Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10449 E. 2023/11732 K. – Hizmet Tespit
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10449
- Karar No
- 2023/11732
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2245 E., 2023/1284 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/106 E., 2022/114 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvrunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait İncirli-Ulus hattında çalışan ... plaka numaralı dolmuşta 01.06.1996-25 05.2011 tarihleri arasında şoför sıfatıyla kesintisiz hafta içi 5 gün sabah saat 10:00’dan gece yansı 01:00’e kadar çalıştığı, iş akdinin tek taraflı haksız olarak feshedildiği, ücretinin günlük hasılatın %20’si düzeyinde olduğu, iş akdinin feshedildiği tarihte asgari 90 ile 110 TL arasında günlük net ücret aldığı, çalışma süresi boyunca SGK hizmet kaydının yaptırılmadığı ve primlerinin ödenmediği belirtilerek; davalıya ait işyerinde 01.06.1996-25.06.2011 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığının tespitine, karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belirtilen tarihler arasındaki çalışmasının bulunmadığı, ihtiyaç oldukça kendisine başvurulan “Joker” tabir edilen bir şoför olduğu, trafik ceza dökümleri ile de davacının sürekli çalışmadığının görüleceği, 2006 yılma kadar hiç cezasının bulunmadığı, 2007,2008,2009 yıllarında da toplam 4 cezası olduğu, bu kadar uzun süre çalışan bir kişinin bu kadar az trafik cezası olmasının hayatm olağan akışına aykırı bulunduğu, 15 yıl sürdüğü, iddia edilen çalışmada sadece 5 trafik cezası bulunmasının gerçek bir çalışma olgusunun bulunmadığını gösterdiği, minibüsün zaten 21.05.1999 tarihinde satın alındığı, davacının çalışmaya başladığını iddia ettiği 01.06.1996 tarihinde davalının söz konusu minibüsün sahibi olmadığı, hasılatın %20’sini alma iddiasının doğru olmadığı belirtilerek, açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; bildirilmeyen bu kayıtlar için müvekkili Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dava açılmasına Kurumun sebebiyet vermediğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, "davanın kısmen kabulü ile davacının 21.05.1999-25.06.2011 tarihleri arasında davacının ehliyetine el konulan 20.05.2000-19.08.2000 tarihleri arasındaki süre dışlanarak davalı işverenlik bünyesinde hizmet sözleşmesi kapsamında prime esas alt kazanç üzerinden çalıştığının tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 8 yıl boyunca kendi nam ve hesabına çalışması nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğunu, 3 yıl kadar da 4/b satüsünde bir Kurumda çalıştığını, 12.10.2004 tarihinden itibaren 7 yıl 10 ay Bağ-Kur prim ödemesi olduğunu, 4/b li çalışmalarının Kurumlarla yapılan sözleşmeli çalışmaları olduğunu, Bağ-Kur prim ödemelerinin tespiti ile hak düşürücü sürenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, ehliyetine el konulan 20.05.2000 ile 19.08.2000 arası dönemde hizmet akdinin kesintiye uğradığını ve önceki çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığını, davacının 2006 yılına kadar hiç trafik ceza tutanağı bulunmadığını, 2006, 2007-2009 yıllarında birer tane, 2008 yılında iki tane tutanak olmasının da sabah 10.00 akşam 01.00 arası çalışma iddiasının yanında hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüş ve mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle;resmi belge niteliğindeki Kurum kayıtlarının aksinin aynı güçte deliller ile ispat edilebileceğini, kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davacının 01.06.1996-25.06.2011 tarihleri arasında davalı ...'e ait dolmuşta çalıştığının tespiti istemine ilişkin olarak açılan davada, davacının şahsi sicil dosyası içeriğine göre; davacının 12.10.2004 tarihinden itibaren devam eden karayolu ile yolcu taşımacılığı işi nedeniyle vergi mükellefiyeti bulunduğu, 12.10.2004 tarihinde Bağ-Kur tescilinin bulunduğu, prim ödemeleri gözetilerek geçici 63 üncü madde uyarınca 30.09.2010 tarihinde terk yapıldığı, yeniden Bağ-Kur tescilinin 01.05.2015-01.10.2016 tarihleri arasında yapıldığı, ... plakalı minibüsün 18.05.1999 ile 15.11.2016 tarihleri arasında davalı adına tescil edilmiş olduğu, davalının 21.05.1999 tarihinden itibaren bu aracı işlettiğini kabul ettiği, davacı adına ... plakalı minübüsü kullanırken adına ilki 30.03.2000 tarihinde başlayan 2001,2002, 2003, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında kesilmiş trafik cezaları bulunduğu, dinlenilen tanık beyanları ile davacının uyuşmazlık konusu dönemde Ulus-İncirli hattında çalışan davalıya ait dolmuşta şoför olarak çalıştığının sabit olduğu, davacının ehliyetinin alınması nedeni ile şoförlük yapamadığı dönemde hizmet akdinin askıda olacağı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceği anlaşıldığı ... " gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı, fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri özetle; isinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi , 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, “Sigortalılık hallerinin birleşmesi” başlığını taşıyan 53 üncü maddesinin ilk fıkrasında, sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı öngörülmüş, anılan fıkra daha sonra 6111 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi ile değişikliğe uğramıştır. 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren bu maddede, sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi durumunda ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı açıklanmış, 5510 sayılı Kanun'a 6111 sayılı Kanunla eklenen geçici 33 üncü maddede de, Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişikliklerin, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmayacağı belirtilmiştir. Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, “sosyal sigortalarda çokluk”, bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, “yararlanmada ve yükümlülükte teklik” ilkesi egemen olup, buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz ve çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü kanun hükümleriyle engellenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin olarak bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için, gerçek ve fiili çalışmanın, başka bir anlatımla baskın sigortalılık olgusunun hangi Kurum ve Kanun kapsamında gerçekleştiği belirlenmeli, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin sigortalının hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı ortaya konulmalıdır. Şu durumda 506 sayılı (hizmet akdine dayalı olarak işveren/işverenler tarafından çalıştırılma) ve 1479 sayılı (hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma) Kanunlar kapsamında veya 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri çerçevesinde birleşen (çakışan) zorunlu sigortalılık olgusuna ilişkin olarak; 5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden baskın sigortalılığa üstünlük tanınmalı, 01.10.2008 – 01.03.2011 dönemi yönünden 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalı, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise anılan maddede 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gözetilerek hizmet akdine dayalı çalışmaya değer verilmelidir. 2.Dosya kapsamı incelendiğinde , öncelikle 12.10.2004 ile 30 .09.2010 arası 1479 esnaf Bağ- Kur sigortalılığının varlığı gözetildiğinde, 5510 sayılı Kanun kapsamında kabule konu dönemle çakışan süre yönünden 01.10.2008 öncesi tarih bakımından baskın çalışmanın ve buna bağlı olarak 01.10.2008 sonrası yönünden de önce başlayan sigortalılığın belirlenip bu hususun hangi sigortalılığa üstünlük tanınacağı yönünden açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 3. Kabule göre de dinlenen tanıkların tanıklık ettiği döneme ilişkin faaliyet ve ruhsat belgeleri celp edilmek suretiyle, beyanları denetlenerek , toplanan ve toplanacak kayıtlara göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.