Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8277 E. 2023/12015 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/8277
- Karar No
- 2023/12015
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/860 E., 2020/2081 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 36. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/487 Esas, 2019/750 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 08.03.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı asil ... ve vekili Av. ... geldiler. Davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA Davacı özetle; müvekkilinin 02.04.2016 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, davalıların iş kazasının oluşumunda kusurları bulunduğundan bahisle 115.860,39 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalıların ortak vekili özetle; davalılardan ... Asansör İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin sermaye şirketi olduğunu, ortaklarının şahsi sorumluluğunun bulunmadığını, davalılar ... ve ... adına açılan davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının müvekkili işyerine 18.11.2015 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, asgari ücretle çalıştığını, ücretinin 1.900,00 TL olduğu iddiasının doğru olmadığını, bordrolardan da bu durumun anlaşılacağını, kazanın davacının kendi kusurundan meydana geldiğini, kazadan sonra işçinin işverene ait araçla bizzat işveren tarafından hastaneye götürüldüğünü, raporlu olduğu sürede de destek olunduğunu ve izin alarak dinlenmesine olanak sağlandığını, davacının asansör montaj bakım ustası olarak çalıştığını, davacıya iş güvenliği ekipmanlarının teslim edildiğini ve ayrıca kullanımı konusunda her türlü eğitimin veridiğini buna rağmen davacının kendi emniyetini sağlamadığını, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu bulunduğunu, davacının iddiası gibi demir eldivenle bu işin yapılması ve demirin tutulmasının mükmün olmadığını, yaşanan kaza sonucunda davacının ... 33. İş Mahkemesinin 2016/1302 Esas sayılı dosyasıyla iş kazası tespit davası açtığını, müvekkili şirketin iyiniyetli olarak bu davayı kabul ettiğini tüm bu hususların müvekkili işverenin iyiniyet ve özverisini gösterdiğini, karşı tarafın delil ve beyanlarına karşı delil ileri sürme hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davacının %40, davalı işveren şirketin %60, davalı gerçek kişilerin ise kusursuz olduğu, iş kazası nedeniyle davacının %17,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle, davalı gerçek kişiler yönünden zarardan şahsi sorumlulukları ve pasif husumet ehliyetleri bulunmadığından bahisle davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı gerçek kişiler yönünden husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararını kabul etmediklerini, davalı ...'ın şirketin ortağı ve yetkilisi Serhan Kılıç'ın şirketin ortağı olduğunu, iş kazasından sorumlu olduklarını, bilirkişi raporunda kusur verilmediğini ancak şirketle birlikte sorumlu olduklarını, olay anında tüm talimatlarının ... tarafından verildiğini, kaza anında davacıyı yöneten ve yönlendiren iş organizasyonuyla ilgili direktifler veren kişi olduğunu, işveren vekili de olmakla kusur verilmemesinin anlaşılamadığını, 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde işveren vekilinin tanımlandığını, kaza anında aynı ortamda çalışan ...'ın kusurlu hareket ettiğini, kusur bilirkişi raporunda itirazlarının karşılanmadığını, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle, işverenin kusuru olmayıp işçinin tam kusurlu olduğunu, switche basmadan asansörü çalıştır talimatı verdiğini, ön yüzden elini girdirmiş olsa bu kazanın olmayacağını, tecrübesine rağmen kasten kazaya sebebiyet verdiğini, ...'ın yukarıda olduğunu, kaza anında davacının yanında olmadığını, asansörün kendiliğinden çalışmadığını, davacının talimatı ile davalı ... tarafından çalıştırıldığını, kusur bilirkişi raporunda atfedilen %60 kusuru kabul etmediklerini, olayın iş kazası olmasının salt işvereni sorumlu tutmaya yeterli olmadığını, kararın kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, kusur konusunda yeni ve farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınması taleplerinin kabul edilmemiş olmasının doğru olmadığını, salt davalı şirketin kusur durumunun irdelendiğini, diğer davalıların kusurunun araştırılmadığını, mevcut kusur raporlarının hatalı olduğunu müvekkilinin asansör kabininin hareket ettirilmesi talimatını vermediğini, regülatör stop switchinin bağlantısı devam ederken asansör hareket edebileceğinden müvekkilinin asansörün hareket ettirilmesi talimatını vermeyeceğini, veremeyeceğini, daha da açık bir deyişle regülatör stop switcini monte eden müvekkilinin bu bağlantının devamı sırasında asansörün çalışabileceğini bile bile çalıştırma talimatı vermesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin asansör kapısının açık olduğunu düşünerek çalışırken asansör kapısının davalı ...’ın dikkatsizliği nedeniyle kapanması yüzünden kaza meydana geldiğini, müvekkilinin hiçbir ifadesinde ben asansörün çalıştırılması için ...’a komut verdim demediğini, davalı ...'ın kendi kusurunu kapatmak amacıyla davacının kendisine çalıştırma talimatı verdiğini ifade ve iddia ettiğini, davalı ...'ın asansörün kapısını kapatarak veya kapanmasını sağlayıp, müvekkilini bu konuda bilgilendirmediği için kapısı kapandıktan sonra da çalışan asansör nedeniyle kaza meydana geldiğini, bu kazanın müvekkilin başına gelen ilk kaza olduğunu, müvekkilinin daha öncesinde kaza geçirmediğini, kazadan önce asansör bakım uyarı levhasının binanın sadece zemin katına asıldığını, her kata asılması gerektiğini, zira asansör monte ettiklerini, bir bina sakininin yanlışlıkla asansörü çağırabileceğini, bu durumun davalı ...’a iletildiğini, fakat davalı ...'ın bunun yeterli olacağını söylediğini, kaza öncesinde işyerinde iş güvenliği uzmanı olmadığını, davalı ...'ın o an o sırada müvekkili ile birlikte görev yapan birisi olduğunu, bu durumun kusur yönünden yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, davalı gerçek kişilerin her ikisinin de davalı şirketin ortağı, temsil ve ilzama yetkili müdürleri oldukları, hükme dayanak kılınan 10.12.2018 tarihli kök kusur raporunda ve 11.03.2019 tarihli ek kusur raporunda davalı gerçek kişiler yönünden şahsi kusurlarının bulunmadığını belirten cümle dışında bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır Somut olayda, davalı gerçek kişilerin kazanın meydana gelişinde şahsi kusurlarının bulunmadığını belirten cümle dışında anılan davalılar yönünden bir değerlendirme içermeyen eksik bilirkişi raporları hükme dayanak kılınmak suretiyle sonuca gidilmiş olması yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle varsa aynı kaza olayından kaynaklanan rücuan tazminat ve ceza dava dosyalarının eksiksiz, okunaklı ve onaylı birer örneğinin eldeki dosya arasına celp ettikten sonra davacı sigortalı ve davalı şirket yanında özellikle işveren vekilleri oldukları anlaşılan davalı gerçek kişilerin kusur durumlarını, rücuan tazminat ve ceza dava dosyalarını ve davalı şirkete izafe edilen %60 oranındaki kusur yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı dikkate almak suretiyle iş kazasının meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir heyete irdeletmek, bu şekilde kusurun oran ve aidiyetini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacının hesap verilerine ve tazminat tutarlarına yönelik bir temyiz nedeni ileri sürmediğini göz önünde bulundurarak hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin ve kusur oranları dışındaki diğer hesap unsurlarının değişmemesi gerektiğini de gözetip çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Davacı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.