Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10073 E. 2023/12145 K.

Konu: Prime Esas Kazancın Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10073
Karar No
2023/12145
Karar Tarihi
Konu
Prime Esas Kazancın Tespiti

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2188 E., 2023/1663 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/165 E., 2021/97 K.

Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde 27.05.2013 - 30.06.2014 tarihleri arasında demirbaş ve yatırımlar yöneticisi olarak aylık net 3.080,00 TL ücretle çalıştığını belirterek prime esas ücretlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1-Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin 30.06.2014 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirkette çalışma süresinin 27.05.2013-30.06.2014 tarihleri arasında olduğunu, davacının davalı şirkette aldığı en son aylık ücretinin ücret bordroları ve SGK kayıtları ile sabit olduğunu, davacının aylık 3.080,00 TL net ücret aldığı iddiasının haksız, fahiş ve gerçek dışı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıya 3.080,00 TL ücret ödemesini haklı kılacak bir neden de olmadığını, davacının çalıştığı süre boyunca hak etmiş olduğu ücret alacağı ile varsa fazla mesai ücretlerinin ücret bordrosuna işlendiği ve bedelinin davacının hesabına yatırıldığını, davacının aldığı ücretin SGK kayıtlarıyla sabit olduğu gibi herhangi bir ihtirazı kayıt içermeyen ücret bordroları ile de sabit olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

2-Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının prime esas ücretlerinin gösterildiği bilgisayar gün dökümü tablosunda yer aldığı ve davacının bu durumu bildiğinin açık olduğunu, Kurumun işveren tarafından verilen bordrolara göre işlem yapmakta olduğunu, gerçek ücretin tespitinin HMK ilgili maddelerine göre yalnız resmi belge ve kayıtlarla mümkün olduğunu, Kuruma verilen aylık bildirgelerde davacının aldığı ücretin belirtildiğini, tüm kayıtların resmi nitelikte olduğunu, bu tür davalarda asıl olan Kurum kayıtları olduğunu, ücret olgusunun yazılı belge ve deliller ile ispat edilmesi Yargıtayın HMK'nın ilgili maddelerinde aradığı kriterlerden olduğunu, davalı SGK’nın fer'i müdahil olarak 6552 sayılı Kanun gereğince davaya dahil edilmesi gerektiğini ve davalı sıfatına sahip olmadığını, Kurumun yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlü olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı iş veren tarafından bankaya yatırılan ve yukarıda dökümü yapılan maaş miktarlarının, dosyada bulunan davaya konu döneme ilişkin ancak imzasız olan ücret pusulalarının ve Kuruma yatırılan sigorta primine esas ücretlerinin uyum içinde olduğu görülmekle birlikte davacı tarafından davalı işveren aleyhine işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan ve kesinleşen Bakırköy 32. İş Mahkemesinin 2014/332 Esas sayılı davasında tespit edildiği üzere ...'nin imzasının bulunduğu 30.06.2014 tarihli ibranamede ayrılık tarihinde hak ettiği net kazancının 3.080,00 TL olduğunun kayıtlı olduğu yine ...'nin özlük işleri uzmanı olarak ...'nin ve özlük işleri yöneticisi olarak Salih Kaşmer'in imzalarının bulunduğu İnsan Kaynakları Müdürlüğü Tediye formunda hesaplanan ücretin 3.080,33 TL olduğu, hesaba gönderilenin 1.080,29 TL olduğu, farkın 2.000,04 TL olduğunun kayıtlı olduğu görüldüğünden bu belgelerin yazılı delil olarak kabul edilmiş, emsal ücret yazı cevapları göz önüne alındığında davacının davalı iş yerindeki prime esas gerçek ücretinin net 3.080,00 TL olarak kabul edileceği kanısına varılmış, davanın kabulüne davacının davalı şirket bünyesindeki çalıştığı tarihler olan 27.05.2013-30.06.2014 tarihleri arasındaki prime esas gerçek ücretinin; a)2013 yılının Mayıs ve Haziran aylarında; brüt 4.308,24 TL, b)2013 yılının Temmuz ayında; brüt 4.329,50 TL , c)2013 yılının Ağustos ayında; brüt 4.580,55 TL, e)2013 yılının Eylül ve Ekim aylarında; brüt 4.580,54 TL, f)2013 yılının Kasım ayında; brüt 4.646,55 TL, G)2013 yılının Aralık ayında; brüt 5.025,21 TL, h)2014 yılının Ocak ve Şubat ve Mart aylarında; brüt 4.308,24 TL, ı)2014 yılının Nisan ayında; brüt 4.579,50 TL, j)2014 yılının Mayıs ve Haziran aylarında; brüt 4.580,54 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; hiç bir resmi belge ve kaydın irdelenmediğini, yazılı delil olmadan usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda Mahkemece yapılan yargılama, SGK ve ticaret sicil kayıtları, tanık beyanları, banka kayıtları, emsal ücret yazı cevapları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı iş veren tarafından bankaya yatırılan ve yukarıda dökümü yapılan maaş miktarlarının, dosyada bulunan davaya konu döneme ilişkin ancak imzasız olan ücret pusulalarının ve Kuruma yatırılan sigorta primine esas ücretlerinin uyum içinde olduğu görülmekle birlikte; davacı tarafından davalı işveren aleyhine işçilik alacaklarının tahsili talebiyle açılan ve kesinleşen Bakırköy 32. İş Mahkemesinin 2014/322 Esas sayılı davasında tespit edildiği üzere ...'nin imzasının bulunduğu 30.06.2014 tarihli ibranamede ayrılık tarihinde hak ettiği net kazancının 3.080,00 TL olduğunun kayıtlı olduğu, yine ...'nin özlük işleri uzmanı olarak ...'nin ve özlük işleri yöneticisi olarak Salih Kaşmer'in imzalarının bulunduğu İnsan Kaynakları Müdürlüğü Tediye formunda hesaplanan ücretin 3.080,33 TL olduğu, hesaba gönderilenin 1.080,29 TL olduğu, farkın 2.000,04 TL olduğunun kayıtlı olduğu görüldüğünden, bu belgeler Mahkemece yazılı delil olarak kabul edilmiş, emsal ücret yazı cevapları göz önüne alındığında davacının davalı iş yerindeki prime esas gerçek ücretinin net 3.080,00 TL olarak kabul edileceği kanaati ile davanın kabulüne karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esasdan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesini tekrar ederek eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2-Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği 202 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 E., - 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., - 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., - 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., - 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., - 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10073, K. 2023/12145, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-10073-e-2023-12145-k-7923e2908e53