, dava konusunun iş kazası olmadığını, iş kazası sayılabilmesi için kazayı geçirenin sigortalı olması, kazanın meydan gelmesi, kaza ile sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunması ve kaza sonucu bedence veya ruhça özre uğraması ile tüm bu unsurların birlikte gerçekleşmesinin gerektiğini, iş kazası hükümlerinin 5510 sayılı Kanun'un 4/I a-b ile 5.md a-b--c-e ve g fıkralarında sayılan sigortalılar için geçerli olduğunu, 506 sayılı Kanun'un 11/A md gereği sigortalıların işyerinde bulunduğu ve işveren tarafından yürütülmekle olan iş dolayısı ile yapılan işlerde geçerli olduğunu, zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olarak kabul edilecek olsa dahi dava konusu olay ve sonuçlarından müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacının kaza ile ilgili sürekli iş göremezlik durumunun söz konusu olmadığını, salt tazminat alabilmek için dava ikame ettiğini, müvekkilinin sorumlu tutulabilmesi için kusurunun olması gerektiğini, müvekkiline izafe edilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığını, manevi tazminat talebinin fahiş olup, zenginleşmeye yönelik olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; “248.962,14 TL maddi tazminatın 18.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, ... 35.000,00 TL manevi tazminatın 18.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,” dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu olayda davalının işveren olarak nitelendirildiğini, ancak davalının işveren olmadığı gibi kanunda düzenlenen işverenin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerden sorumlu da olmadığını, olayın iş kazası olmadığı gibi illiyet bağının bulunmadığını, var ise de kesildiğini, iki bilirkişi raporu beraber değerlendirildiğinde olayın meydana gelmesinde asli kusurlunun işçi olduğunu, Mahkemenin kusur için bilirkişiye başvuramayacağını, yapılan incelemede maluliyet oranı %26,2 belirlendiğini, bu oranın oldukça yüksek olup kabul etmediklerini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde sunduğu gerekçelerle temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 2.Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesinin 07.02.2022 tarihli kararında, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği ve davacı lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 3. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekili tarafından maddi tazminat talebiyle ilgili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin, sebep ve kapsamına göre yapılan incelemede kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı görülmüştür. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz istemiyle ilgili, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.